Küresel belirsizliklere rağmen 18,5 milyar dolar ihracat
gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2026 için “bekleme değil, üretim
ve ihracat zamanı” mesajı verdi.
2025 yılında ihracat rakamları geçtiğimiz seneki seviyeyi
korurken, sahadaki gerçekliğin çok daha zorlu olduğuna işaret eden Ege
İhracatçı Birlikleri, Sektörel Değerlendirme Toplantısında ihracatçının karşı
karşıya kaldığı maliyet baskısını, kârlılık erozyonunu ve finansmana erişimde
yaşanan sıkıntıları masaya yatırdı.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi,
2025’te dünya ekonomisinin, “ılımlı ama kırılgan büyüme” ve yüksek
jeopolitik/finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl görünümünde olduğunu
söyledi.
“Ne sert bir resesyon ne de güçlü bir sıçrama ekonomik
büyümede yaşandı. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altında kalırken,
enflasyonun çoğu büyük ekonomide kademeli olarak gerilediğini gördük, fakat bu
durum hala tamamen çözülmüş değil. Faizlerdeki kademeli düşüş, özellikle
2024’te baskılanan özel talep ve yatırımlar için kısmi destek sağlarken,
borçlanma maliyetleri hâlâ pandemi öncesine göre yüksek kalıyor. Artan
korumacılık ve ticaret bariyerleri, küresel ticaret hacmini baskılıyor; 2025 ve
sonrasında ticaret politikası belirsizliğinin yüksek seyretmesi bekleniyor.”
Emek yoğun
sektörlerdeki ihracatçılarımız Mısır gibi ülkelere üretimlerini taşıdı
Euro bölgesine ihracat yapan sektörlerde artış görülürken,
USD cinsi ihracat yapan sektörlerini daha zorlandığı bir yıl olduğunun altını
çizen Eskinazi sözlerine şöyle devam etti:
“2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının
azaldığı bir yıl oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki
maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı
borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal
risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı
emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji
ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya
devam ettikleri bir yıl oldu. Hazır
giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı.”
İthalata bağımlılık
artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferidir
Başkan Eskinazi, Türkiye'nin ihracatının yüksek ithal girdi
bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını
beslemekte olduğuna değindi.
“Özellikle imalat sanayinde ara malların %60-70'i ithal
edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini
eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği
aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve
çeşitliliğinin arttığı, İkincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin
aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata
bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi
anlamına gelir.”
Bu ihracat hangi
maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır?
Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin bu hedeflerle
uygulama arasındaki gerilimin açıkça ortada olduğunu vurgulayan Jak Eskinazi şu
değerlendirmelerde bulundu:
Bu tablo, sanayi ve tarımda teknolojik yenilenmenin ve
verimlilik yatırımlarının daha da ötelenmesi anlamına gelmektedir. Yatırım
yapılmayan her yıl, rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır. Ancak
burada altını çizmek isterim ki: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek
başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu
ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde
yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma,
direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur.”
Parite etkisi
olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı
Başkan Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı
ihracatının 18 milyar 505 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.
“Artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı
Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller,
Tütün, Maden. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı
sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. Yıllık bazda
parite artışı ortalama % 6 olmuştur. İhracatımızın yaklaşık %45’nin Euro
bölgesine olduğunu düşünürsek, 2025 yılındaki ihracatımızın 2024 yılına göre
fazla olmasında artışın yaklaşık %2,7’si parite etkisinden kaynaklanmaktadır.
EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına
karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025
yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı,
muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.”
Bu krizi kalıcı hale
getirmemeliyiz
2022–2025 dönemindeki konkordato rakamlarının reel
sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Başkan
Eskinazi, “2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru
sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık %130 artış göstermiştir;
2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak
2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman
koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krize doğru ilerliyoruz.
Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz. Tekstil sektörümüzü de değerlendirdiğimde
2025 yılında tekstil ve hammaddeleri ihracatı 9,4 milyar dolar olurken,
bölgemiz 452 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir.” dedi.
2026, birçok sektör
için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir
Jak Eskinazi, Türkiye’nin en büyük sorununun
öngörülebilirliğin zayıflaması olduğunu ve öngörülebilirliğin olmadığı yerde
uzun vadeli plan yapılamayacağını, yatırımın erteleneceğini, riskin
alınamayacağına değindi.
“2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan,
uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir
yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için
dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. İhracatçının 2026
yılında kurdan dolayı yurtdışı satış gelirlerinde enflasyon üzerinde bir artış
beklemiyoruz. Karlılık için, üretim maliyetlerini düşürmek yine burada tek
seçenek olarak kalıyor. Makro ihtiyati tedbirlerde bir gevşemeyi henüz
görmemekle birlikte, kredi kanallarında bir rahatlama da beklemiyoruz. USD
bazında kredi kullanımının 2026 yılında da devam edeceğini düşünüyoruz. Emek
yoğun sektörlerdeki sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz. Biz Ege İhracatçı
Birlikleri olarak; Sorunları görmezden gelen değil, sahadaki gerçekleri dile
getiren bir duruşu benimsiyoruz. İhracatçımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar
yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık
zorunludur.”
2025 yılında da 2
milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve
Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan,
“Yüksek enerji maliyetleri ve diğer girdilerin olumsuzlukları sebebiyle
Uzakdoğu’daki çelik üreticileriyle Avrupa pazarlarında boy ölçüşemez hale
geldik. Avrupa'daki yüzde 45 olan pazar payımız yüzde 31'lere kadar geriledi.
Her ne kadar yoğun çaba sarf etsek de 2023 yılı bizim için çok zorlu, sıkıntılı
bir yıl olarak geçti. Başlıca rakiplerimiz Çin, Vietnam, Güney Kore, Malezya,
Endonezya gibi ülkeler bizi Avrupa pazarlarında ve diğer pazarlarda
rekabetçilik açısından çok sıkıntılı bir sürece soktular. 2025 yılında
geçtiğimiz 3 yıla nispeten daha iyi bir yıl geçirdik. 2024 yılında 2 milyar 351
milyon dolarlık ihracat yapmıştık. 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık
ihracat yaptık. İki yıl arasındaki geçen yılla bu yıl arasındaki ihracat
artışımız %10'lara tekabül ediyor. Türkiye genelinde de 16,5 milyar doları
çelik, 13,3 milyar doları demir ve demir dışı mamuller olmak üzere 29,8 milyar
dolar ihracat gerçekleştirdik.” dedi.
Başkan Ertan, “Türkiye dünyanın 7. büyük demir çelik
üreticisi. Avrupa'nın da en büyük demir çelik üreticisi. Bizden sonra Almanya
geliyor Avrupa'da. Başlıca ihracat pazarlarımız Almanya, Fas, İtalya, Birleşik
Krallık, Mısır, Bulgaristan, Fransa, İspanya, Romanya, Yemen, Yunanistan,
Hollanda gibi ülkeler. Bunun yanı sıra Rusya, Ukrayna, Kuzey Afrika, Mısır,
Fas, Güney Amerika'ya yoğun ihracat yapmaktayız. Şimdi biz geçen yıl 2025
yılında yaptığımız ihracat tonaj olarak hala 2021 yılındaki çelik ürünleri
tonajını üretimini yakalayabilmiş değiliz. Bizim kapasite kullanımı oranımız
%73-yüzde 74'lerden 2023 yılında %51'lere kadar düştü. Şu andaki kapasite
kullanım oranımız %62. Dünya konjonktürü sürekli bir değişim içerisinde ve
belirsizlikler çok fazla. Bütün rakip ülkeler, çeşitli kotalar, ek vergilerle
korumacılık önlemleri alıyorlar. Sınırda karbon vergisinin kapsamı belli olunca
rakiplerimizden olan bir nebze olsun daha avantajlı durumda olacağız.” diye
konuştu.
2025 yılı sonunda
ihracatımızı 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “2025 yılı
sektörümüz için zorlu, olumsuz etkilerinin derinden hissettiğimiz ve tekrarını
yaşamak istemediğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. 2025 yılının Mart ve Nisan
aylarında yaşadığımız zirai don olayları ile kiraz, elma, şeftali ve kayısı
ürünlerimiz başta olmak üzere birçok üründe büyük kayıplar yaşadık. Dünyanın en
büyük üreticisi olmakla gurur duyduğumuz kiraz üretiminde %90lara varan hasat
kayıpları yaşandı. 2025 yılı sonunda ihracatımızı küçük bir kayıpla 1 milyar
232 milyon dolara ulaştırmayı başardık. 2025 yılında toplamda 128 ülkeye
ihracat yaptığımız taze ve işlenmiş meyve sebze ürünlerinde, en fazla ihracat
yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, Rusya ve İtalya olarak
gerçekleşti. Moldova, Avusturya, Irak, Çekya ve Kanada ülkeleri ihracatımızı
önemli ölçüde artırdığımız ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.
2026 yılı 2025'ten
farklı olmayacak ihracatımız daha da düşecek
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı
Erkan Zandar, “Deri ve deri mamulleri sektörü olarak bu sene, %10'a yakın bir
ihracat kaybı yaşasak da genelde %60'lık bir kapasite kaybı yaşadı. %9'luk
düşüş sadece Ege'de. Türkiye genelinde %5,5. Kümülatife baktığınız zaman son 2
yıl içinde Türkiye genelinde %2, Ege Bölgesi genelinde %17,5 düştü. Sadece
ihracatımız 34 yıl önce ihraç fazlası veren bir sektörken şu anda ithalatımız,
ihracatımızın üzerine çıktı. Deri ve deri mamulleri sektörü maalesef oyunu
kaybetti. 2018'den bu yana çok iyi bir ivmeyle artan bir sektörümüz maalesef 2
yıl içinde hiç göze alınmayacak noktalara geldi. 2026 yılı 2025'ten farklı
olmayacak ki bence daha da düşecek. İhracatımızı artırmaya yönelik hiçbir
gelişme görmüyoruz. %40'lık kapasitemizin de %10'unu tekrar yitireceğimizi
düşünüyorum.” dedi.
Ege Bölgesi hazır
giyim ihracatı, %8 azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine geriledi
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı
Burak Sertbaş, “Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, uzun yıllar boyunca
Türkiye’nin en güçlü ihracat kalemlerinden biri olmuştur. Ancak içinde
bulunduğumuz yıl itibarıyla, en fazla ihracat yapan sektörler sıralamasında
üçüncülükten dördüncülüğe gerilemiştir. Yılsonu itibarıyla Türkiye hazır giyim ihracatı,
bir önceki yıla göre %6 düşüşle 16,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ege
Bölgesi özelinde ise hazır giyim ihracatı, %8 oranında azalarak 1 milyar 268
milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Birliğimizin En Büyük 5 İhracat Pazarı;
İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere, İtalya. Bugün ülkemizin en katma değerli
sektörleri arasında yer almamızda tasarıma yaptığımız yatırımın büyük rolü var.
Türkiye geneli ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar. Türkiye hazırgiyim
ortalama ihraç birim fiyatı 16,21 dolar, EHKİB ortalama ihraç birim fiyatı:
21,19 dolar.” dedi.
2026 yılı için
ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği Başkanı, Muhammet Öztürk, “2025 yılı hem Birliğimiz hem de
sektörümüz açısından büyümenin yeniden başladığı, güçlü bir toparlanma yılı
oldu. Sektör genelinde Türkiye çapında ihracat %4 artışla 12 milyar 366 milyon
dolar ihracat ile tarım ve gıda ihracatında en önemli paya sahip sektör oldu.
Tarım sektöründe yapılan ihracatın %34’ü Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve
Mamulleri sektörü ihracatı olarak dikkat çekmektedir. Birliğimiz özelinde ise
çok daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ege Hububat Bakliyat Yağlı
Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında %23 artışla 1
milyar 185 milyon doları ihracat rakamını yakalamış bulunuyoruz. En çok ihracat
yaptığımız ülkeler ağırlıkla Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olarak öne
çıkmaktadır.
Birlik olarak hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu
kapsamda 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik.”
diye konuştu.
Kuru meyve sektörü
1,7 milyar dolarlık döviz girdisi sağladı
EİB Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege
Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık,
"Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden biri olan kuru meyve sektörü;
güçlü üretim altyapısı ve küresel pazarlardaki konumuyla ülkemize 1,74 milyar
dolarlık net döviz girdisi sağlamıştır. 2024 yılına göre ihracatımızda yaşanan
yüzde 6’lık düşüşe rağmen, mevcut zorlukları yöneterek sektörümüzün rekabet
gücünü korumayı ve sürdürülebilir üretim ve ihracat artışı sağlamayı temel
önceliğimiz olarak görüyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, toplam kuru
meyve ihracatının %60’ına karşılık gelen 1,05 milyar ABD dolarlık ihracat
Birliğimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlıca ihracat kalemlerinden,
çekirdeksiz kuru üzümde 496 milyon dolar, kuru incirde 316 milyon dolar, kuru
kayısıdan ise 140 milyon dolarlık ihracat geliri elde edilmiştir. 2026 yılında
da, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyum, gıda güvenliği ve
markalaşma sektörümüzün temel öncelikleri arasında yer almaktadır.” diye
konuştu.
EMİB’in ihracatı %6
artış göstererek 2025 yılında 1,3 milyar dolar oldu
Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu,
“Maden sektörü olarak 2025 yılında 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.
Böylece, 2024 yılında 6 milyar dolar olan ihracatımız 2025 yılında %3’e
yükselmiş oldu. İhracatımızın yaklaşık üçte birine denk gelen 2 milyar dolarlık
bölümü doğal taş ihracatı olarak gerçekleşti. Türkiye geneli maden ihracatımıza
paralel olarak Birliğimizin ihracatı da %6 artış göstererek 2025 yılında 1,38
milyar dolar oldu. Birliğimizin en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk üç ülke ise
geçen yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya oldu. Çin ve ABD’ye ihracatımız 2024
yılına kıyasla sırasıyla %12 ve %7 artarken İspanya’ya ihracatımız %3 düşüş
gösterdi. Birliğimizin doğal taş özelinde ihracat gerçekleştirdiği ilk 3 ülke
ise sırasıyla ABD, Çin ve Fransa oldu. 2024 yılına kıyasla bu ülkelere
ihracatımız sırasıyla %8, %29 ve %7 artış gösterdi.” diye konuştu.
Mobilya kâğıt ve
orman ürünleri ihracatı 914 milyon dolar
Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği
Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ülke genelinde üç sektörümüzün ihracatı 2024
yılında 7,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş, 2025 yılında ise yaklaşık 8
milyar dolar bandında kalmıştır. Ege Bölgesi özelinde baktığımızda; 2024’te 946
milyon dolar olan ihracatımız, 2025’te 914 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Alt sektörler bazında; Kâğıt mamulleri ihracatımız 558 milyon dolar, Odun dışı
orman ürünleri ihracatımız ise %3 artışla 122 milyon dolar seviyesindedir. Bu
alanda Türkiye ihracatının %68’i Ege Bölgesi’nden yapılmaktadır. Mobilya
sektöründe ise Birliğimiz üzerinden gerçekleşen ihracat, 2025 yılında 203
milyon dolar olmuştur. 2025 yılı; döviz kurundaki sınırlı artışa karşılık,
hammadde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle
ihracatçılarımız açısından zor bir yıl olmuştur. Odun dışı orman ürünlerinde ABD, Almanya ve
Japonya; Kâğıt sektöründe İran, Mısır ve İngiltere; Mobilya sektöründe ise
Almanya, Hollanda ve Fransa öne çıkan pazarlarımız olmuştur. 2026 yılında Birliğimiz
ihracatını 1 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Su ürünleri ve
hayvansal mamuller sektöründen yüzde 7 artış
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği
Başkanı Bedri Girit, “2025’te güçlü bir ihracat performansı sergileyerek;
Türkiye geneli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız %4,5 artışla 4
milyar doları aşarak zorlu koşullara rağmen uluslararası rekabetçiliğimizi
koruduğumuzu göstermiştir. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları
Birliğimiz yüzde 7 artışla 1 milyar 840 milyon dolar ihracat yaparak güçlü
performansını sürdürdü. 2025 yılında su ürünleri sektörü ihracatımızın
lokomotifi olmaya devam etmiş; levrek ve çipurada istikrarlı artış sürerken
Türk somonunun güçlü büyümesi ürün çeşitliliği ve pazar derinleşmesi açısından
önemli bir kazanım sağlamıştır. 2025’te
ihracat ivmesini taşıyan su ürünleri başta olmak üzere, tüm alt sektörlerde
rekabet gücünü artıran yatırım ve dönüşüm adımları, 2026 performansımızı
belirleyecektir.” dedi.
Tütün ihracatçıları
2025 yılını yüzde 8,4’lük artışla kapatmayı başardı
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur,
“Tütün ve Tütün Mamulleri sektörümüzün Türkiye geneli ihracatını 2025 yılında
%8,4’lük artışla 1 milyar 60 milyon dolar ile kapatmayı başardık. Toplam 112
ülkeye tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında en
fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Irak, ABD, Belçika, İran ve
Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Önemli ihraç pazarlarımızdan ABD, Birleşik Arap
Emirlikleri ve Endonezya’ya ihracatımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. 2025
yılı boyunca Türkiye’de tarımsal üretim, iklim krizinin giderek derinleşen
olumsuz etkileri nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorlu
yılda sektör olarak, kilogram başı 9 doların üzerinde ortalama ihraç fiyatı ve
yıllık 1 milyar dolarlık ihracat ile ülkemiz tarım sektörüne önemli bir katkı
sağladığımızı düşünüyoruz. Ege Tütün İhracatçıları Birliği olarak, tarımsal
üretimdeki risklerin farkındayız ve bu nedenle sürdürülebilirliği her zaman
çalışmalarımızın merkezine alıyoruz.” diye konuştu.
Piyasa kuralları net
olduğunda, ihracatçı işini yapıyor
Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre
Uygun, “2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine
göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti. Dünya
üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı
ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 7. 2024/2025 sezonu bize şunu net
biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama
istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir
anlamı yoktur. 2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki
düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar
seviyesine indi.
Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve
sık değişen uygulamalardır.
Buna karşılık sofralık zeytinde rekor kırdık. 258 milyon
dolarlık ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu tablo bize çok
net bir mesaj veriyor: Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor.
Üreticinin, ihracatçının ve markalaşmanın aynı anda ayakta kalabildiği bir yapı
istiyoruz. UZZK’nın Ekim 2025’te paylaştığı rekolte tahminine göre 2025/26
sezonunda toplam zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton, bunun 740 bin tonunun
sofralık, kalan kısmın ise yaklaşık 310 bin ton zeytinyağı üretimine karşılık
geleceği öngörülüyor. Ancak sahadan gelen değerlendirmeler; don ve kuraklık
etkisi başta olmak üzere bölgesel riskler nedeniyle bu tahminlerin aşağı yönlü
revize edilmesi gerektiğini gösteriyor.” dedi.
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT