31 Ekim 2025
Gürer AYKAL yönetiminde Cumhuriyet Konseri...
30 Ekim 2025
Başkan Tugay: Depremin siyaseti olmaz, vicdanımızla konuşacağız
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 30 Ekim 2020 depreminde hayatını kaybeden 117 yurttaş için Bayraklı’daki 30 Ekim Deprem Anıtı ve Parkı’nda düzenlenen törene katıldı.
Tugay, kentsel dönüşüm çalışmalarına kaynak gerektiğini
anımsatarak, “Depremin siyaseti olmaz. Herkesin sorumluluğunu yerine getirmesi
gerek. Dünya Bankası kredi vermek istiyor ama engel oluyorlar. Söz konusu insan
canı ise her türlü hesabı bir tarafa bırakacağız, vicdanımızla konuşacağız”
dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 30 Ekim
2020 depreminde hayatını kaybeden 117 yurttaş için Bayraklı’daki 30 Ekim Deprem
Anıtı ve Parkı’nda düzenlenen törene katıldı. Törene ayrıca CHP İzmir İl Başkanı
Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan’ın yanı sıra ilçe belediye
başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve hayatını kaybedenlerin
yakınları katıldı. Tören, 30 Ekim’de hayatını kaybedenlerin isimlerinin yer
aldığı Deprem Anıtı önünde dua edilmesiyle başladı. Daha sonra anıta karanfil
bırakıldı. Depremin meydana geldiği saat 14.51'de sirenlerin çalmasıyla alanda
duygusal anlar yaşandı.
Başkan Tugay
üzüntüsünü paylaştı
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 30 Ekim
İzmir depreminin acısını yüreklerinde derinden hissettiklerini söyledi. Başkan
Dr. Cemil Tugay, bu tür olayların yaşanmaması için önlem alınması gerektiğini
ifade ederek “Bazı şeylerin siyaseti olmaz. Gerçekten kim nerede hata yaptıysa,
bunu kabul ederek gereğini yerine getirsin. Kimse samimiyetsiz olmasın, çünkü
insanların canlarından bahsediyoruz. Mevzuat eksikliği varsa, onu düzeltmek
için muhatap kimse, o eleştiriyi o alacak üzerine. O işin kontrolünü yaparken
kim eksik kalıyorsa, o işin muhataplığını o alacak üstüne. Kentsel dönüşüm
çalışmasına ihtiyaç var. O kentsel dönüşüm için kaynak lazım. Bayraklı ve
Bornova'da 100 bine yakın bina tarandı. Dayanıklılığı incelendi. Ortaya yapı
envanteri çıktı. Dediler ki ‘Burada 4 bin 100 konutun performans testlerinin yaptırılması
gerekiyor.’ Yani bu yapıların riski olabileceği söylendi. Biz de ilgili
belediyelere bu yazıları yazdık, bina sahiplerine durumu bildirdik. O günden
bugüne işlerin ilerlemesini bekliyoruz. Yarın hepimizin korktuğu o deprem
olursa? O binalara bir şey olursa bunun vebalini kim üstlenecek?
Belediyelerimiz yazılarını yazdı, bina sahiplerini uyardı ama şunu halletmemiz
gerektiği açık. İnsanlar binaları riskli çıkarsa o binaları boşaltmak zorunda.
Kendilerine ev bulmak zorunda. O riskli yapıların yenilenmesi için bir yöntem
bulunması lazım. Biz belediye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu
söyledik” ifadelerini kullandı.
“Dünya Bankası’nın
kredisini neden kullandırmadınız”
Deprem olduğu zaman kenti afet bölgesi ilan etmediklerini
hatırlatan Tugay, “5 yıldır sorunları çözülmemiş insanlar var. Dayanıksız
yapıların dönüşümü için çözüm emsal artışı vermek mi? Bu devletin insanlara
kaynak verecek gücü yok mu? Her şeye gücü var da, buna mı yok? Biri söylesin,
bunun muhatabı kim? Eğer diyorsanız ‘Belediye bu kaynağı yaratsın.’ Tamam ama
nasıl? Olmayan arsamız, olmayan kaynağımızla mı? Acı olan ne biliyor musunuz?
‘Dünya Bankası 330 milyon dolar para ayırdı. Siz kullanamadınız’ diye eleştiri
yapıldı. Allah'tan korkun! Belediyelere bunu kullandırın diye nasıl yalvardım.
Kentsel dönüşüm çalışmasına ihtiyaç var. Bu kaynağı belediyeler üzerinden halka
kullandıralım diye yalvardım. 4 bin 100 binanın değişmesi lazım diye söyledim.
Yazılarımızı yazdık. Cevap yok. Ondan sonra kalkıp bundan faydalanmadınız diye
açıklama yapıyorlar. Dünya Bankası vermek istiyor ama engel oluyorlar.
Belediyeler bu paraları kullanmasın, insanların sorununu çözmesin, halkın
desteğini kazanmasın istiyorlar. Ancak kentsel dönüşüm için kaynak sağlamak
zorundalar. İnsanların rezerv konuta ihtiyacı var. Kentsel dönüşüm yapılacak
binalarda yaşayanları orada ücretsiz barındıralım. Üzerinde bulunduğumuz
toprakta deprem riski var ise her türlü hesabı bir tarafa bırakacağız,
vicdanımızla konuşacağız” ifadelerini kullandı.
“İnsanın bazen elinden
bir şey gelmiyor”
İnsanların hayattan kopmasını artık göze alamadıklarını belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Ben o kadar üzgünüm ki anlatamam. Kaybettiğimiz insanların geride bıraktığı ailelerinin üzüntülerini yakından gözlemledim. Onlara yürekten sabır diliyorum. Ülkenin başka bir yerinde böyle bir acı yaşatmamak için üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Ancak herkesin sorumluluğunu bilmesi gerek. Çok çalışma yaptık. Zemin araştırmaları, bina taramaları, deprem master planı… Bunu daha da hızlandırarak devam edeceğiz. Ama yapamadıklarımız için muhatap kimse, ona durumu anlatmaya çalışmaktan öte bir şey yapamıyoruz. Umuyorum böyle zamanlar, böyle konuşmalar bazılarının vicdanına kulak vermesini sağlar. Olumlu sonuçlarla çıkarız” dedi.
“Her yurttaşın güvenli
bir evde huzur içerisinde yaşaması için mücadele ediyoruz”
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise İzmir'de kendilerini en
çok üzen konulardan birinin 30 Ekim depremi olduğunu belirterek, şunları
söyledi: “Bir ülkenin depreme hazırlığı sadece mühendislikle değil vicdanla,
liyakatle olur. Bu ülkede binalar çöküyor ama sorumlular asla yargılanmıyor.
Hukuk çökerse, kent de çöker, toplum da çöker. Kentsel dönüşüm yıllardır rant
aracı haline getirildi. İnsanların can güvenliği değil arsaların metrekare değerleri
konuşuluyor. Ekonomik kriz barınmayı lüks haline getirdi. İzmir bilimin
rehberliğinde, emeğin ışığında, dayanışmanın gücü ile yeniden ayağa kalkıyor.
Biz her yurttaşın güvenli bir evde huzur içerisinde yaşaması için mücadele
ediyoruz.”
“Bilimin ve aklın
rehberliğinde mücadele ediyoruz”
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal ise 30 Ekim 2020'de
saat 14.51'i gösterdiğinde Bayraklı'da hayatın bir anda değiştiğini belirterek
“Kaybettiklerimizi rahmetle anarken o günün tanıklığını ve sorumluluğunu
yüreğimizde taşıyoruz. Biliyoruz ki bir daha aynı acıları yaşamamak için omuz
omuza vermek zorundayız. Depremde yıkılacağını bildiğimiz binlerce konutumuz
var. Bu sadece bizi korkutan bir gerçek değil, bizi harekete geçirmeye mecbur
bırakan bir sorumluluk. Deprem sadece mühendisin değil vicdanın da sınavıdır.
Bu bilinçle bilimin ve aklın rehberliğinde vatandaşlarımızın güven içerisinde
yaşaması için mücadele ediyoruz” diye konuştu.
“İş birliği ve
dayanışma önemli bir güç”
İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Kurucu
Başkanı Haydar Özkan, 30 Ekim İzmir depreminin üzerinden 5 yıl geçtiğini
anımsatarak, “Depremde sadece binalar yıkılmadı. 117 canımızı kaybettik. O gün
kaybettiklerimiz için sadece gözyaşı dökmüyoruz. Onların anısını yaşatmak,
acılarını unutturmamak için buradayız. Biz İzmirlilerin dayanışması ile ayakta
kaldık. Komşusuna koşan, el uzatan, yüreğini paylaşan binlerce insan... O günün
en büyük mirası, bu dayanışmadır. Sabırlı ve azimli insanlar sayesinde bugün
emsal artışı ve hak kazanımları elde ettik. Sabahlara kadar mücadele ettik.
Onların kararlılığı sayesinde depremzedeler haklarını kazandı. Toplumsal iş
birliği ve mücadele önemli bir güç” dedi.
29 Ekim 2025
Yaşasın Cumhuriyet
29 Ekim 1923 günü zamanın içinde günlerden bir gün! "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında Cumhuriyet ilan edildi. 102 yıldır devlet yönetiminde ve düzeninde millet iradesi egemendir. Demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar, Cumhuriyetin en büyük değerleridir. Atatürk milletine değer verdi ve bu yönetim şeklini vatandaşları için uygun gördü. Küçüklüğümden beri Cumhuriyet Bayramını sevinçle kutladım. Onu sevdim, herkes için de sevinçle kabul edilecek olması çok güzel bir düşünceydi. Hala da bu düşünceye sahibim... Yaşasın Cumhuriyet, kutlu olsun...
24 Ekim 2025
Sürdürülebilir Mobilya Üretimi İçin AB’nin Yeni Kuralları Tartışıldı
Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (EMKOÜİB) ev sahipliğinde, Avrupa Birliği’nin “Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü (EUDR)” hakkında sektör temsilcilerini bilgilendirmek ve uyum sürecini hızlandırmak amacıyla önemli bir panel düzenlendi.
Avrupa Birliği’nin 29 Haziran 2023’te yürürlüğe aldığı ve
2025 yılı sonunda uygulanmaya başlayacak bu düzenleme, yalnızca çevresel bir
politika değil; aynı zamanda küresel ticaret kurallarını değiştiren yeni bir
ticari standart olarak kabul ediliyor.
Hammaddeden Son Ürüne
Şeffaflık: EUDR Türk Mobilyasını Dönüştürüyor
Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, “Türkiye mobilya sektörü bugün 4,5 milyar dolarlık ihracatla dünya liginde güçlü bir oyuncu. Ancak EUDR ile birlikte artık yalnızca üretim kalitesi değil, hammaddeden son ürüne kadar tüm tedarik zincirinin şeffaflığı sorgulanacak. Bu tüzük; ormansızlaşmaya yol açmayan, sürdürülebilir kaynakların kullanıldığı, izlenebilir üretimi zorunlu hale getiriyor. Biz EMKOÜİB olarak bunu bir engel değil, sektörümüzün marka değerini artıracak küresel bir fırsat olarak görüyoruz. Firmalarımızı bu sürece hazırlamak adına eğitimler, yazılım tabanlı izlenebilirlik sistemleri ve AB ile eşgüdümlü rehberlik çalışmaları planlıyoruz. Eğer süreci doğru okursak, Türk mobilyası sadece tasarımıyla değil sürdürülebilirliğiyle de öne çıkacak.” dedi.
Kağıt sektörümüzdeki
daha fazla firmanın sürece dahil edilerek teşvik edilmesini çok önemsiyoruz
Müjdat Kemer, “Birliğimizin toplam 940 milyon dolarlık
ihracatının 575 milyon dolarlık kısmını kağıt ve ambalaj ürünleri oluşturuyor.
Kağıt-ambalaj sektörümüz, Türkiye’nin kağıt ürünleri ihracatının yüzde 25’ini
üstleniyor ve bu rakam EMKOÜİB çatısı altındaki sektörlerin ne kadar güçlü bir
üretim ve ihracat kapasitesine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Panelimize
kağıt sektörümüzün yoğun katılımı bizleri son derece memnun etti. Biz kağıt sektörümüzdeki
daha fazla firmanın sürece dahil edilerek teşvik edilmesini çok önemsiyoruz.
Çünkü bu dönüşümü hep birlikte sahiplenirsek, yalnızca EUDR’ye uyum sağlamış
olmayacağız, Avrupa pazarında fark yaratan, sürdürülebilir üretimle anılan bir
ülke konumuna da yükseleceğiz.” diye konuştu.
EUDR: Ticaretin Yeni
Pasaportu
Ticaret Bakanlığı AB Tek Pazar ve Yeşil Mutabakatı Dairesi
Başkanı Elif Berrak Taşyürek, “EUDR yalnızca çevresel bir düzenleme değil;
ticaretin yeni pasaportudur. AB artık bir ürünün tasarımına ya da fiyatına
bakmıyor; üretildiği ormandan elde edilen ağacın koordinatına, karbon salımına
ve ormansızlaşmaya katkı yapıp yapmadığına bakıyor. Biz Bakanlık olarak hem
mevzuat uyum sürecini yürütüyor hem de sektörlerimizin bu dönüşüme hazırlanması
için yol haritaları oluşturuyoruz. Yükümlülüklerini zamanında yerine getiren
firmalar sadece AB pazarına erişmeye devam etmeyecek, aynı zamanda ‘düşük
riskli’ tedarikçi olarak rekabet üstünlüğü elde edecek.” diye konuştu.
Dijitalleşen ve
İzlenebilirlik Kurulan Firmalar Dünyanın Her Pazarına Açılacak
Orman Genel Müdürlüğü Belgelendirme, Standart ve İş
Geliştirme Şube Müdürü Metin Ünlü, “Türkiye orman varlığını artıran nadir
ülkelerden biri. Orman Genel Müdürlüğü olarak iki yönlü bir sorumluluğumuz var:
Hem doğayı korumak hem de üreticimizin, ihracatçımızın uluslararası pazarda
dışlanmasını engellemek. Firmalarımızın sahadan veriyi doğru toplamakla yükümlü
olduğu yeni bir döneme giriyoruz. Bu zorlayıcı bir süreç gibi görünse de şunu
açıkça söyleyebilirim: Eğer bu dönüşümü doğru yönetirsek Türkiye sürdürülebilir
orman ürünleri üretiminde küresel bir referans noktası haline gelebilir.
Hazırlanan, dijitalleşen, izlenebilirlik altyapısını kuran firmalar yalnızca
AB’ye değil, dünyanın her pazarına güvenle ürün gönderecek. Ormanlarımızın
geleceğiyle ihracatımızın geleceği artık aynı masada konuşulmak zorunda. Bu
yüzden bugün burada yaptığımız panel sadece bir mevzuat açıklaması değil;
Türkiye’nin sürdürülebilir üretim vizyonunun başlangıcıdır.” dedi.
Panel, sektör temsilcileri, akademisyenler, ihracatçılar, lojistik firmaları ve kamu yetkililerinin katılımıyla yüksek etkileşimle gerçekleşti.
Katılımcılardan gelen sorular; uygulama takvimi, dijital
veri sistemi, sertifikaların geçerliliği ve finansman modelleri üzerinde
yoğunlaştı.
20 Ekim 2025
İAOSB ve ASAD’tan Gençlere Kariyer Fırsatı
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin (İAOSB) desteğiyle Atatürk Organize Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Dayanışma Derneği (ASAD) tarafından düzenlenen ASAD İstihdam Günleri, İzmir’in üretim gücüyle gençleri aynı çatı altında buluşturdu. Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başlayan fuar, sanayi, eğitim ve istihdam alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Açılış törenine İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace,
ASAD Yönetim Kurulu Başkanı Şule Şenol, sanayiciler, İzmir Ticaret Odası
Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, meslek odaları temsilcileri ve çok
sayıda davetli katıldı. Etkinliğin üç gün boyunca süreceği fuarda, firmalar ile
gençler arasında doğrudan iletişim kurulması ve nitelikli iş gücünün sanayiyle
buluşması amaçlanıyor.
Açılışta konuşan ASAD Yönetim Kurulu Başkanı Şule Şenol, “Gerçekten de emek emek, istihdamla alakalı, insana dokunmak adına çok güzel bir organizasyon yapmaya çalıştık. Bugün İzmir’de sanayimizin kalbinin attığı yerlerden biri olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin destekleriyle, derneğimiz ASAD’ın ev sahipliğinde bir araya geldik,” dedi.
Şenol, konuşmasında sanayi ve istihdam ilişkisinde insan
temasının önemini vurgulayarak, “Artık yalnızca bugün ne üreteceğiz değil,
yarın kimlerle üreteceğiz sorusunu sormamız gerekiyor. Her şeyin dijitale
döndüğü bir dönemde, yüz yüze temasın, insanla doğrudan iletişimin çok değerli
olduğuna inanıyorum. Gençlerimizin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmaları,
firmalarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak kalifiye iş gücüne ulaşmaları en
büyük amacımız,” ifadelerini kullandı.
İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace ise konuşmasında
fuarın yalnızca bir istihdam etkinliği değil, aynı zamanda üretimin geleceğine
yapılan bir yatırım olduğunu vurguladı. “İzmir Atatürk Organize Sanayi
Bölgesinde 610 firmamızda yaklaşık 55 bin kişiye istihdam sağlıyoruz, bunun 21
bini kadın çalışanlardan oluşuyor. Kadın istihdamını desteklemek için
bölgemizde üçüncü anaokulumuzu da hizmete açmak üzere çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Hedefimiz, nitelikli iş gücünü artırarak sanayimizin
sürdürülebilirliğini güçlendirmek,” dedi.
Mesleki eğitimin ve genç istihdamının sanayinin geleceği için kritik bir öncelik olduğunu belirten Başkan, planlanan Mükemmeliyet Merkezi ve MESEM iş birliklerinin bu vizyonun önemli adımları olduğunu ifade etti. Fuarın sonunda emeği geçen tüm kurumlara teşekkür eden Başkan Cenk Karace, “ASAD İstihdam Fuarı, üretimin kalbi olan sanayimizle geleceğin teminatı gençleri bir araya getiren önemli bir platform oldu. Önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı daha da büyütmeyi hedefliyoruz,” diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ve kurdele kesiminin ardından, Cenk
Karace ve Şule Şenol İzmir’in önde gelen firmalarının stantlarını ziyaret
ederek katılımcılardan bilgi aldı.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
18 Ekim 2025
Patilerin Festivali Bu Yıl da Fark Yarattı
Konak Belediyesi’nin düzenlediği 6. Patilerin Festivali, bu yıl da hem farkındalık oluşturdu hem sahiplenmenin önemine dikkat çekti.
Festivalde konuşan Başkan Mutlu, “Satın alma, sahiplen,
mottosuyla yürüttüğümüz bu çalışmada sahiplenerek hem onlara, hem doğal yaşama
çok büyük katkıda bulundunuz. Her bir can dostumuz bir yuvaya, güvenli bir
yaşam alanına kavuşana kadar etkinliklerimiz devam edecek” dedi.
Konak Belediyesi’nin bu yıl 6’ncısını düzenlediği Patilerin
Festivali, yağmurlu havaya rağmen yüzlerce İzmirlinin katılımıyla gerçekleşti.
Patili canlar için Gündoğdu Meydanı’na akın eden hayvanseverler, birbirinden
güzel etkinlilerle keyifli bir gün geçirirken, bir yandan da alanda stant açan
sivil toplum kuruluşlarının sokakta yaşayan sevimli dostlar için ücretsiz mama
ve hediye dağıtımlarından yararlandı. Festivale katılan tüm sivil toplum
kuruluşlarına, firmalara ve hayvanseverlere teşekkür eden Konak Belediye
Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, yaptığı konuşmada “Satın alma, sahiplen”
mottosunu vurgulayarak şunları söyledi:
“İyi ki geldiniz, iyi ki can dostlarımıza sahip çıktınız. ‘Satın alma, sahiplen’ mottosuyla yürüttüğümüz bu çalışmada, sahiplenerek hem onlara, hem doğal yaşama çok büyük katkıda bulundunuz. Çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız; bu etkinliğimiz sizlerin desteğiyle sürecek. Her bir can dostumuz bir yuvaya, güvenli bir yaşam alanına kavuşana kadar etkinliklerimiz devam edecek.”
“Birlikte
Büyüyeceğiz”
Birbirinden eğlenceli etkinliklere sahne olan Patilerin
Festivali’nde Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü standında
sahiplendirme de yapıldı. Duyarlı vatandaşların bir an boş bırakmadığı standa
gelerek kedi sahiplenen Elif Şimşek, evlerinin yeni üyesini gururla göstererek,
“Heyecanlıyım. Evimde ilk defa kedi besleyeceğim, birlikte büyüyeceğiz” dedi.
Bir cana daha yuva
oldular
Belediye standına gelerek bir köpek sahiplenen Ulutaş çifti
de hem evde besledikleri hem de sokakta baktıkları canlar için festivale
katıldıklarını söyleyerek satın almayıp sahiplenmenin değerine dikkat çekti.
Nurdan Ulutaş, festival hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:
“Kapımızın önündeki kedi için kedi evi aldık, sokak
hayvanları ve kendi köpeğimiz için mamalar aldık. Burada sokak hayvanları için
ücretsiz mama veriyorlar. Bir de köpek sahiplendik. Çok güzel, çok keyifli bir
festival.”
Tunahan Ulutaş da, “Hayvanlara bir aksesuar, bir mal gibi
bakıp, ufak bir hevesle alıp daha sonra sokağa bırakılması konusunda
tepkiliyiz. Bakamayacaksak almayalım, alıyorsak onların sağlığı için
kısırlaştırmasını yapalım” şeklinde konuştu.
Can dostu
sahiplenenlere destek oldular
Festivale katılan dernek ve firmalar, duyarlı vatandaşları
yalnız bırakmadı. Çoğu mama desteği veren katılımcılar, sahiplenme yapanlara
ürün ve hizmet desteği de sağladı. Orora Gıda A.Ş sahibi İrfan Tüzünsoy,
belediyeden hayvan sahiplenen herkese Fiyopet gıda takviyeleri ürünlerinden
hediye ettiklerini ifade ederek şunları söyledi:
“Belediyemizin düzenlemiş olduğu bu etkinlikte belediye
barınağından yapılan her sahiplendirme için ürünlerimizden hediye ediyoruz.
Elimizden geldiğince sokak hayvanları için destek olmaya çalışıyoruz, her zaman
da barınağımızın yanındayız.”
Ücretsiz mama desteğinde bulunan Göztepe Pet Kuaför sahibi
Ayhan Deniz Kızılkaya da, “Göztepe Pet Kuaför olarak festivale katıldık. Buraya
sokak hayvanları için ücretsiz mama dağıtmak için geldik. En yetenekli can
dostu yarışmasına da katılıyoruz” dedi.
Festivale tam kadro katılım sağlayan Konak Rotary Kulübü
Derneği de mama desteğiyle dikkat çekti. Dernek üyesi Konak Pınar Aksoy, “Bugün
burada olmaktan çok mutluyuz. Konak Belediyesi’yle ortak çalışmalar yapmaktan
her zaman gurur duyuyoruz. Bugün sokaktaki hayvanlarımız için ücretsiz mama
dağıtımı yapıyoruz. Olabildiğince kişiye ulaşmaya ve bu konuda bilinç sağlamaya
çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ziya Tolunay Kavrar ise, “Kendim de bir hayvan sahibi olarak
sokak hayvanlarına yardım ediyorum. Rotary Kulübü olarak da bu tarz
etkinlikleri düzenliyoruz. Burada olduğumuz için çok mutluyuz” diye konuştu.
Hepsi yetenekli,
hepsi birinci
Festivalin en sevilen etkinliklerinden olan “En yetenekli
Can Dostu” ve “Sahibine En Çok Benzeyen Can Dostu” yarışmaları bu yıl da
ilgiyle takip edildi. Alkışlar arasında podyumda boy gösteren can dostları,
sevimlilikleri ve yetenekleriyle hayran bıraktı. En Yetenekli Can Dostu,
Süleyman Türk’ün patili canı Latte seçilirken, Ayhan Deniz Kızılkaya’nın
komutlarıyla dört işlemi eksiksiz gerçekleştiren can dostu Arthur ikinci, Tuğba
Ceylan’ın can dostu Simba ise üçüncü oldu.
Sahibine En Çok Benzeyen Can Dostu yarışmasının şampiyonu
Leyla Berberoğlu ve Shrek ikilisi olurken, Sibel
Berk ve Cadı Sim ikincilik, Doğukan
Altuntaş ve Kaju da üçüncülüğü aldı.
Festivalde çocuklar da unutulmadı. Gün boyu yüz
boyama ve çeşitli
atölye etkinliklerine katılan çocuklar,
patili dostlarla bol bol vakit geçirdi.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
17 Ekim 2025
Ege Orman Vakfı Yeni Sezon Gönüllü Dönem Açılış Buluşması Gerçekleşti!
Ege Orman Vakfı merkezinde düzenlenen buluşmada, Gönüllü ve Eğitim Sorumlusu Ülkü Ongun; ağaçlandırma çalışmaları, eğitim faaliyetleri ve devam eden projeler ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Eski ve yeni gönüllülerin bir araya geldiği toplantıda, önümüzdeki dönem projeleri de tanıtıldı.
Ege Orman Vakfı Genel Müdürü Perihan Öztürk, sivil toplum
örgütlerinin başarısında gönüllülerin vazgeçilmez rolüne vurgu yaparak, “tüm
gönüllülerimize emekleri için teşekkür ederiz” dedi.
Ege Orman Vakfı Bilim Kurulu ve Politika Oluşturma Başkanı
Yasemen Bilgili ise; “Yeni bir döneme; doğaya, iyiliğe ve umuda birlikte adım
atıyoruz. Her bir gönüllümüz geleceğimizin sesi.” Diye konuştu.
Ege Orman Vakfı Gönüllüleri, gönüllülük hikayelerini
paylaşarak çalışmalara destek olmaktan duydukları mutluluğu dile getirdi.
Konuşmaların ardından hep birlikte pasta kesildi, yeni sezona başlangıç
yapıldı.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
11 Ekim 2025
Yaşasın Cumhuriyet...
29 Ekim 1923 günü zamanın içinde günlerden bir gün! "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında Cumhuriyet ilan edildi. 102 yıldır devlet yönetiminde ve düzeninde millet iradesi egemendir. Demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar, Cumhuriyetin en büyük değerleridir. Atatürk milletine değer verdi ve bu yönetim şeklini vatandaşları için uygun gördü. Küçüklüğümden beri Cumhuriyet Bayramını sevinçle kutladım. Onu sevdim, herkes için de sevinçle kabul edilecek olması çok güzel bir düşünceydi. Hala da bu düşünceye sahibim... Yaşasın Cumhuriyet, kutlu olsun...
10 Ekim 2025
Doğru seçilmiş bir hobiyle kendinizi keşfedin
İzmir’in Karabağlar ilçesinde Nil’in Dünyası Hobi Evi’nde ilginizi çeken bir hobiye zaman ayırabilirsiniz.
Hem ruhunuzu besleyecek hem de hayatınıza yeni ufuklar
açacak bir aktiviteyle doldurmak isteyenleri “Nil’in Dünyası Hobi Evi’ne davet
eden Nilgün Boz çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi;
Uşak doğumluyum. Ortaokul döneminde İzmir’e geldim. Lise
eğitimimi tamamladıktan sonra Kıbrıs’a tasarım eğitimi almak için gittim.
Kıbrıs’ta eğitimimi tamamladıktan sonra tekrar İzmir’e döndüm.
Çocukluğumdan beri değişik tasarımlar yaparak üretmeyi seviyordum. Evimizdeki oyuncaklarımdan başka tasarımlar yaparak yeni oyuncaklar yapıyordum. Annem pasta süslerken ben anneme yardım ederek pasta üzerinde bile tasarım yapan bir çocuktum.
Çok iyi bir görsel hafızam var. Canım ne yapmak isterse
malzemelerimi çıkarıp üretmeyi seviyorum. Bir yerde ürün gördüm onu hemen
kendim yapmak istiyorum. Kimseden destek almadan sonuna kadar çalışarak
gördüğüm tasarımı yapıyorum. Çalışırken başka hiçbir şey düşünmüyorum.
Zamanımın büyük bir
bölümü atölyemde geçiyor
Haftanın 5 günü atölyemde çalışıyorum. Müşteri siparişe göre
çalışıyorum veya günlük kendi istediğim tasarımlarımı yapıyorum.
İnstagram hesabımız nilindunyasihobievi sayfamızdan workshop günlerimizin duyurusunu yaparak etkinlik oluşturuyoruz. Kursiyerlerimizle Makrome duvar süsleri, abajur, kütük mumluk, el boyaması objeler, sunum tabağı, çanta, takılar, epoksi takılar, boncuk takılar, eski iğne oyalarından takılar, ahşap boyama, polyester döküm gibi çeşitli workshoplarımızı çalışırken aynı zamanda eğleniyoruz. Çaylarımızı içerken böreklerimizin tadına bakıyoruz. Hem öğrenmek hem de keyifli vakit geçirmek isterseniz internet sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Beğenilen bir tasarım
toprak gramofon
Yine çok beğenilen bir tasarım olan toprak gramofonumuzdan
bahsetmek istiyorum. Toprak Gramofonumuz telefonunuzdan çıkan sesi akustik
şekilde arttıran son derece yüksek kaliteli ve özel bir üründür. Tamamen el
yapımı olan ürünümüz tüm cep telefonlarına uyumludur. Özel topraktan yapılmış
ve yüksek dereceli fırında pişirilmiş sonrasında özel olarak el işçiliği ile
boyanmıştır. Sipariş olarak renk seçeneklerimiz mevcuttur. Detaylı görseller
için internet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Atölyemiz Karabağlar ilçesi Yeşilyurt semtinde. Daha önce
Balçova’da küçük bir atölyem vardı. Burası daha geniş bir alana sahip olduğu
için 2 yıldır Yeşilyurt semtinde çalışmalarım devam ediyor. İzmir’in her
yerinden çalışmalarımıza katılım oluyor. 10 kişilik gruplar olarak workshop
çalışmaları yapabilecek büyüklükteyiz.
Yılbaşı yaklaşıyor. Ağaç süsleri, çam kozalakları boyuyoruz.
Şimdiden yılbaşı için atölye çalışmalarımız başladı. Yılbaşı atölye
çalışmalarımıza katılmak isteyen herkes bizi instagram hesabımızdan takip
ederek bilgi alabilir.
Aile gibi olduk
Bazen evde yapılacak bir şey bulamayan dostlarımız geliyor. Atölyemizin terapi merkezi gibi olduğunu söylüyorlar. Kendilerini ev ortamında gibi hissediyorlar. Aile gibi olduk. Atölyemiz Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine çok yakın. Sosyal medyada konum paylaşımından bizi rahatlıkla bulabilirler. Hem üretmek, zihninizi boşaltmak, kendinizi evinizde gibi hissetmek isteyen herkese kapımız açık. Bir kez denemek için bekliyoruz. Atölyemize bir kez gelen tekrar gelmek istiyor, diye konuştu.
9 Ekim 2025
Gazeteci Esat Erçetingöz'ün 53. kişisel sergisi
Gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Esat Erçetingöz’ün Rize’nin doğal güzelliklerini konu alan fotoğraf sergisi, İzmir Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.
Açılış töreni 7 Ekim Salı günü saat 18.00’de Türkan Saylan
Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Esat Erçetingöz açılış konuşmasında şöyle konuştu;
“Rize Valiliği’nin daveti ve Ege Bölgesi Rize Dernekleri
Federasyonu’nun organizasyonuyla Mayıs ayında gittiğim Rize'de çektiğim
binlerce fotoğraf arasından seçtiğim 60 kare süsledi sergi salonunu. Rize'nin
güzelliklerini yansıtmaya yetmezdi elbet, ne de olsa Tanrı kendine ayırdığı en
güzel toprakları vermişti Rizelilere. Ne tasadüftür ki 53. Kişisel sergimdi ve
bu da Rize'nin plakasına denk gelmişti. bu
Sergiyi açmama vesile olan Rize Valimize, EGE RİDEF Genel
Başkanı Mehmet Topaloğlu'na, Başkan Yardımcısı Hüseyin Koç'a, Konak Belediye
Başkanımız Nilüfer Çınarlı Mutlu'ya ve ekibine, İGC Başkanı Dilek Gappi ve
yönetim kurulu arkadaşlarıma, sağanak yağışa rağmen beni yalnız bırakmayan tüm
dostlara sonsuz teşekkür ediyorum” dedi.
EGE RİDEF Başkan Yardımcısı Hüseyin Koç, Rize Valiliği’nin
misafirperverliğine teşekkür ederek Esat Erçetingöz'ün çektiği fotoğraflarla
kentin tanıtımına yaptığı katkıya dikkat çekti.
Federasyon Genel Başkanı Mehmet Topaloğlu ise sergide yer
alan 60 fotoğrafın Rize’nin doğasını ve kültürünü başarıyla yansıttığını
söyledi.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ise, “Basın dünyamızın saygın isimlerinden biri olan Esat Erçetingöz’ü ve emeği geçen herkesi kutluyorum” ifadelerini kullandı.
Açılış töreninin ardından konuklara Rize simidi, koloti
peyniri, mısır ekmeği, karalahana sarması, enişte lokumu ve kokulu üzüm gibi yöresel
lezzetler ikram edildi. Kemençe ve tulum eşliğinde sergilenen yöresel halk
oyunlarıyla etkinlik renkli anlara sahne oldu. Davetliler Karadeniz horonu ile
coştu.
Rize’nin doğal güzelliklerini konu alan sergi, 15 Ekim 2025
tarihine kadar Türkan Saylan Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin
ziyaretine açık olacak.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
8 Ekim 2025
Sanatçı Irmak’ın eseri “Zamansızlık” sergisinde
Ulusal Kadın Sanatçıları Zamansızlık temalı resim sergisi 8 Ekim Çarşamba günü sanatseverlerle buluştu.
Urla Belediyesi Aryom Kültür Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda eseri bulunan Başarılı Ressam Ayşe Resa Irmak Sergide çok değerli ressamların eserleri bulunduğunu ifade etti.
Zamansızlık Sergisi sadece kadın sanatçıların katıldığı bir
sergi olduğunu söyleyen Sanatçı Irmak sözlerini şöyle sürdürdü;
Küratörlüğünü Yıldız Arun’un yaptığı Urla Aryom Kültür Merkezi'ndeki Zamansızlık Tema'lı sergisine Nostalji isimli, akrilik ve özel dolgu boyaları ile yaptığım tablom ile katıldım. Nostalji tablomda mutlu kadın figürlerini resmettim.
Eserlerimde her zaman canlı renkleri tercih ediyorum. Tablolarıma bakan kişilerin huzur, sevgi, pozitif enerji dolu olmalarını istiyorum.
21 Ekim 2025 tarihine kadar ziyarete açık olacak sergimizi ziyaret etmeleri için tüm sanatseverleri davet ediyorum, dedi.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
5 Ekim 2025
Mobilyada İnovatif ve Sürdürülebilir Tasarımlar İçin Büyük Güç Birliği
Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçireceği Eko-Tasarım Tüzüğüne uyum sağlamak isteyen Türk mobilya sektörü, çevre dostu, sürdürülebilir ve yenilikçi tasarımların geliştirilmesine yönelik iş birliklerini artırıyor.
Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği
ile Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK) İzmir Şubesi tarafından
düzenlenen “Design2Prototype: Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı”, İzmir Büyükşehir
Belediyesi ve İzmir Akdeniz Akademisi’nin desteğiyle 4-5 Ekim 2025 tarihlerinde
Tarihi Bıçakçı Han’da gerçekleştirildi.
Sanayici, tasarımcı ve öğrencileri bir araya getiren
çalıştayda, üretime uygun çevreci mobilya tasarımları geliştirildi. Beş mobilya
imalatçısı ve ihracatçısı, beş profesyonel tasarımcı ve endüstriyel tasarım
öğrencilerinden oluşan ekipler, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve döngüsel
ekonomi ilkeleri doğrultusunda yenilikçi projeler ortaya koydu. Her ekip en
fazla iki tasarım üzerinde çalışırken, toplamda 13 tasarım ortaya çıktı. Bu
projelerin prototipleri 3 hafta içinde üretilecek ve Tarihi Bıçakçı Han’da
sergilenecek.
Eko-Tasarım Çalıştayıyla ilgili bilgi veren Ege Mobilya
Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı
Müjdat Kemer, Eko-Tasarım tüzüğünün Avrupa’da uygulanmaya başladığını 3 yıllık
bir geçiş dönemi olduğunu, bu geçiş dönemi sonunda Avrupa’ya mobilya ihracatı
için yeşil ürün pasaportunun zorunlu hale geleceğini vurguladı.
“Yeşil ürün pasaportu dediğimiz bu ürünün nasıl üretildiği,
ne kadar ömrü olduğu, nasıl tamir edileceği ile ilgili ve en son nasıl bertaraf
edileceğiyle ilgili tüm bilgilerin karekodda yer aldığı bir sistem” diye tarif
eden Kemer, “Bu sisteme sahip olmayan firmaların Avrupa Birliği’ne ihracatları
söz konusu olmayacak. Mobilya sektörümüz Eko-Tasarım sistemine henüz hazır
değil en büyük sıkıntılarımızdan birisi bu. Sektör bunun farkında değil üzücü
olan tarafı da bu. Avrupa’ya ihracatta bir an gelecek sıkıntıyla karşı karşıya
kalacağız. İnsanlar zannediyorlar ki, ISO 9000 belgesi gibi bir belge. Bu bir
belge değil şirketin yapısıyla ilgili bir konu. Şirket dijitalleşmeden ürün
pasaportuna sahip olması mümkün değil. Yeşil ürün pasaportu ürünlerin Avrupa’da
ürünlerin serbestçe dolaşması imkanını sağlıyor. Bizim için çok büyük bir
fırsat ama kurallara uymak ve bu tür etkinlikler yaparak bilinç düzeyini
artırmamız gerekiyor. Eko-tasarıma uygun ürün konusu İtalyanlar içinde geçerli,
Hollandalılar içinde, İspanyollar içinde var. Çalıştayları da bu hedefe ulaşmak
için sık sık yapmak istiyoruz. Bizim tasarıma ve yeniliklere şiddetle
ihtiyacımız var. Bunları yapan firma risklerle karşılaşabilir ama yapmayan
kesinlikle batar. Bu maddi yatırımda gerektiren bir konu teknoloji. Elimizden
geldiğince sektörü uyarmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Çakmak: “Eko-Tasarım
Çalıştayı Bakış Açımı Değiştirdi”
Yatak, baza ve yatak başlığı üretimi yapan Ege Mobilya Kâğıt
ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Engin Çakmak,
Eko-Tasarım Çalıştayında öğrencilerin çok güzel tasarımlar ortaya
çıkardıklarını, iki günde düşünmediği konuları düşünmeye başladığını,
Eko-Tasarım Çalıştayının bakış açısını değiştirdiğini, bu etkinliklerin daha
sık olması gerektiğini düşündüğünü kaydetti.
Tasarımcılarla daha yoğun bir iş birliği yapmak
istediklerinin altını çizen Çakmak, “Bizler talepkârız. Tasarımcıları bünyemize
alabiliriz. Bizlerde onlara fırsat sunmak istiyoruz. Bizler de sonuçta pazarın
istediği ürünleri üretiyoruz. Yeni ve farklı ürünlerle öne çıkabiliriz. Yatak,
baza ve başlık üreticisiyiz. Çıkan modeller çok hoşuma gitti, diğer ürünlerden
ayırt edecek özellikler var. Apliklerle, telefon şarj aletleriyle
birleştirdiğimiz ürünlerimiz var. Burada daha farklı ürünlerde gördük. Kolçaklı
ürün var. Yattığınız zaman bir koltuk havası veriyor. Onu da üretebiliriz, o
imkanlara sahibiz. Satabileceğimizi düşünüyoruz. Yeni bir dünyaya girdik. Çok
cesaretli ve şevkle yatırım düşünüyoruz. İki günde bakış açım değişti.
Fabrikamızda 3 bin metrekare bir alanımız daha var. Orayı kapatıp orada özel
projeli ürünler üretmek istiyoruz. Prototipleme Laboratuvarı gibi çalışacak bir
üretim tesisi hayata geçirmek istiyoruz. Yeni projeleri denediğimiz bir yer
olacak” ifadelerini kullandı.
Güvenir: “Eko-Tasarım
Çalıştayında somut fayda daha görünür olacak”
İyi Tasarım İzmir Küratörü Can Güvenir, tasarım
yarışmalarında konsept işler sunulduğunu, Eko-Tasarım Çalıştayında ise üretici
firmalar var tasarımcıların çıktı odağında bir iş birliği geliştirdiklerinin
altını çizdi. Güvenir, “Somut fayda daha görünür olacak. Fabrikalar ziyaret
edilecek, iş birlikleri uzun soluklu olacak” dedi.
“Mobilya sektörünün ürün üretmesi ve ürün satması gerekiyor”
tespitinde bulunan Güvenir, şöyle devam etti: “Aslında bunun bir sosyal boyutu
var istihdam yoğun bir sektör. Hammaddesi insana bağlı. Bu insanlar para
kazanmalı ki iyi hissetmeli. Doğayı koruyor muyuz, doğayı zehirliyor muyuz?
Doğadaki kaynaklar sınırlı. Biz sınırlı kaynaklar üzerinden nitelikli ürünler
üretmek zorundayız. O yüzden hammaddeyi geri dönüştürülmüş malzemeden almak
zorundayız. Neden AB buna bizi zorluyor çünkü kaynak yok. O yüzden iyi tasarım
10. Kez düzenleniyor. İzmir’e mal olmuş bir disiplin. İyi tasarıma zorluyoruz.
Bizim buradan aldığımız doğaya saygılı, insana saygılı olan, ekonomik refahı
hedefleyen bir araç olmayı, ara yüz olmalı tasarım. AB bir dönüşümün eşiğinde.
Şu anda ihraç üretimi yapan endüstriyel firmalar tasarımcılarla çalışarak geçiş
dönemini iyileştirebileceğini düşünüyor. Bu etkinlik ticarileşebilecek bir
çıktı çıkaracak. Farklı disiplinlerle, farklı jenerasyonlarla, farklı
sektörlerle İzmir’in yaratıcı ve tasarımcı yönünü hem İzmir’e hem de yurtdışına
göstermek istiyoruz. Mobilya, ihracat ve tasarım sektörünün iş birliğini
başlatan bir çalıştay olarak görüyoruz.”
Onur: “Avrupa’da da
fark yaratacak tasarımcılar İzmir’de var”
Endüstriye Tasarımcılar Meslek Kuruluşu Başkan Yardımcısı ve
İzmir Şubesi Başkanı Ezgi Ezdar Onur, sektöre tasarımcılar kazandırmanın
öncelikli hedefleri arasında yer aldığını, bu sayede sektörlerin tasarım
gücünün artacağına dikkati çekti.
“Bu çalıştayda firmalarımız gördü ki, Avrupa’da da fark
yaratacak tasarımları yapan tasarımcılara Ege Bölgesi’nde erişebiliyorlar”
diyen Onur, şöyle devam etti: “Sektör temsilcileri inovasyonda, tasarımın
gücünü görebiliyorlar. İnovasyonda rekabet etmek istediğinizde tasarım çok
güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. Bu çalıştaylar sektörel iş birliklerine
zemin sağlanıyor. İhracatçılar üniversiteler, tasarımcılar bir araya geliyor.
Henüz tasarımla tanışmamış ya da yeni keşfetmiş firmalar buralarda ilk elden
tasarımcıların nasıl çalıştığını görerek tasarımcıyla tanışmış oluyorlar ve
bunlardan nasıl istifade edebileceklerini, ticari anlamda da nasıl fark
yaratabileceklerini görmüş oluyorlar. İyi tasarımın yaygınlaştırılması da bizim
amaçlarımızdan bir tanesi. Bu yüzden bütün çalışmalarda nitelikli tasarımların
çıkması bizim önceliklerimizden. Bizler profesyonel tasarımcıları da işin içine
dahil ettik. Onlar genç arkadaşlarımıza yol gösterici olarak yer alıyorlar.
Firmalardan aldığımız tasarım briflerini de arkadaşlara aktarıyorlar.”
Bu çalıştaylarla
tasarımla ilgili ön yargıları kırıyoruz
Tasarımcılar olarak ürün üretim sürecindeki amaçlarından
birinin de insanla ürün arasındaki iletişimi sağlamak olduğunun altını çizen
Onur, “Bunu nasıl yapıyoruz? Kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını anlayıp
onlarla empati kurup, onların ihtiyaçlarına cevap verecek yaratıcı çözümler
oluşturuyoruz. Bu bir yataksa bu yatağı nasıl daha rahat kullanır, nasıl
ergonomik olur bunları sorgulayarak o insanlara göre ürünler çıkarılmasına
yardımcı oluyoruz. Tasarımcının rolü bu anlamda çok kritik. Firmalarımızın bir
pazara hitap ediyor ve bu pazarı iyi anlıyor olması lazım. Bu anlamda bu
çalıştayın tasarımın sektöre yaygınlaştırılması noktasında büyük bir başlangıç
olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tasarım biraz yaparak da öğrenilen bir meslek dalı.
Biz ne kadar anlatırsak anlatalım tasarım şöyle önemlidir, böyle önemlidir ama
ilk elden görüp deneyimlediklerinde, tasarımcıyla çalıştıklarında firmalar
farkı gerçekten anladılar ve kendilerinden bunu da sürekli görüşmelerimizde
duyuyoruz. Ön yargıların da kırıldığını kendilerinden duyarak anladık. Tasarım
gerçekten fark yaratır mı, tasarımcı bize nasıl bir değer katarı anlamaya
başladılar. Çok güzel bir iş birliğini başlatmış olduk. Hem üniversite tarafı
hem ihracat yapan firma tarafında hem de endüstriyel tasarım yapan meslek
kuruluşu bazında güçlü bir birliktelik sağladık. Bundan sonraki süreçte daha
etki edecek projelerle iş birliği yapacağımıza inanıyoruz” diye konuştu.
Durmaz: "5 ekip
13 tasarıma imza attı"
ETMK İzmir Şubesi Başkan Yardımcısı Didem Durmaz, bu
çalıştayda oluşan 5 ekibin 13 tasarıma imza attığını çıkan tasarımların
prototip üretimlerini firmaların gerçekleştireceğini, üretim aşamalarında
öğrencilerin firmaları ziyaret ederek hem üretimde bulunacaklarını hem de
tasarımının ürüne dönüşmesi aşamasına hâkim olacaklarını dile getirdi.
“Burada pek çok kazanım var” diyen Durmaz, “Firmalar
açısından ürün gamlarına yeni tasarım ürünleri katmak, öğrenciler açısından
farklı sektörlerde mobilya çalışmamış olanlarda ya da mobilya çalışmış ama
üretim görmemiş olanlar üreticiyle çalışma, profesyonelle çalışma fırsatı
buldular. Burada farklı iş birlikleri kurulduğunu görüyoruz. Buraya gelen mentörler,
ziyaretçiler ve iyi tasarım ekibinden, ihracatçılar birliğinden kişilerle
farklı iş birlikleri yapılabileceğini ve farklı fırsatların doğabileceğini
gördük. Çalıştayda tasarımlarda ilk olarak sürdürülebilirliği önceliklendirdik.
Bunun yanında firmaların talep ettiği tasarımlar var. Firmaları seçerken bir
ofis mobilyası varsa, bir tane yatak firması olsun, bebek ürünleri üreten firma
olsun gibi mobilyanın kırılımlarını her birini de görebileceğimiz sergi alanı
olması için firmaları farklı seçmeye çalıştık. O yüzden sergide de çok farklı
ürünler gözükecek. 3 haftalık prototip süresinden sonra Tarihi Bıçakçı Han'da
sergimizi açacağız. Bazı öğrencilerimizin bu vesileyle staj ve iş fırsatlarının
doğabileceğini gördük” dedi.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT
4 Ekim 2025
Dünya hepimize yetecek kadar büyük değil mi!
"Hayvan Hakları" kavramı, insan dışındaki canlıların tıpkı insan gibi "yaşam hakkı"na sahip olduğu fikrinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir düşüncedir.
Hayvanların "insancıl" muamele görmelerinin gerekli olduğu anlamına gelir. Yani hayvanların eti, derisi ve eğlence için öldürülmemesi demektir.
"Hayvan Hakları" savunucuları, hayvanların insanlar tarafından yok edilmemesi için ve şehirlerin büyümesi sonucunda, onların yaşam alanlarının yok olma tehlikesi yaşamaları yüzünden büyük bir mücadele vermektedirler.
Evrensel Hayvan Hakları Bildirgesi, 15 Ekim 1978 tarihinde Paris'te, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir.
Türkiye'de ise hayvan hakları 2004 yılında yasayla koruma altına, çeşitli cezalar ile de güvence altına alınmıştır.
TBMM'de 9 Temmuz 2021 tarihinde yapılan yasal düzenlemeyle, hayvanlara yönelik işkence, kötü muamele, tecavüz gibi hak ihlalleri suç kapsamına alınarak hapis cezası getirilmiştir.
Mavi gezegen Dünyamızda tüm canlıların barış içinde yaşaması hepimizi mutlu edecektir. Dünya hepimize yetecek kadar büyük değil mi!

.jpg)






