14 Mayıs 2026

Doğruyol’dan Sistem Eleştirisi: "Hastaneler İşletme, Hastalar Müşteri Oldu!"


Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, Sağlık sisteminin içine düştüğü "ticari" sarmalı ve yönetimsel krizleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken, sağlık sektöründe son zamanlarda giderek artan şikayetler ve sistemin aksayan yönlerini sert bir dille eleştirdi.

Birlik Sağlık Genel Başkanı 30 yıllık sendikacı Ahmet Doğruyol, Türkiye’deki sağlık sistemindeki gelişmeler ve yapısal sorunlara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. İzmir Ege Medya Platformu üyesi gazeteci yazarlar ile bir araya gelen Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 1994 yılından bu yana sendikal faaliyetlerin içinde olduğunu belirterek, herhangi bir siyasi partinin uhdesinde olmadıkları için gerçekleri özgürce dile getirdiklerini vurgulayarak sistemdeki sorunlara dikkat çekti.


Batı’da Olduğu Gibi Liyakat İçin Kriterler Getirilmeli

Doğruyol’un en sert eleştirilerinden biri, sağlık yönetimindeki kadrolaşma üzerine oldu. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen yasaya dikkat çeken Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 2 Kasım 2011'de yayımlanarak yürürlüğe giren 663 sayılı KHK ile sağlıkta "yeni yapılanma" (sağlık müdürlükleri, kamu hastaneleri birliği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu vb.) getirilmiş, sağlık personeline sözleşmeli istihdam ve performans sistemi esasları belirlendiğini açıkladı.


663 sayılı KHK ile hastane yöneticilerinin (İl Sağlık Müdürü, Başhekim, Müdür, başhemşire ve yardımcıları) sözleşmeli statüye geçtiğini hatırlatan Doğruyol, bu atamalarda liyakatin tamamen devre dışı kaldığını iddia etti. İl Sağlık Müdürü, Başhekim ve benzeri yönetim kadroları için bazı kriterler getirilmesi gerektiğini kaydeden Doğruyol, "Siyasete dokunmadan başhekim olma ihtimali neredeyse imkansız gibi. Oysa Batı’da bu makamlar için meslekte belli süre hizmet etmek, eğitim vb. gibi net kriterler bulunmakta. Ülkemizde de liyakat için bazı makam ve unvan atamalarında kriterler getirilmeli" diye konuştu.

Türkiye MR ve Tomografide Avrupa’nın Rekorunu Kırıyor

Türkiye'nin sadece İstanbul'da tüm Avrupa'dan daha fazla MR ve tomografi çekerek rekor kırıldığını söyleyen Doğruyol, bu durumun arkasındaki kirli çarkı anlattı. Kamu hastanelerindeki laboratuvar ve radyoloji hizmetlerinin özelleştirilmesinin "hizmet alım kotası doldurma" gayretini doğurduğunu, firmaların para kazanması için sistemin zorlandığını belirtti. Ayrıca, radyoloji raporlarının internet üzerinden ihale edilen firmalara okutulduğunu, bazı raporların hastaya bakılmaksızın "kopyala-yapıştır" yöntemiyle hazırlandığını, hatta bir kurşun önlük filminin bile "hasta bulgusu" gibi raporlandığı trajikomik vakaların yaşandığını dile getirdi.


İzmir’de Sağlık Yatırımları Yetersiz

İzmir’deki sağlık yatırımlarına değinen Doğruyol, kentin yatırım noktasında Orta Anadolu ve Doğu bölgelerinin gerisinde kaldığını ileri sürdü. Özellikle Bozyaka Devlet Hastanesi’nin yıkım sürecine tepki gösteren Doğruyol, "1995’te açılan bir binanın 17 yıl sonra yıkımının gündeme gelmesi milli servet kaybıdır. Buranın kapatılmasında bölgedeki özel hastanelerin payı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, şehir hastanelerinin şehrin dışına kurulmasıyla vatandaşın sağlığa erişiminin zorlaştığını, merkezdeki değerli sağlık arazilerinin ise birer birer satıldığını hatırlattı. Sağlık Bakanlığı son dönemde yayımladığı kararnamelerle 30’dan fazla ilde çok sayıda sağlık arazisinin satışa çıkarılmasını eleştiren Doğruyol, özellikle İzmir Selçuk Devlet Hastanesi arazisi üzerinden örnek verirken, eski hastane binalarının yıkılıp arsalarının satılması yerine, buraların "Sağlıklı Hayat Merkezleri", "Aile Sağlığı Merkezleri" veya butik hastaneler olarak kullanılması gerektiğini önerdi.


Bebek Çeteleri ve Özel Hastanelerin Kar Hırsına Karşı Denetim Mekanizmaları Artmalı

Sağlıkta "Liyakat" ve "Ticaret" kıskacına özellikle son dönemde kamuoyunu sarsan "Bebek Çetesi" olaylarına da değinen Doğruyol, özel hastanelerin denetimden uzak birer ticarethane gibi çalıştırıldığını savundu. Geçmişte yaşadığımız gibi, birçok özel hastanenin yeni doğan ünitelerini birkaç kişinin kiraladığını ve doğan bebeklerin büyük bir kısmının haksız kazanç sağlamak amacıyla gerekmediği halde yeni doğan yoğun bakımlara yatırıldığını iddia eden Doğruyol, "Özel hastanelerde doğan 10 bebekten 9'u neredeyse otomatik olarak yoğun bakıma alınıyor. Burada sosyal güvenlik aracılığıyla devlet soyuluyor, milletin parası imkanlar çarçur ediliyor. Özel hastanelerin önceliği para kazanmak. Denetim mekanizması kurulmadığı sürece devletin imkanları çarçur edilmeye, vatandaşın sağlığı ticarete konu edilmeye devam edecektir" uyarısında bulundu. SGK’nın soyulduğunu, faturaların şişirildiğini, sorumluluk alınmadığını vurgulayan Doğruyol, “Para kazanmanın bir sınırı, bir çerçevesi olmalı” diye konuştu.


Asıl Hedef: Vatandaşı Hasta Etmemek

Çözüm: Koruyucu Sağlık Hizmetleri

Sağlık Bakanlığı'nın başarısının ameliyat veya poliklinik sayısıyla değil, "vatandaşı hasta etmemekle" aşılama ve önleyici hizmetlerle vatandaşı hastaneye düşürmemekle ölçülmesi gerektiğini belirten Doğruyol, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki "sağlık evi ve köy ebesi" modelinin önemine dikkat çekti. Aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin (aşılama, önleyici tedbirler vb.) merkeze alınması çağrısında bulundu.

Çözümün "Koruyucu Sağlık Hizmetleri"ne dönmek olduğunu vurgulayan Birlik Sağlık Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, "Sağlıklı Hayat Merkezleri önemli bir adım. Ancak önce vatandaşın bu merkezlerin varlığından haberdar olmasını sağlayın. Farkındalığı artırın. Butik tarzı, küçük çaplı laboratuvar hizmetleri ile güçlendirin” diye konuştu.

Doğruyol, ayrıca ileri tahlil ve tetkiklerin yapıldığı, aşı üreten Hıfzıssıhhaların da mutlaka yeniden açılması gerektiğini dile getirdi.


İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan’da sağlık sektörünün önemine dikkat çekerek,  “Ege bölgesinden 200 gazetecinin bulunduğu özgün bir mesleki organizasyon olarak toplumun tüm kesimleri ile bir araya geldiklerini ve 150’yi aşkın buluşma ile haberleri masada değil, kaynaklarından dinleme fırsatı bulduklarını kaydederek, bugünkü buluşma için Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol’a teşekkür ediyorum” dedi.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

12 Mayıs 2026

“Yeşil Meslekler Akademisi” projesi başlıyor


İzmir Sanayici ve İş insanları Derneği  (İZSİAD) ile üye firması Uslu Elektrik arasında imzalanan protokol kapsamında Türk Eğitim Vakfı (TEV) işbirliğinde hayata geçecek olan  “Yeşil Meslekler Akademisi” projesi başlıyor.

Türkiye genelinde 18 ila 25 yaş arasındaki 100 gencin sürdürülebilir enerji teknolojileri, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim gibi gelişen trendlerin merkezindeki mesleklere hazırlanacağı projenin tanıtım toplantısı İzmir Ontur Otel’de yapıldı.

Toplantıya İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, Uslu Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Selim Uslu, Türk Eğitim Vakfı  (TEV) Yürütme Kurulu Onursal Başkanı Sevda Şükürer, TEV İzmir Şube Başkanı Gülnur Soybayraktar ile İZSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı.

Yüksel: “Yeşil dönüşümü yönetecek genç iş gücüne ihtiyaç var”

Toplantıda konuşan İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel,  küresel ekonomide hızlı bir değişim yaşandığına dikkat çekerek, bu süreçte yeşil dönüşümün çok önemli hale geldiğini söyledi. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları ile ekonominin hızla yeşil dönüşüme yöneldiğini belirten Yüksel, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü koruması ve yüksek ihracat kapasitesini sürdürmesinin, bu değişimi yönetebilecek yetkinliğe sahip genç iş gücünü yetiştirmeye bağlı olduğunu kaydetti.

Gençler geleceğin mesleklerine hazırlanacak

18 ila 25 yaş arasındaki meslek lisesi ve üniversite mezunları ile öğrenci gençleri hedeflediklerini dile getiren Yüksel, bu proje ile gençlerin sürdürülebilir enerji teknolojileri, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim gibi gelişen trendlerin merkezindeki mesleklere hazırlanacağını anlattı. Çevrimiçi eğitim programımızla yeşil dönüşüm odaklı geleceğin trendleri ve meslekleri hakkında gençlerimizin bilgi, farkındalık ve mesleki hazırlık düzeyini artırmayı hedeflediklerini anlatan Yüksel, “Projenin en önemli çıktılarından biri de eğitimleri başarıyla tamamlayan katılımcılarımızı dahil edeceğimiz Yeşil Meslekler Veri Havuzu olacaktır. Bu havuz sayesinde, nitelikli genç insan kaynağımızla İZSİAD üyesi firmalarımız ve diğer paydaşlarımız arasında kalıcı bir istihdam köprüsü kuracağız” dedi.

100 gence eğitim verilecek

Geçen yılın sonunda imzalanan protokolün ardından projede kısa süre içinde eğitimlere başlayacaklarını belirten Uslu Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Selim Uslu, projede 100 gencin eğitim almasını planladıklarını vurguladı. Projenin Türkiye’de ilk olma özelliğine de sahip olduğuna dikkat çeken Uslu, üyesi olduğum İZSİAD ile projesi hayata geçirmenin de onurunu yaşadıklarını söyledi.

Şükürer: “Proje gençlere geleceğe karşı sorumluluk duygusunu aşılayacak”

TEV İzmir Yürütme Kurulu Onursal Başkanı Sevda Şükürer ise, dünyanın ekonomik, teknolojik ve çevresel olarak büyük bir dönüşümden geçtiği bu dönemde, gençleri geleceğin mesleklerine hazırlamanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu kaydetti. Yeşil Meslekler Akademisi’nin en değerli yönlerinden birinin gençlere yalnızca bilgi ve meslek becerisi kazandırmayı değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik anlayışını, üretim bilincini ve geleceğe karşı sorumluluk duygusunu da aşılamayı hedeflemesi olduğunu vurguladı.


Proje ile gençler yeni mesleklere kavuşacaklar

Yeşil Servis Teknisyeni

Agritech Operatörü

Sürdürülebilirlik Veri Analisti

İklim Teknolojisi Operatörü

Yeşil Denetim Uzmanı

Batarya Teknikeri

Enerji Verimlilik Teknikeri

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

8 Mayıs 2026

İzmirli Noter Ogün Kayacan’dan İlk Roman


İzmirli Noter Ogün Kayacan’ın ilk romanı "Unutmamışımdır Belki" okuyucuyla buluştu.

25 yıllık avukatlık kariyerinin ardından noterlik görevine devam eden hukukçu-yazar Ogün Kayacan, ilk romanı “Unutmamışımdır Belki” ile edebiyat dünyasına "merhaba" dedi. Yaşanmış hikâyelerden yola çıkan eser, insan ruhunun zaman içerisindeki evrimini ve kaçınılmaz değişimini odağına alıyor.


Hukuk dünyasındaki başarılı kariyeriyle tanınan ve İzmir’de noterlik görevini sürdüren Ogün Kayacan, gözlem gücünü ve hayat tecrübesini bu kez bir roman kurgusunda birleştirdi. Yazarlık serüvenine Bergama’daki yerel yayınlarla başlayan Kayacan’ın ilk romanı, raflardaki yerini aldı.

Gerçek Hayatın İzinde Bir Kurgu

Kitabın en dikkat çekici özelliği, olayların ve karakterlerin tamamen gerçek hayattan beslenmiş olması. Yazar Kayacan, bizzat şahit olduğu olayları isimlerini değiştirerek okuyucuya sunarken, hayatın yıpratıcılığı ile anlık mutluluklar arasındaki o ince çizgiyi sorguluyor.

Kayacan, eserinin temel felsefesini şu sözlerle özetliyor:

“Bu romanda insanların nelere evrildiğini, bugün tanıdığımız kişilerin aslında geçmiştekiyle aynı olmadığını tespit etmek istedim. Hayat bizi bizden alır, başka bir biz olarak geri verir.”


Farklı Bir Anlatım Tekniği: Parçadan Bütüne

“Unutmamışımdır Belki”, klasik roman yapısından farklı bir kurgu sunuyor. Kitap, ana bir öykü ile başlasa da, içerisinde karakterlerin kendi bağımsız hikâyelerine de yer veriyor. Okur, parçaları birleştirdikçe büyük bir romanın parçası olduğunu fark ediyor. Arda ile Şule’nin bir otobüs yolculuğunda kesişen yolları; aşkın, özlemin ve geçmişin izinde derin bir insan ruhu analizine dönüşüyor.

Ogün Kayacan Kimdir?

1965 Bergama doğumlu olan Ogün Kayacan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Londra’daki dil eğitiminin ardından uzun yıllar avukatlık yapan ve aynı dönemde İngilizce öğretmenliği de yürüten yazar, meslekteki 25. yılını noterlik atamasıyla taçlandırdı. Sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol alan Kayacan; çocuk ve kadın haklarını koruma dernekleri ile çevre platformlarında (ÇEVDER, ÇOVAK, ÇAÇAV) önemli çalışmalara imza attı.


Halen İzmir’de noterlik görevini sürdüren yazarın ilk romanı, "Gerçek; hayalin bittiği yerdir" mottosuyla tüm kitapçılarda okurlarını bekliyor.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

7 Mayıs 2026

EGSD’den 7. Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması


Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD), hazır giyim sektörünün üretici ve tedarikçi kesimini bir araya getiren “Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması’nı uzun bir aranın ardından yeniden sektöre kazandırıyor.

Daha önce 6 kez düzenlenen ve sonuncusu 2019 yılında yapılan organizasyon, 7 yıl aradan sonra, 13 Mayıs 2026 tarihinde Wyndham Grand İzmir Özdilek Hotel’de gerçekleştirilecek.

Etkinlikle ilgili basın toplantısı yine etkinliğin yapılacağı Wyndham Grand İzmir Özdilek Hotel’de gerçekleştirildi. EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, yönetim kurulu ve hazırlık komitesi üyeleri ile katılımcı firma temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda, 34 firmanın yerlerinin belirlenmesi için kura çekimleri de yapıldı.

Akçakaya: “34 tedarikçi, 200’ün üzerinde üretici firma bir araya gelecek”

EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, hazır giyim üretiminin sürdürülebilirliği, rekabet gücü ve katma değerli üretimin artırılmasında güçlü tedarik zincirinin kritik rolüne dikkat çekerken, bu etkinlik ile kumaş, aksesuar, yan sanayi, teknoloji ve hizmet sağlayıcı firmalar ile hazır giyim üreticilerini aynı platformda buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

34 tedarikçi firmanın katılımı ve 200’ün üzerinde üretici firmanın ziyareti beklenen etkinliğin, klasik bir fuar yapısından ziyade doğrudan iş bağlantıları kurulmasını sağlayan verimlilik odaklı bir buluşma olarak kurgulandığının altını çizen Akçakaya, İzmir’deki hazır giyim üreticilerini, sektörün belkemiği olan tedarikçiler ile bir araya getirdiklerini belirtti. Etkinliğe katılımın artırılması için yoğun çalışma yaptıklarını dile getiren Akçakaya, İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli gibi şehirlerde tanıtım yaptıklarını ve ulusal ölçekte hazır giyim ve konfeksiyon sektör temsilcilerine davet gönderdiklerini kaydetti.

Akçakaya: “Tedarik yapımızı geliştirmemiz gerekiyor”

Firmaların rekabet gücünü koruyabilmesi ve geliştirebilmesi için doğru, hızlı ve alternatif tedarik yapısına erişimin her zamankinden daha kritik olduğunu anlatan EGSD Başkanı Akçakaya, “Çünkü bugün rekabet sadece üretimde değil, tedarik zincirinin doğruluğunda kazanılıyor. Doğru tedarikçiye hızlı erişemeyen üreticinin rekabet şansı giderek azalıyor. Bu etkinlik ile amacımız, üreticilerimize yeni alternatifler sunmak, maliyet ve kalite dengesini daha etkin yönetebilecekleri iş birliklerinin önünü açmak ve sektörümüzün dayanıklılığını birlikte güçlendirmek. Buluşmamıza gümüş sponsor olarak destek veren Gelişim Tekstil’e de teşekkür ediyorum. Bu önemli buluşmada tüm sektör paydaşlarımızı bir arada görmekten mutlu olacağız. EGSD olarak bundan sonra da sektörümüzü bir araya getiren, güçlendiren ve geleceğe hazırlayan projeleri üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.


Geri sayım başladı

13 Mayıs’ta düzenlenecek etkinlik kapsamında; sürdürülebilir dokuma ve örme kumaş ile aksesuar çözümlerinden makine ve teknolojilere, sektörün önümüzdeki dönemde önemli bir gündem maddesi olacak Dijital Pasaport yazılım çözümlerine, boyahane, nakış, brode ve gipür uygulamalarından konfeksiyon makineleri, barkod sistemleri, tela, fermuar, aksesuar ve yan sanayi ürünlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren tedarikçi firmalar yer alacak. Katılımcılar, yenilikçi ürün ve çözümlerle ilgili birebir temas kurma ve doğrudan bilgi alma imkânı bulacak.

İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli başta olmak üzere İzmir dışından da çok sayıda üretici firmanın ziyaretinin beklendiği etkinlik, katılımcılara yakın coğrafyadan tedarik imkânları sunarak sektörde sürdürülebilir iş modellerinin gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Buluşmada sektörle ilgili 3 söyleşi yapılacak

13:00 / 13:40

Deni DPP – Dijital Ürün Pasaportu Nedir, Ne Değildir?

Konuşmacı: Bekam ÖRÜN

15:00 / 15:40

Permess Tela - Hazır Giyimin Gizli Kahramanı: Tela

Konuşmacı: Suat KÜÇÜKER

17:00 / 17:40

Slow + Fashion – Rethinking Sustainable Fashion

Konuşmacı: Prof. Hazel CLARK


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

6 Mayıs 2026

Ressam Ayşe Resa Irmak’tan Doğanın Direnişine Vurgu

 


İzmir, sanat dünyasının prestijli etkinliklerinden biri olan 8. Uluslararası İzmir Sanat Bienali’ne ev sahipliği yapıyor.

Seba Sanat Galerisi sahibi Seba Uğurtan’ın organizatörlüğünde düzenlenen ve bu yıl "HABİTAT" temasını odağına alan bienal, çok sayıda sanatçıyı ve sanatseveri bir araya getirdi.


Bienale iki özgün tablosuyla katılan ressam Ayşe Resa Irmak, sergi süreci ve eserlerinin derinliğine dair heyecanını paylaştı.

Sanatın Coşkusu ve Doğanın Çığlığı Bir Arada

Çalışmalarında bol boya ve canlı renklerle bezeli fırça tekniklerini kullanan Irmak, eserlerinde zıtlıkların uyumunu ve doğanın evrimini işliyor. Sanatçı, bienalde yer alan çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:


Doğanın Huzuru: İlk tablosunda orman ekosistemindeki canlıların bir arada yaşama kültürünü, huzurunu ve doğanın saf coşkusunu betimleyen sanatçı, izleyiciyi yaşamın kaynağına davet ediyor.

Toprağın Direnişi: İkinci tablosunda ise insan eliyle tahrip edilen doğal alanlara dikkat çeken Irmak; yok edilen ağaçlara ve daraltılan yaşam alanlarına rağmen toprağın pes etmeyişini, yeniden filizlenme çabasını ve canlıları kucaklamaya hazır bekleyen dirençli gücünü tuvale yansıtıyor.


Sergi Takvimi ve Mekanlar

Sanatseverler, bu anlamlı sergiyi farklı tarihlerde İzmir’in çeşitli noktalarında ziyaret edebilecekler.

4 - 10 Mayıs 2026 Tarihleri Arasında:

Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi

İzmir Bornova Uğur Mumcu Kültür Merkezi

Urla Belediyesi Aryom Kültür Sanat Merkezi

Seba Sanat Galerisi

20 - 26 Temmuz 2026 Tarihleri Arasında:

İzmir Kültür Sanat Fabrikası (Kültür Bakanlığı Resim Heykel Müzesi Sergi Salonu)


"Sanat Evrensel Bir Dildir"

Tüm sanatseverleri bienali görmeye davet eden Ayşe Resa Irmak, sanatın toplumları iyileştiren ve birleştiren gücüne vurgu yaparak; "Sanatın birleştirici gücünün önemsenmesi ve evrensel bir dil olduğunun anlaşılması en büyük temennimiz" dedi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

5 Mayıs 2026

8. Uluslararası İzmir Sanat Bienali "Habitat" Temasıyla Kapılarını Açtı


Seba Sanat Galerisi tarafından düzenlenen ve gelenekselleşen Uluslararası İzmir Sanat Bienali, bu yıl 8. kez sanatseverlerle buluştu.

Duygusal Açılış: "Güneş Sana El Sallıyor"

Bienalin açılış töreni, 4 Mayıs Pazartesi günü Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin en duygusal anı, Proje Direktörü, Ressam ve Küratör Seba Uğurtan’ın, merhum Türkan Saylan anısına kaleme aldığı "Güneş Sana El Sallıyor" isimli şiiri okuması oldu. Uğurtan’ın mısraları, salonu dolduran sanatseverlere duygu dolu anlar yaşatırken, Türk kadınının aydınlık yüzüne ve eğitimin önemine vurgu yaptı.


Sanat Dört Bir Yanda

4-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek olan bienal, İzmir’in farklı noktalarındaki dört ana merkezde eş zamanlı olarak sanatseverleri ağırlıyor:

Konak: Türkan Saylan Kültür Merkezi (4 - 10 Mayıs)

Bornova: Uğur Mumcu Kültür Merkezi (4 - 10 Mayıs)

Urla: Aryom Kültür Sanat Merkezi (2 - 12 Mayıs)

Seba Sanat Galerisi: (4 - 10 Mayıs)


Bienal Coşkusu Temmuz’da Devam Edecek

Bienal heyecanı Mayıs ayı ile sınırlı kalmayacak. Etkinlik kapsamında sergilenen eserlerden seçilen özel bir koleksiyon, 20-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında İzmir Kültür Sanat Fabrikası – Kültür Bakanlığı Resim Heykel Müzesi Sergi Salonu'nda düzenlenecek özel sergi ile yeniden sanatseverlerin beğenisine sunulacak.


Hedef: Sanatla Gelen Dünya Barışı

Küratör Seba Uğurtan, bienalin temel amacının İzmir’i dünyaca ünlü bir sanat ve kültür şehri haline getirmek olduğunu belirtti. Sanatın birleştirici gücünün dünya barışı için hayati bir önem taşıdığını vurgulayan organizasyon, habitat kavramı üzerinden evrensel bir diyalog kurmayı hedefliyor.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

3 Mayıs 2026

Netflix Türkiye’den İzmir’de Görkemli 10. Yıl Kutlaması: "N 10 Yıl Ama" Festivali Kapılarını Açtı


Dünyanın önde gelen eğlence platformlarından Netflix, Türkiye pazarındaki 10. yıl dönümünü İzmir’de düzenlenen dev bir festivalle kutladı.

2-3 Mayıs tarihlerinde Kültürpark’ta gerçekleştirilen "N 10 Yıl Ama: Bir Netflix Festivali", binlerce izleyiciyi sevilen yapımların dünyasıyla buluşturdu.

Kültürpark’ta Netflix Dünyası Kuruldu

Türkiye’deki 10 yıllık yolculuğunda 80’den fazla yerli hikayeyi küresel izleyici kitlesine ulaştıran platform, bu başarısını İzmirli hayranlarıyla paylaştı. Festival kapsamında Kültürpark, adeta dev bir set alanına dönüştürüldü.

Katılımcılar; Popüler dizilerden ilham alan tematik deneyim alanlarını gezdi, özel olarak tasarlanmış fotoğraf noktalarında anılarını ölümsüzleştirdi,

Netflix evrenine dair etkileşimli aktivitelerle eğlenceli anlar yaşadı.

Rezervasyonlar Kısa Sürede Doldu

Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen festivale ilgi yoğundu. Katılımcı sayısının sınırlı tutulduğu etkinlik için ziyaretçiler, önceden N10yilama.com adresi üzerinden randevu aldı. Saat 10.30 ile 21.30 arasında kapılarını açan festival alanına, ziyaretçiler kendilerine özel tanımlanan QR kodlar ile giriş yaptı.


Yerli Hikayelerin 10 Yıllık Yolculuğu

Netflix Türkiye yetkilileri, bu etkinliğin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda Türkiye’den çıkan hikayelerin dünyaya açılma sürecine bir saygı duruşu niteliğinde olduğunu belirtti. 10 yıl içerisinde çekilen onlarca yerli yapım, Türkiye’nin kültürel zenginliğini dijital dünyaya taşıyan önemli bir köprü görevini üstlendi.

İzmir'in tarihi dokusuyla Netflix'in modern eğlence anlayışını birleştiren festival, hafta sonu boyunca ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sundu.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

30 Nisan 2026

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin Yeni Başkanı Cengiz Balık Oldu


Ege Bölgesi’nin bitkisel ürün ihracat lideri Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Cengiz Balık seçildi.

Balık, görevi önceki Başkan Hayrettin Uçak’tan devraldı. Hayrettin Uçak yeni yönetim kurulunda yerini aldı. Uçak, önümüzdeki süreçte sektörle deneyimlerini paylaşmayı sürdürecek.

Ege İhracatçı Birlikleri’nde genel kurul maratonu, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin seçimli olağan genel kuruluyla tamamlandı. EYMSİB’in genel kuruluna yoğun katılım dikkat çekti.

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanlığını 8 yıl sürdüren ve kanun gereği aday olamayan Hayrettin Uçak yaptığı konuşmada 8 yıllık başkanlığı döneminde gerçekleştirdikleri projeleri aktardı.

16 Nisan 2018 tarihinde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Genel Kurulunun büyük bir teveccüh göstererek kendisini şerefli bir görev olan Yönetim Kurulu Başkanlığına seçtiğini dillendiren Uçak, “Bizler, 8 yıl boyunca bize verdiğiniz sorumluluk bilinciyle kendimizi hizmete adadık ve başımız dik, alnımız ak olarak bugün yine sizlerin huzurundayız. 2018 yılında bu salondaki konuşmamda ben değil, biz olacağız demiştim. 8 yıl boyunca da bunu gerçekleştirdik, ben değil biz olduk” şeklinde konuştu.

2018 yılında göreve geldiklerinde 700 milyon dolar seviyelerinde olan ihracatı yüzde 100’e yakın oranda artırarak 1 milyar 300 milyon dolara yükseltmeyi başardıklarının altını çizen Uçak şöyle devam etti; “İhracatımıza yeni pazarlar kazandırdık, var olan pazarlarımızda daha güçlü konuma geldik. Ticaret Heyetleri, URGE faaliyetleri, fuarlar, Turquality projeleri sizlerin ürünlerini yurtdışında tanıtmamızdaki en büyük araçlar oldu 8 yıl boyunca… Özellikle URGE projesini en etkili kullanan Birliklerden biri durumuna geldik ve Hindistan, Endonezya, Singapur, İngiltere, Norveç ve Kanada ülkelerine yönelik heyetler gerçekleştirdik. Hindistan Heyetimiz, Ticaret Bakanlığımız tarafından en başarılı URGE örneklerinden biri seçildi ve Sayın Bakanımızın elinden ödülümüzü sizler adına aldık. Ticaret Bakanlığımıza da tüm projelerimize verdikleri destek için tüm Hazirun önünde teşekkür etmek istiyorum.”

“Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi”yle Ege Bölgesinin kalıntı haritasını çıkardıklarının altını çizen Uçak, “Göreve geldiğimizden bu yana düzenli olarak Bölgemizdeki ihraç ürünlerinden numuneler alarak analizleri gerçekleştirdik. Kalıntı bakımından problem teşkil eden bölgelerde eğitici toplantılar düzenledik. Gençlerimizi tarıma teşvik etmek için 3.Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programını hayata geçirdik. 150’den fazla potansiyel üretici ve ihracatçımıza uzman kadro ile A’dan Z’ye tarımı anlattık. Üyelerimizi ziyaret etmeyi hiç aksatmadık, belki aranızda 4-5 defa ziyaret ettiğimiz üyelerimiz vardır. Her koşulda onların yanında olmaya gayret ettik, bu ziyaretler için özel bir ekip oluşturduk, üyelerimizin sorunlarını dinledik, çözüm bulmaya çalıştık. İhracat kısıtlamaların her zaman karşısında durduk, her fırsatta, her toplantıda bu tür kısıtlamaların ihracatımıza zarar verdiğini anlattık” diyerek sözlerini noktaladı.

Balık: “Birlikte güçlü olabiliriz”

Genel kurulda konuşan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 35 yılı aşkın süredir yaş meyve sebze sektörünün içinde yer aldığını, tarladan başlayan yolculuğun, paketleme tesislerinden geçip uluslararası pazarlara uzanan zorlu ama bir o kadar da değerli bir süreç olduğunu, bu süreçte güçlü olmanın yolunun birlikte hareket etmekten geçtiğini vurguladı.

“Geride bıraktığımız dönemde, özellikle artan maliyetler, rekabet koşulları, kalite beklentileri ve uluslararası pazarlardaki değişken talepler hepimizi zorladı” diyen Balık, “Tüm bu zorluklara rağmen Ege Yaş Meyve Sebze ve Mamul sektörü olarak ayakta kalmayı ve büyümeyi başardık. Bu başarı hepimizin ortak emeğidir. Şahsıma ve ekibimize duyduğunuz güven için sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Bu bir görevden öte, büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

2026-30 dönemiyle ilgili hedeflerini de anlatan Başkan Balık şöyle devam etti; “Üreticiden ihracatçıya kadar tüm paydaşlarımızın daha güçlü olduğu, kalite ve sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu, yeni pazarlara açılan ve rekabet gücünü artıran bir sektör yapısı için çalışmaya devam edeceğiz. Kapımız her zaman sizlere açık olacak. Sorunları birlikte konuşacak, çözümleri birlikte üreteceğiz. Çünkü bu birlik, hepimizin ortak evidir.”

Hayrettin Uçak’a teşekkür plaketi

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanlığı’nda iki dönemini tamamlayan Hayrettin Uçak’a, yeni Başkan Cengiz Balık tarafından 8 yıllık emekleri nedeniyle teşekkür plaketi takdim edildi.

Listede 8 isim yenilendi

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı bütçesi ve iş programı kabul edildikten sonra seçimlere geçildi. Cengiz Balık tek aday olarak girdiği seçimde Yönetim Kurulu Başkanı seçilirken, Yönetim Kurulu’nda şu isimler yer aldı; Hayrettin Uçak, Sadık Demircan, Makbule Çiftçi, Emin Sercan Göçeren, Muhammed Elçiboğa, Veysel Ali Bahadır, Martin Erdemir Sanford, Kenan Unat, Deniz Celep ve Tolga Selim Kağan”

“Veysel Güldoğan, Muhammet Mustafa Deniz ve Recep Çöpten” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu’nu oluşturdu. 14 kişilik yönetim ve denetim kurulu listesinde 6 isim yerini korurken, 8 isim değişti.

Cengiz Balık kimdir?

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık 1962 yılında Alaşehir’de doğdu. Cengiz Balık, Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun oldu.

İş hayatına 1989 yılında kurduğu Cengiz Balık Tarım Ürünleri Ticareti isimli şahıs firması ile adım atan Balık, 1992 yılına kadar Migros Ticaret A.Ş.’nin tedarikçisi olarak faaliyet gösterdi.

1992 yılında Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri Sanayi A.Ş.’yi kurarak ihracat alanına yönelen Cengiz Balık, taze meyve ve sebze sektöründe uluslararası pazarlara açılmış, yıllar içerisinde güçlü bir ihracat ağı ve müşteri portföyü oluşturmuştur. 2006 yılında kurduğu Beyobası Ltd. Şti. ile tarım ve ticaret faaliyetlerini daha da genişletmiştir.

Aynı zamanda aileden gelen çiftçilik geleneğini sürdüren Balık, üretimden ihracata kadar sektörün tüm aşamalarında aktif rol almaktadır. Ulusal market zincirlerine taze meyve ve sebze tedariki sağlamaya devam etmektedir.

Sektörel temsilde de önemli görevler üstlenen Cengiz Balık, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği bünyesinde 2001, 2003 ve 2006 yıllarında üç dönem Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 2018 yılında Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı seçilen Balık, 2022 yılında bu göreve ikinci kez seçildi.

İzmir Tarım Grubu’nun kurucu üyelerinden olan Cengiz Balık, 30 Nisan 2026 tarihinde yapılan genel kurulda Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.

35 yılı aşkın tecrübesiyle üretim, tedarik, lojistik ve ihracat süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla yöneten Cengiz Balık, Türk yaş meyve sebze sektörünün gelişimi ve uluslararası rekabet gücünün artırılması için çalışmalarına aktif olarak devam etmektedir.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

29 Nisan 2026

İzmir Aliağa’da Motosiklet Fabrikası Açıldı

 


Honda Türkiye Motosiklet, yıllık 100 bin adet üretim kapasitesiyle faaliyete başladı.

Gelecek dönemde 200 bin adet kapasiteye ulaşma potansiyeli bulunan tesis sayesinde Honda, hem artan talebe daha hızlı yanıt verecek hem de Türkiye’de katma değerli üretimi güçlendirecek.

Honda Türkiye, İzmir Aliağa’da hayata geçirdiği motosiklet üretim fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Bu yatırım, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü ve uzun vadeli bağlılığının somut bir göstergesi olarak öne çıkarken; üretim, istihdam ve sürdürülebilir büyüme alanlarında önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Yeni tesis, Honda’nın küresel üretim gücünü Türkiye’nin sanayi altyapısı ve yetkin insan kaynağıyla buluşturarak, artan mobilite ihtiyacına yerel üretimle hızlı ve etkin bir yanıt verilmesini sağlayacak.

Açılış töreninde konuşan Honda yöneticileri, yatırım sürecinde destek veren tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve iş ortaklarına teşekkür ederek, Türkiye ile birlikte büyümeye ve uzun vadeli değer üretmeye devam edeceklerini vurguladı.


Törene katılan Honda Motor Europe Başkanı Hans De Jaeger, Türkiye’nin Honda için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bu yatırım, pazara duyduğumuz güvenin, Türkiye’nin küresel işimizdeki öneminin ve uzun vadeli iş birliği ile ortak refaha olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu tesisin hem Honda’nın küresel üretim ağına hem de Türkiye’nin sanayi gelişimine, istihdamına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Honda Türkiye Başkanı Satoru Yamada açılış töreninde Türkiye’nin dinamik yapısını vurguladığı konuşmasında “İzmir Aliağa’da hayata geçirdiğimiz bu üretim tesisi, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü inancının, uzun vadeli vizyonunun ve yıllar içinde inşa ettiğimiz güvene dayalı yakın ilişkinin açık bir göstergesidir. Bizim için başarıyı yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek yeterli değildir. Asıl önemli olan; topluma dokunan, insanların yaşamına değer katan bir etki oluşturabilmektir” dedi.

Honda Motosiklet Türkiye, yerli üretime ve sürdürülebilir büyümeye odaklanıyor

Türkiye’de hızla büyüyen motosiklet pazarına paralel olarak hayata geçirilen bu yatırım, yerli üretim kapasitesini artırarak pazarın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlayacak. 45 bin m²’si kapalı olmak kaydı ile toplam 100 bin m²’lik bir alanda faaliyet gösterecek tesis ile yıllık 100.000 adetlik üretim kapasitesi doğrultusunda yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlanacak. Aliağa’daki üretim tesisi; yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik değer oluşturması açısından önemli bir rol üstleniyor.


Honda Türkiye, üretim tesisinin yanı sıra Türkiye’de güvenli, bilinçli ve sürdürülebilir bir motosiklet kültürünün gelişimi için önemli bir başlangıç olarak konumlandırıyor. Honda’nın global “Safety” yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirilen projelerle, trafik güvenliği bilincinin artırılması ve kullanıcıların eğitimine katkı sağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda Türkiye’de 20 yıldır faaliyetlerine devam eden Honda Motosiklet Gelişim Merkezi ve eğitim programlarıyla, motosiklet kullanımında farkındalığın artırılması amaçlanıyor.

Honda Türkiye ayrıca sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdürüyor. Trafik eğitim programları ve yangınlardan etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına yönelik fidan bağışları bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.


Honda Türkiye’nin İzmir Aliağa fabrikasında üretilecek ilk model olan PCX125’in haziran ayında Türkiye pazarında satışa sunulacak. Modelin satış başlangıç tarihi ve detayları ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.

 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

28 Nisan 2026

Ünlü makyaj sanatçısı Gila Benezra İzmir’de eğitim verdi


Tanınmış projelerdeki başarılı çalışmalarıyla tanınan profesyonel makyaj sanatçısı Gila Benezra İzmir’de sanatseverlerle buluştu.

İzmir Ticaret Odası öncülüğünde üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinden çok sayıda öğrencinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte “Kamera ve Işıkta Makyajı Doğru Kurma” eğitimi verildi. Birçok reklam, sinema filmi, tiyatro oyunu ve moda çekiminde görev alan Benezra, katılımcılarla kariyer yolculuğunu paylaştı.

İZTO Öncülüğünde gerçekleşti

İzQ İnovasyon Merkezi’nde Makyaj Tasarımcısı Gila Benezra’nın katılımıyla düzenlenen “Kamera ve Işıkta Makyajı Doğru Kurmak Eğitimi”, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Adile Dilek Mutlutürk’ün moderatörlüğünde gerçekleşti. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen’in açılış konuşmasıyla başlayan eğitime, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Ayşe Şöhret Erçeltik, Dilek Güleroğlu, Osman Çapa, Sevgi Tükeler,  21. Kişisel Bakım, Kuaför, Güzellik Salonları ve Kuru Temizleme Grubu Meslek Komitesi Üyeleri Hürriyet Yıldız ve Julide Büyükdemirel ve çok sayıda öğrenci katıldı.


İşleyen: İlham Vermesini Diliyoruz

Konuşmasında etkinliğin düzenlenmesine öncülük eden İzmir Ticaret Odası 21. Kişisel Bakım, Kuaför, Güzellik Salonları ve Kuru Temizleme Grubu Meslek Komitesi’ne teşekkür ederek başlayan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, “Hepimizin bildiği gibi, iletişim biçimlerimiz büyük bir dönüşüm geçiriyor. Artık yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital platformlarda, ekranlarda, sosyal medyada ve profesyonel çekimlerde de kendimizi ifade ediyoruz. Bu yeni dünyada görüntü, yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda bir anlatım dili, bir kimlik ve bir etki aracı haline geldi. Etkinliğimizin yalnızca bir eğitim değil, aynı zamanda ilham veren, ufuk açan ve katılımcılarımıza yeni bakış açıları kazandıran bir deneyim olduğuna inanıyoruz. Vurgulamak isterim ki, doğru makyaj bilgisi yalnızca profesyoneller için değil, kendini daha etkili ifade etmek isteyen herkes için önemli bir kazanımdır” dedi.

Mutlutürk: Makyaj, Güçlü Bir Anlatım Dili

Makyajın, insanlık tarihine eşlik eden en eski anlatım biçimlerinden biri olduğuna dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Adile Dilek Mutlutürk, “Bugün geldiğimiz noktada makyaj; sadece bir uygulama değil, ışıkla, gölgeyle, duyguyla ve hikâyeyle çalışan bir sanat ve güçlü bir anlatım dili. Biz artık bir yüzü değiştirmiyoruz, bir karakter yaratıyoruz, bir duygu aktarıyoruz, bir hikâyeyi görünür kılıyoruz. Eğitimimizde makyajın yalnızca nasıl yapıldığını değil, neden yapıldığını, perde arkasını ve makyajın gerçek gücünü katılımcılarımızla birlikte deneyimledik” dedi.


Uygulamalı Eğitim

Program kapsamında Gila Benezra, sinema, dizi, reklam ve sahne projelerinde makyaj tasarımına ilişkin bilgilendirmelerde bulunurken, söyleşinin ardından makyajın farklı ışık ve çekim koşullarındaki değişimi uygulamalı olarak aktarıldı.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

27 Nisan 2026

‘SEKTÖR BULUŞMALARINDA’ DURAK CW ENERJİYDİ!


CW Enerji Plus Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Özturkut, İzmir Ege Medya Platformu üyesi gazeteci yazarlar ile “Sektör Buluşmaları” kapsamında bir araya geldi. İzmir’de gazetecilerle buluşmasında, güneş enerjisi sistemlerinin kısa sürede yatırım maliyetini karşıladığını açıklayan Özturkut, yenilenebilir enerji yatırımlarına dair bilgi verdiği buluşmada, bu yatırımların 3 ila 5 yıl içerisinde kendini amorti ettiğini söyledi.

Özturkut: Güneş enerjisi 4 yılda yatırımı amorti ediyor

Enerjide tasarruf değil, kazanç dönemi başladı. CW Enerji Plus Başkanı Ünal Özturkut, İzmir’de yaptığı açıklamada güneş enerjisi yatırımlarının sadece birkaç yıl içinde maliyetini çıkararak uzun vadeli gelir sağladığını vurguladı

İzmir Ege Medya Platformu, ‘Sektör Buluşmaları’ kapsamında CW Enerji Plus Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Özturkut’un konuğu oldu.


Elektrik faturalarına kalıcı çözüm güneşten geliyor. CW Enerji Plus Başkanı Ünal Özturkut, İzmir’de gazetecilerle buluşmasında, güneş enerjisi yatırımlarının kısa sürede kazanca dönüştüğünü 3-5 yılda kendini amorti eden sistemler, 30 yıl boyunca üretmeye devam ediyor.” dedi.

Özturkut, yenilenebilir enerji sektörünün İzmir ve Türkiye’deki durumu, sektörün geldiği nokta, bürokratik engeller ve yatırım maliyetleri hakkında önemli bilgiler paylaştığı toplantıda, yenilenebilir enerjinin önemi hakkında konuştu.

Özturkut, konutlara yapılan yenilenebilir enerji yatırımlarında amorti süresinin 3 ila 5 yıl olduğunu belirttiği değerlendirmesinde, şöyle konuştu:


“Ticari anlamda yatırımın geri dönüş süresi eskiye göre çok kısaldı. Ortalama 3 ila 5 yıl arasında yaptığınız yatırımı amorti edip geri dönüşünü sağlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu konuda kamuoyunu aydınlatmamız, bilgilendirmemiz gerekiyor. Bizim, 2050 yılına kadar karbon salımını azaltma sorumluluğumuz var. Atmosfere saldığımız karbonu azaltamamamız durumunda belli yaptırımlara maruz kalacağız. Bu konuda yapabileceğimiz en iyi şey de çevreyi kirletmeden enerji üretmek.”

Yatırımların önündeki bürokratik engeller hakkında konuşan ve İzmir’deki ilçe belediyelerinin çok zorluk çıkardığını aktaran Özturkut, “Evlerde GES sistemi kurulabilmesi için maalesef belediyelerden ‘GES Uygunluk Belgesi’ alınması gerekiyor. Belediyeler bu konuda maalesef çok zorluklar çıkarıyor ve bu zorluklar da sektörün gelişimini engelliyor. Halk, insanlar bu işin verimli ve önemli olduğuna kani oldu ancak bürokrasiden kaynaklı olarak işlerimizi istediğimiz hızda ilerletemiyoruz.” dedi.

İzmir’de arazi çok pahalı

Özturkut, İzmir’deki arazi maliyetinin de fazla olduğu kaydettiği değerlendirmesinde, “İzmir ‘güneşlenme’ açısından Türkiye’nin şanslı bölgelerinden. Türkiye genelinde güneş enerjisi toplam kurulum gücünün yüzde 15’ine ulaştık. İzmir bu konuda birçok şehrin daha önünde. Bu işin bir de arazi durumu var. İzmir’in şöyle bir dezavantajı var, İzmir’de araziler çok değerli. Bugün Konya, Şanlıurfa gibi yerlerde arazi kurulumları daha uygun. Ama bir avantajımız daha var, İzmir’de sayfiye yeri çok ve belediyelerle sorun olmadığı sürece oralarda güneş enerjisi çok yaygın.” diye konuştu.


Çatıya kurulan sistem servet kazandırıyor!

Ortalama 4 yılda kendini amorti eden yatırımların 30 yıl verimli çalıştığını aktaran Özturkut, “Ortalama 2 katlı bir villada 7 kilovatlık bir sistem kurulması gerekir ve bunun maliyeti de 7 bin dolardır. Bu yatırımın geri dönüşü de 3 ila 5 yılda sağlanır. Bir de Isı Pompası var. O da devreye girdiğinde yaklaşık maliyet 14 bin dolara çıkabilir. Ancak sistemlerin, panellerin 30 yıl verim garantisi vardır. Özellikle son 1 yılda rakamlar bu hale geldi ve talep oldukça arttı. Kamuoyu bu işi çok cazip bulmaya başladı. Yeter ki bürokrasi de bir sorun olmasın.” dedi.

Fatura öder gibi kredi ödeyebiliyorsunuz

Konutlara yapılan yenilenebilir enerji yatırımında kredi kolaylıkları olduğundan da bahseden ve ‘fatura öder gibi kredi ödeyebiliyorsunuz’ diyen Özturkut, “Biz bu sistemi kurarken sistemin 1 ayda ne kadar elektrik üreteceğini müşterimize veriyoruz. Müşterimiz de bankaya gidip ‘Toplam şu kadar paraya ihtiyacım var, bu sistem de aylık 3 bin liralık elektrik üretiyor’ diyor, banka da kredi taksitlerini sistemin üreteceği elektrikle eşgüdümlü hale getiriyor. Böylelikle müşterimiz fatura öder gibi kredisini ödüyor ve sonunda da sistemin sahibi oluyor.” ifadelerini kullandı.

Elektrik dağıtım şirketleri de süreci sürüncemede bırakıyor

Yenilenebilir enerji yatırımları önündeki tek engelin belediyeler olmadığını, elektrik dağıtım şirketlerinin de izin süreçleri aracılığıyla süreçleri kasıtlı olarak sürüncemede bıraktığını kaydeden Özturkut, şu ifadelerle açıklamasını noktaladı:

“Kasıtlı olmasa bile belediyeler henüz evlerde bu sistemlerin kurulumu konusunda bunun nasıl belgelendirileceğini bilmediğinden ötürü sıkıntı yaşanıyor. Bir diğer sorun da maalesef belediyeler evin ilk yapıldığı bir şeye bakıyor ve eğer evin orijinal halinde bir değişiklik yapmışsanız, ‘evi orijinal hale getirmeden size GES Uygunluk Belgesi vermem’ diyor. Bürokrasi duruma böyle bakıyor ancak bu da maalesef sektörü sıkıntıya sokuyor. Bir de maalesef elektrik dağıtım şirketlerinden onay almak gerekiyor, bu da süreci geciktiriyor. Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama elektrik dağıtım şirketlerinin de süreci biraz sürüncemede bıraktığı doğru.”


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

26 Nisan 2026

Ayşe Manav (İZYAKO) standında okurlarıyla buluştu


İZMİR – İZKİTAP – 7. İzmir Kitap Fuarı, edebiyat dünyasının güçlü kalemlerinden Ayşe Manav’ı ağırladı. İzmir Yazarlar Kooperatifi (İZYAKO) standında okurlarıyla bir araya gelen Manav, hem duygusal derinliğiyle bilinen şiir serüvenini hem de son dönemde kaleme aldığı metafizik gerilim türündeki yeni çalışmalarını anlattı.

Şiirden Metafizik Gerilime Keskin Bir Dönüş

Uzun yıllar boyunca biriktirdiği "Sessiz Çığlıkları" "Yağmurlu Düşler" adlı şiir kitabında topladığını belirten Ayşe Manav, eserinde aşk, ayrılık, yas ve yeniden doğuş gibi hayatın evrelerini işlediğini vurguladı. Şiiri "duyguların özgürleştiği yer" olarak tanımlayan yazar, okurlarını her mısrada durup hissetmeye davet etti.

Ancak yazarın son çalışması olan "Rüzgar Fısıldıyor", takipçileri için tam anlamıyla bir "ters köşe" oldu. Önceki eserlerindeki duygusal yoğunluğun aksine, bu kez gerilim ve metafizik temalarına odaklanan Manav, bu değişikliği şu sözlerle özetledi:

"Bazı kapılar anahtarla değil, cesaretle açılır. Bu kitap, görünen dünyanın ince kabuğunu aralamaya cesaret eden öykülerden oluşuyor. Metafizik, insanın kendi içindeki karanlıkla ve varoluş sorularıyla yüzleşmesidir."


Edebiyatın Mutfağında Bir Eğitmen

Yalnızca yazarlıkla yetinmeyen Ayşe Manav, kurucuları arasında yer aldığı İzmir Yazarlar Kooperatifi (İZYAKO) bünyesinde yönetim kurulu üyeliği görevini sürdürüyor. İstanbul Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Eğitmen Eğitimi’ni tamamlayan Manav, kooperatif çatısı altında düzenlediği atölye çalışmalarıyla yeni yazarların yetişmesine de öncülük ediyor.

Söz yazarlığı kimliğiyle de tanınan ve 15 eseri bestelenen sanatçı, İZKİTAP’ta imza günleri boyunca okurlarıyla birebir temas kurarak edebi yolculuğuna dair deneyimlerini paylaşmaya devam edecek.

Ayşe Manav

1965 İzmir’de dünyaya gelmiştir. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli dergi ve gazetelerde eserlerine yer verilmiştir. İzmir ‘En Güzel Aşk Şiirleri’ adı altında düzenlenen yarışmada özel jüri ödülü almıştır.

Azerbaycan Almaz Edebiyat Dergisinin açtığı yarışmada 2.lik ödülüne layık görülerek, dergi tarafından Röportajı yapılmış şiir ve hikâyelerine yer verilmiş.


Önce Vatan Gazetesi’nde uzun süre Köşe Yazarlığı yapmış, aynı gazetenin Şiir ve Dostluk sayfasını hazırlamıştır. Kerkük Gazetesinde biyografisi ve şiirleri yayımlanmış, Türk Dünyası 100 Kadın Şairleri arasına girmiş ‘Nevruz Çiçekleri’ adlı akademik kitapta yer almış, bu kitap Dünya Türk Devletleri çerçevesinde kütüphanelere dağıtılmıştır.

İlk şiir kitabı Azerbaycan’da ‘Kanatlı Harfler’ Türkçe ve Azerice olarak iki dilde basılmıştır.

2019 yılında kurulan İzmir Yazarlar Kooperatifi (İZYAKO) kurucuları arasında yer almaktadır. Yönetim Kurulunda görev yapmaya başlamış, bu göreve 2. dönem devam etmektedir.

İstanbul Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Eğitmen Eğitimi bölümünü başarı ile tamamlamış, bu alanda kurucuları arasında yer alan İzmir Yazarlar Kooperatifi’nde eğitimler vererek atölye çalışmalarına devam etmektedir.

Sözlerini yazdığı bestesini Mehmet Küçükeken, düzenlemesini Adnan Özer’in hazırladığı 15 eseri bestelenmiştir.

İzmir de ikamet etmekte olup, resim, şiir, roman ve atölye çalışmalarına devam etmektedir.


Eserleri:

2009 Kapadokya Şiir Antolojisi - Ankara

2010 En Güzel Aşk Şiirleri - İzmir

2011 Kapadokya Şiir Antolojisi 2 - Ankara

2014 Soma Şiir Antoloji - Ankara

2014 Kanatlı Harfler çeviri kitabı (şiir) Azerbaycan

2015 Nevruz Çiçekleri - Kerkük

2018 Çınar ve Kuşlar  (Çocuk) - İstanbul

2022 Bir Umuttu Yaşamak (Roman) - Ankara

2024 Ant Olsun (Roman) - İstanbul

2025 Cumba Öykü Seçkisi - Ankara

2026 Yağmur Düşleri (şiir) - İstanbul

Rüzgâr Fısıldıyor (Öykü) - İstanbul

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT


20 Nisan 2026

"Hayat Seli" Şiirleriyle Okurla Buluştu


Kültürpark, bu hafta sonu İZKİTAP – 7. İzmir Kitap Fuarı ile kitapseverlerin akınına uğradı.

Yoğun ilgi gören fuar, yaklaşık 200 katılımcı yayınevi, sahaf, eğitim ve kültür kurumu ile sivil toplum kuruluşunu bir araya getiriyor. Fuar kapsamında 400’e yakın yazar, şair, gazeteci ve akademisyen de okurlarla buluşmaya devam ediyor.

Fuarda, insana ait duyguların ve düşüncelerin şiirlerde ruh bulduğunu ifade eden Emekli Polis Şair Aydan Özer Erdurak, "Sanki kalbimin derinlikleri kalemimde dile gelmiş de yıllar yılı içimden geçirip söyleyemediklerimi, hissettiğim duygularımı, gönlümün en ince sırlarını kağıtlara döküyorum," sözleriyle, şiirin kendisi için önemini vurguladı. "Biz sözünü ve özünü şiirlerle ifade etmeyi çok iyi bilen bir geleneğin torunlarıyız," diyerek bu geleneğe olan bağlılığını dile getirdi.

Gençlik yıllarında şiir yazdığını ancak iş hayatının getirdiği yoğunluk nedeniyle ara verdiğini belirten Emekli Polis Şair Aydan Özer Erdurak, emeklilik sonrası şiir yazma aşkını yeniden aşılayan eski müdürü Şevki Dinçal'a teşekkürlerini sundu. Bu yeni dönemde şair Yalçın Benlican, Dr. Eyüp Göksu ve Kültür Bakanlığı Korosu sanatçısı Bestekar şair Engin Çır'dan büyük destek gördüğünü ifade etti. Daha sonra şair ve bestekar Erol Eryılmaz ve Mustafa Dalçam ile tanıştığını da ekledi.


Müzik hayatına da değinen yazar, ilk olarak TÜLOV korosu ile başladığı bu serüvene Mustafa Dalçam korosu ve polis arkadaşı Ramazan Akça'nın kurduğu Gökkuşağı Dostlar Korosu ile devam ettiğini belirtti. Solo ve koro olarak birçok şarkı seslendirme fırsatı bulduğunu aktardı.

Şair Aydan Özer Erdurak, fuarda "Hayat Seli" isimli kitabını da imzaladı. Kitabına adını veren "Hayat Seli" şiiri, okurlardan tam not aldı:

Hayat Seli

Dalgın dolaşıyorken kimsesiz sokaklarda

Son ışıklar sönerken senden çok uzaklarda

Kaplamıştı gönlümü, yalnızlığımın gamı

Hüzünlendim ben yine, bu ilkbahar akşamı.

Bir yara var kalbimde, sızlıyor derin, derin

Yıpratıyor ruhumu, kaplayan bu kederin

Kıvranıyor gönlümde, bu sevdanın büyüsü


Hayalini kurduğum, bir yuvanın öyküsü.

Yaşıyordum içimde böyle kendi başıma

Kavuştum sanıyordum hayat arkadaşıma

Henüz açmış laleler, güller artık kül oldu

Gökyüzünde mehtabın parlayan yüzü soldu.

Bundan böyle elveda, aşklara ve sevgiye

Ağlıyorken kapıldım bu hayatın seline,

Ağlıyorken düşündüm, hayat bu muydu diye.

 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

19 Nisan 2026

6 Ülkeden 13 Sanatçı İzmir’de Buluştu


İzmir’in tarihi kalbi Kemeraltı, uluslararası bir sanat şölenine ev sahipliği yaptı.

Eskiiz Art Gallery bünyesinde düzenlenen "Meeting in Kemeraltı" çalıştayı, görkemli bir sergi açılışıyla taçlanırken; burada üretilen eserlerin dünya turnesine çıkacağı müjdelendi.

İZMİR – Ege Bölgesi Görsel ve Plastik Sanatlar Derneği (EGESDER) ve MİES Global iş birliğiyle, Eskiiz International Art Platform öncülüğünde düzenlenen “Meeting in Kemeraltı” Uluslararası Resim Çalıştayı başarıyla tamamlandı. 17-25 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşen etkinlik, İzmir’in tarihi ve kültürel mirasını dünya sanatıyla buluşturdu.

Altı Ülke, Tek Ortak Dil: Sanat

Çalıştaya Bosna Hersek, Güney Kore, Meksika, Romanya, Ukrayna ve Türkiye’den katılan 13 usta sanatçı, dokuz gün boyunca Eskiiz Sanat Galerisi’nde üretim yaptı. Sanatçılar, İzmir’in tarihi dokusunu yerinde soluyarak; Agora Ören Yeri, Efes Antik Kenti, Meryem Ana Evi, Tekel Sanat Fabrikası ve Şirince gibi rotalardan aldıkları ilhamı tuvallerine yansıttı.

Dev Destek Ağı

Yaklaşık 20 kişilik ekibe İzmir’in yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşları ve esnafı tam destek verdi. Konak Mahallesi Muhtarlığı'ndan Kemeraltı Esnaf Derneği'ne, Hilton Garden Inn’den Ayşa Boşnak Börekçisi’ne kadar uzanan geniş sponsor yelpazesi, İzmir’in kültürel organizasyonlardaki birleştirici gücünü bir kez daha kanıtladı.


Eserler Dünya Yolcusu

24 Nisan Cuma günü saat 18:00’de gerçekleşen sergi ve gala yemeği, sanatseverleri bir araya getirdi. Sergi açılışında konuşan Proje Direktörü Serdar Yörük, bir yıllık yoğun bir emeğin sonucunu aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Sanatçılarımızın burada ürettiği eserler sadece İzmir ile sınırlı kalmayacak. İstanbul, Ankara, Antalya, Bodrum ve Urla duraklarının ardından, bu eserleri uluslararası bir turne ile yurt dışındaki sanatseverlerin beğenisine sunacağız."

İkinci Çalıştay İçin Hazırlıklar Başladı

Sanatçıların 25 Nisan’da uğurlanmasıyla sona eren organizasyonun ardından, ikinci çalıştay için kollar şimdiden sıvandı. Eskiiz Sanat Galerisi’nde açılan özel grup sergisi, iki hafta boyunca ziyaret edilebilecek.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT