31 Ocak 2026

İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Esnaf Otelciler Odası’nda İbrahim Veral, güven tazeledi


İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Esnaf Otelciler Odası Olağan Genel Kurulu, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Cemal Tercan Salonu’nda gerçekleştirildi.

Olağan genel kurulunu gerçekleştiren İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Esnaf Otelciler Odası’nda mevcut başkan İbrahim Veral, tek aday olarak girdiği seçimde oyların tamamını alarak yeniden başkan seçildi.


Genel kurulda alınan kararla odanın ismi “İzmir Otelciler ve Yurt İşletmecileri Esnaf Odası” olarak değiştirildi, yurt işletmecileri de oda bünyesine dahil edildi.

Genel kurulda konuşan Başkan İbrahim Veral, “İzmir’in turizm sektörüne katkı sağlamak ve otelcilerin haklarını en iyi şekilde savunmak amacıyla çalışmalarını sürdürecektir. Bu salonu dolduran birlik ve beraberlik ruhu sektörümüzün ne kadar güçlü bir dayanışma kültürü oluşturduğumuzu gösteriyor. Genel kurulumuz mesleğimiz ve şehrimiz adına hayırlara vesile olsun” dedi.


52 yıl boyunca İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Esnaf Otelciler Odası’nda her kademede faal görev alan  Şükran Otel’in İşletmecisi Nuri Kamiloğlu, “Onursal Başkan” ilan edildi.

30 yıl boyunca İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Esnaf Otelciler Odası’nda başkanlık eden efsane başkan merhum Mehmet Gönen’de rahmet ve minnetle anıldı.


 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

27 Ocak 2026

Ender Yorgancılar Meclis Salonu Törenle Açıldı


EBSO’nun yeni binasında ilk Meclis Toplantısı öncesinde, Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın ismini taşıyan Meclis Salonu’nun açılışı ve kurdele kesim töreni gerçekleştirildi.

Yorgancılar törende yaptığı konuşmada, “İnsanlar yaşarken ödüllendirilmeli sözü çok kıymetli. Beni böyle büyük bir onura layık gördükleri için tüm Meclis üyelerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın yeni binasında gerçekleştirilen ilk meclis toplantısının öncesinde, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın isminin verildiği Meclis Salonu’nun açılışı ve kurdele kesim töreni gerçekleştirildi. Törene, geçmiş dönem EBSO’nun geçmiş dönem Başkanları, Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri, Meclis ve Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri katıldı.

Törende konuşma gerçekleştiren Başkan Yorgancılar, “İnsanlar yaşarken ödüllendirilmeli sözü çok kıymetli. Beni böyle büyük bir onura layık gördükleri için tüm Meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. EBSO ve TOBB’da, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında ülkemize, sanayimize hizmet vermek, faydalı olabilmek ve ülkemizin geleceği için ulu önderimiz M. Kemal Atatürk’ün ilkeleri ışığında çalışmalarımızı sürdürdük. Bu süreçte eşim Çiğdem Yorgancılar ve oğlum Murat Yorgancılar’a da bana olan anlayış ve gösterdikleri sabır için teşekkür ediyorum. Binamızda; ülkemize, İzmir’imize ve sanayimize değer yaratan hizmetlerimize devam etmenin nasip olmasını diliyorum.” dedi.


EBSO Meclis Başkanı H. İbrahim Gökçüoğlu ise, “Uzun yıllar boyunca Odamızda Mecliste ve Yönetim Kurullarında çeşitli görevlerde bulunmuş, TOBB’da Başkan Yardımcılığı ve birçok şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı üstlenmiş, İzmir’i ve EBSO’yu başarıyla temsil etmiş, son dönemde ise tecrübesi ve bilgi birikimiyle İzmir birlikteliğini sağlayan Ender Yorgancılar’ın çalışmaları ve Meclisimizin kararıyla bugüne geldik. Hayırlı olmasını diliyoruz. Binamızın yapımında geçmiş dönem başkanlarımıza, yönetim kurullarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Binamızda ve meclis salonumuzda başarılı çalışmalar yapmayı temenni ediyor, başarılar diliyorum.” dedi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

26 Ocak 2026

EBSO ve İKMYO'dan Üniversite-Sektör İş Birliği Protokolü


Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu (İKMYO) koordinasyonunda hayata geçirilen çalışmayla, mesleki eğitimin kalitesinin artırılmasına ve istihdamın güçlendirilmesine yönelik beklentiler, öneriler ve politika açılımlarının somutlaştırılması kapsamında protokol imzaları atıldı.

Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu (İKMYO) koordinasyonunda, mesleki eğitimin kalitesinin artırılması ve istihdamın güçlendirilmesine yönelik çalışmalar somutlaştırıldı. Bu kapsamda düzenlenen Üniversite-Sektör İş Birliği Protokolü, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve İKMYO Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan tarafından imzalandı. Düzenlenen imza törenine, EBSO Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı.

Toplantıda EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, genç yaşta başlayan çeteleşmeye ve eğitim önemine dikkat çekti.

“Yeni binamızda ilk defa sizlerle bir araya geldik. Bugün güzel faaliyetlere imza atacağız, odamıza hizmet edecek bu yeni binada umarım güzel işlere imza atacağız. Bu güzel imzalardan biri de bugün eğitim konusu var. Eğitimsiz insan her an problem yaşayabileceğimiz insan” dedi.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, nitelikli mesleki eğitim konusu en önemli gündem maddelerimizden bir tanesi. Çok farklı üniversitelerle farklı projelerle eğitim konusundaki çalışmalarımızı arttırmaya gayret gösteriyoruz. Yaşar Üniversitesi ile ortak eğitim programı ile 3. ve 4. sınıf öğrencilerin sanayide pratik için işbirliği protokolü imzaladık. Benzer şekilde Ege Üniversitesi ile protokoller imzaladık” diyerek odanın eğitim çalışmalarından bahsetti.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

24 Ocak 2026

TEMA Vakfı İzmir İl Temsilciliği Kurucu Onursal Başkanları için lokma döktürdü


TEMA Vakfı İzmir İl Temsilciliği, doğa koruma mücadelesini Türkiye’de kalıcı bir toplumsal sorumluluğa dönüştüren Kurucu Onursal Başkanları Hayrettin Karaca ve Ali Nihat Gökyiğit’i anma etkinlikleri kapsamında lokma hayrı gerçekleştirdi.

TEMA Vakfı tarafından her yıl Kurucu Onursal Başkanları Hayrettin Karaca ve Ali Nihat Gökyiğit’i “Anma ve Anlama Haftası” düzenleniyor; hafta boyunca Vakıf Genel Merkezi ve Türkiye’nin dört bir yanındaki temsilcilikleri tarafından gerçekleştirilen etkinliklerle kurucuların anısı yaşatılıyor.

Tema Vakfı İzmir İl Temsilciliği, Kurucu Onursal Başkanlarını anma etkinlikleri kapsamında 24 Ocak Cumartesi günü Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki Kent Konseyi Parkı önünde lokma döktürdü.


TEMA Vakfı İzmir İl Temsilcisi Özcan Gökoğlu kurucularını minnet ve özlemle andıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca ve Yaprak Dedemiz Ali Nihat Gökyiğit için geleneksel hale getirdiğimiz lokma hayrımıza vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kurucularımızı saygı ve özlemle anarken TEMA Vakfı için bu hafta, yalnızca iki ismi anmakla sınırlı kalmıyor; onların işaret ettiği değerleri, mücadele anlayışını ve toplumsal sorumluluk bilincini yeniden düşünmeye ve hatırlamaya vesile oluyor” dedi.


 

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

18 Ocak 2026

Hey Kids Academy görkemli bir tören ile kapılarını açtı


İzmir’in Narlıdere ilçesinde çocukları spora teşvik etmek ve sağlıklı bir neslin yetişmesine katkı sunmak amacıyla Hey Kids Academy 18 Ocak Pazar günü görkemli bir tören ile kapılarını açtı.

Profesyonel Antrenörler eşliğinde çalışmalarına başlayan Hey Kids Academy 3-8 yaş arasında çocuklara hizmet verecek.

Açılış töreninde konuşan Hey Kids Academy Yöneticisi;


“Bugün büyük bir açılış yapmak için değil, çocuklarımız adına doğru bir başlangıç yapmak için toplandık. 3-7 yaş, hareketin temellerinin atıldığı çok önemli bir dönem. Bu yaşta önemli olan daha hızlı, daha güçlü olmak değil, doğru hareketi tanımak ve hareket etmekten keyif almaktır. Biz burada çocukları zorlamayı değil, onları hareketle tanıştırmayı hedefliyoruz. Kendi hızında oyunla, güvenle..


Her çocuğun farklı olduğunu ve kendi hızında ilerleyeceğini biliyoruz. Bu yüzden karşılaştırmıyoruz, yarıştırmıyoruz. Her çocuğun gelişimini kendi yolculuğunda destekliyoruz. Bizim için en büyük başarı; buradan mutlu çıkan, kendine güvenen ve hareket etmeyi seven çocuklar yetiştirebilmektir. Böyle bir salon açmayı 7-8 senedir hayal ediyorduk. Bu heyecanlı günümüzde bizimle birlikte olup sevincimize ortak olduğunuz için açılışımıza katılan herkese çok teşekkür ederiz. Gelemeyip güzel dileklerini çiçeklerle gönderen tüm dostlarımıza da ayrı ayrı minnettarız.” diye konuştu.

Açılış töreninin ardından davetlilerle birlikte açılış pastası kesildi.


 

 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

17 Ocak 2026

Egeli maden ihracatçıları 2025’i zorlu şartlara rağmen büyümeyle kapattı


Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB), ihracatta istikrarlı büyüme vizyonuyla 2026 yılı için 1,5 milyar dolar, 2030 yılı için ise 2 milyar doların üzerinde ihracat hedefi belirledi.

EMİB, 2025 yılı ihracat performansını ve 2026 hedeflerini basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, maden sektörünün, 2025 yılında 6,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek, 2024 yılına göre %3'lük bir artış kaydettiğini açıkladı.

“Bu rakamın yaklaşık üçte biri, yani 2 milyar dolarlık kısmı doğal taş ihracatından geldi. Madencilik sektörümüz diğer sektörlere sağladığı destekle 60 milyar dolarlık bir katma değeri Türk ekonomisine kazandırıyor. Birliğimizin 2025 yılı ihracatı %6'lık bir artışla 1,38 milyar dolara ulaştı. Bu başarımızda en büyük payı %9’luk artışla 704 milyon dolardan 771 milyon dolara çıkan doğal taş oluştururken, kıymetli metal cevherleri ve feldspat bu kalemi takip etti.”

Çin, ABD ve İspanya ilk üç ülke

Başkan Alimoğlu, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya, birliğimizin en çok ihracat yaptığı ilk üç ülke oldu. Çin'e ihracatımız %12, ABD'ye %7 artarken, İspanya'ya %3'lük bir düşüş yaşandı. Doğal taş ihracatımızda ise ABD, Çin ve Fransa ilk üç sırada yer aldı. ABD’ye ihracatımız %8 artarak 217 milyon dolardan 235 milyon dolara, Çin’e ihracatımız %29 artarak 80 milyon dolardan 103 milyon dolara, Fransa’ya olan ihracatımız %7 artarak 43 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi.” dedi.

Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi olumsuz etkiliyor

İhracat rakamlarındaki küçük artışa rağmen, sektörün önündeki iki önemli engeli paylaşan İbrahim Alimoğlu sözlerine şöyle devam etti:

"Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar" kapsamında, merkezi farklı bir ilde olan ocak veya üretim tesisleri için Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi, üretim kapasitemizi ve istihdamımızı olumsuz etkiliyor. Maden sektörüne yönelik olumsuz algı, yatırım iştahını ve sosyal kabulü zayıflatmaktadır. Bu nedenle, sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.”

EMİB’den 2025 yılında yoğun mesai

Ekonomik koşulların tüm dünyada zorlayıcı olduğu 2025 yılında sektörü güçlendirmek adına yoğun çalışmalar yürüttüklerini anlatan Başkan Alimoğlu, “Las Vegas/Los Angeles, Londra, Kenya ve Meksika'ya başarılı ticaret heyetleri düzenledik. Xiamen Uluslararası Doğal Taş Fuarı'na Milli Katılım organizasyonumuzu gerçekleştirdik. Dünyanın önemli doğal taş fuarlarından Marble İzmir'de üyelerimizle bir araya gelerek yeni iş bağlantılarına zemin hazırladık. Güney Kore, Azerbaycan, Hindistan, Suudi Arabistan ve Fransa'dan önemli alıcıları ağırladık.” diye konuştu. 

Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesi 2026 yılında da devam

İbrahim Alimoğlu, “Afyonkarahisar'da ilk kez düzenlenen Afyon Blok Mermer Fuarı'nda info standımızla yerimizi aldık. Amorf Doğal Taş Proje Tasarım Yarışması Gala Gecesi'ni Denizli Laodikya Antik Kenti'nde düzenledik. 2025 yılında Doğal Taş Sektöründe Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesini başlattık. 2026 yılında da sektörümüzü daha ileriye taşımak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz: Önümüzdeki günlerde İngiltere'deki Surface Design Show Fuarına info-stant ile katılacağız.” dedi.

Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılar bir araya gelecek

Alimoğlu, sektörün en önemli fuarlarından biri olan Xiamen Fuarına Türkiye milli katılım organizasyonu için hazırlıkların tüm hızıyla devam ettiğine değindi.

“Fuarın 2025 yılındaki başarısı en önemli motivasyon kaynağımız oldu. Giderek uluslararası niteliği artan Xiamen Fuarı ile Avustralya, Singapur ve Vietnam başta olmak üzere tüm Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılarımızı bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Brezilya, Romanya, Sırbistan, Avustralya ve Kazakistan'a yönelik heyet düzenleme hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında Amorf Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması'nı 6.kez gerçekleştireceğiz.”

2021’de 1 milyar 80 milyon dolar olarak devralınan ihracat 1 milyar 380 milyon dolara çıktı

Başkan Alimoğlu, “2026 yılı ihracatçı birliklerinde seçimli genel kurul yılı. 5910 sayılı TİM ve İhracatçı Birlikleri Kanunu gereği başkanlık süresi 2 dönem ya da 8 yıl ile sınırlandırılmış durumda. 2022 yılında Ege Maden İhracatçıları Birliği üyelerimizin teveccühüyle Başkan seçilmiştim. Görev süremizde pandeminin etkilerinin hissedildiği, Türkiye’de dezenflasyon politikalarının uygulandığı, döviz kurlarındaki artışın enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığı ve rekabetçilikte zorlanılan bir dönem yaşandı. Buna karşın 2021 yılında 1 milyar 80 milyon dolar olarak devraldığımız ihracat rakamını 1 milyar 380 milyon dolara çıkarmayı başardık.” diye konuştu.

İhracatımızın 2030 yılında 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz

Önümüzdeki 4 yıl için Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanlığı'na bir dönem daha aday olduğunu açıklayan İbrahim Alimoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Üyelerimiz bu ulvi göreve şahsımı ve Yönetim Kurulumuzu tekrar seçtikleri takdirde sektörümüzün sorunlarının çözümü için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 2026 yılı için 1,5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğimiz ihracatımızın 2030 yılında görevi devrederken 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz. 2026 yılında da sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi için çalışmalarımız tüm hızıyla devam edecek. Yasal düzenlemelerin sektörümüzün önünü açacak şekilde değiştirilmesi için her fırsatta ve her platformda sektörün tüm paydaşlarıyla ve kamu temsilcileriyle diyalogumuzu artırarak devam ettireceğiz.”

 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

 

 

7 Ocak 2026

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 2025 Değerlendirmesi: “Bu Yıl Büyüme Değil, Dayanıklılık Yılıydı”


Küresel belirsizliklere rağmen 18,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2026 için “bekleme değil, üretim ve ihracat zamanı” mesajı verdi.

2025 yılında ihracat rakamları geçtiğimiz seneki seviyeyi korurken, sahadaki gerçekliğin çok daha zorlu olduğuna işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri, Sektörel Değerlendirme Toplantısında ihracatçının karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını, kârlılık erozyonunu ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıları masaya yatırdı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’te dünya ekonomisinin, “ılımlı ama kırılgan büyüme” ve yüksek jeopolitik/finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl görünümünde olduğunu söyledi.

“Ne sert bir resesyon ne de güçlü bir sıçrama ekonomik büyümede yaşandı. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altında kalırken, enflasyonun çoğu büyük ekonomide kademeli olarak gerilediğini gördük, fakat bu durum hala tamamen çözülmüş değil. Faizlerdeki kademeli düşüş, özellikle 2024’te baskılanan özel talep ve yatırımlar için kısmi destek sağlarken, borçlanma maliyetleri hâlâ pandemi öncesine göre yüksek kalıyor. Artan korumacılık ve ticaret bariyerleri, küresel ticaret hacmini baskılıyor; 2025 ve sonrasında ticaret politikası belirsizliğinin yüksek seyretmesi bekleniyor.”

Emek yoğun sektörlerdeki ihracatçılarımız Mısır gibi ülkelere üretimlerini taşıdı

Euro bölgesine ihracat yapan sektörlerde artış görülürken, USD cinsi ihracat yapan sektörlerini daha zorlandığı bir yıl olduğunun altını çizen Eskinazi sözlerine şöyle devam etti:

“2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya devam ettikleri bir yıl oldu.  Hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı.”

İthalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferidir

Başkan Eskinazi, Türkiye'nin ihracatının yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemekte olduğuna değindi.

“Özellikle imalat sanayinde ara malların %60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve çeşitliliğinin arttığı, İkincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir.”

Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır?

Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin bu hedeflerle uygulama arasındaki gerilimin açıkça ortada olduğunu vurgulayan Jak Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu:

Bu tablo, sanayi ve tarımda teknolojik yenilenmenin ve verimlilik yatırımlarının daha da ötelenmesi anlamına gelmektedir. Yatırım yapılmayan her yıl, rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır. Ancak burada altını çizmek isterim ki: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur.” 

Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı

Başkan Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı ihracatının 18 milyar 505 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.

“Artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün, Maden. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. Yıllık bazda parite artışı ortalama % 6 olmuştur. İhracatımızın yaklaşık %45’nin Euro bölgesine olduğunu düşünürsek, 2025 yılındaki ihracatımızın 2024 yılına göre fazla olmasında artışın yaklaşık %2,7’si parite etkisinden kaynaklanmaktadır. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.”

Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz

2022–2025 dönemindeki konkordato rakamlarının reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Başkan Eskinazi, “2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık %130 artış göstermiştir; 2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak 2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krize doğru ilerliyoruz. Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz. Tekstil sektörümüzü de değerlendirdiğimde 2025 yılında tekstil ve hammaddeleri ihracatı 9,4 milyar dolar olurken, bölgemiz 452 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir.” dedi.

2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir

Jak Eskinazi, Türkiye’nin en büyük sorununun öngörülebilirliğin zayıflaması olduğunu ve öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamayacağını, yatırımın erteleneceğini, riskin alınamayacağına değindi.

“2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. İhracatçının 2026 yılında kurdan dolayı yurtdışı satış gelirlerinde enflasyon üzerinde bir artış beklemiyoruz. Karlılık için, üretim maliyetlerini düşürmek yine burada tek seçenek olarak kalıyor. Makro ihtiyati tedbirlerde bir gevşemeyi henüz görmemekle birlikte, kredi kanallarında bir rahatlama da beklemiyoruz. USD bazında kredi kullanımının 2026 yılında da devam edeceğini düşünüyoruz. Emek yoğun sektörlerdeki sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz. Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak; Sorunları görmezden gelen değil, sahadaki gerçekleri dile getiren bir duruşu benimsiyoruz. İhracatçımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur.”

2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Yüksek enerji maliyetleri ve diğer girdilerin olumsuzlukları sebebiyle Uzakdoğu’daki çelik üreticileriyle Avrupa pazarlarında boy ölçüşemez hale geldik. Avrupa'daki yüzde 45 olan pazar payımız yüzde 31'lere kadar geriledi. Her ne kadar yoğun çaba sarf etsek de 2023 yılı bizim için çok zorlu, sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Başlıca rakiplerimiz Çin, Vietnam, Güney Kore, Malezya, Endonezya gibi ülkeler bizi Avrupa pazarlarında ve diğer pazarlarda rekabetçilik açısından çok sıkıntılı bir sürece soktular. 2025 yılında geçtiğimiz 3 yıla nispeten daha iyi bir yıl geçirdik. 2024 yılında 2 milyar 351 milyon dolarlık ihracat yapmıştık. 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık. İki yıl arasındaki geçen yılla bu yıl arasındaki ihracat artışımız %10'lara tekabül ediyor. Türkiye genelinde de 16,5 milyar doları çelik, 13,3 milyar doları demir ve demir dışı mamuller olmak üzere 29,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.” dedi.

Başkan Ertan, “Türkiye dünyanın 7. büyük demir çelik üreticisi. Avrupa'nın da en büyük demir çelik üreticisi. Bizden sonra Almanya geliyor Avrupa'da. Başlıca ihracat pazarlarımız Almanya, Fas, İtalya, Birleşik Krallık, Mısır, Bulgaristan, Fransa, İspanya, Romanya, Yemen, Yunanistan, Hollanda gibi ülkeler. Bunun yanı sıra Rusya, Ukrayna, Kuzey Afrika, Mısır, Fas, Güney Amerika'ya yoğun ihracat yapmaktayız. Şimdi biz geçen yıl 2025 yılında yaptığımız ihracat tonaj olarak hala 2021 yılındaki çelik ürünleri tonajını üretimini yakalayabilmiş değiliz. Bizim kapasite kullanımı oranımız %73-yüzde 74'lerden 2023 yılında %51'lere kadar düştü. Şu andaki kapasite kullanım oranımız %62. Dünya konjonktürü sürekli bir değişim içerisinde ve belirsizlikler çok fazla. Bütün rakip ülkeler, çeşitli kotalar, ek vergilerle korumacılık önlemleri alıyorlar. Sınırda karbon vergisinin kapsamı belli olunca rakiplerimizden olan bir nebze olsun daha avantajlı durumda olacağız.” diye konuştu.

2025 yılı sonunda ihracatımızı 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “2025 yılı sektörümüz için zorlu, olumsuz etkilerinin derinden hissettiğimiz ve tekrarını yaşamak istemediğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. 2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşadığımız zirai don olayları ile kiraz, elma, şeftali ve kayısı ürünlerimiz başta olmak üzere birçok üründe büyük kayıplar yaşadık. Dünyanın en büyük üreticisi olmakla gurur duyduğumuz kiraz üretiminde %90lara varan hasat kayıpları yaşandı. 2025 yılı sonunda ihracatımızı küçük bir kayıpla 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık. 2025 yılında toplamda 128 ülkeye ihracat yaptığımız taze ve işlenmiş meyve sebze ürünlerinde, en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, Rusya ve İtalya olarak gerçekleşti. Moldova, Avusturya, Irak, Çekya ve Kanada ülkeleri ihracatımızı önemli ölçüde artırdığımız ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.

2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ihracatımız daha da düşecek

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, “Deri ve deri mamulleri sektörü olarak bu sene, %10'a yakın bir ihracat kaybı yaşasak da genelde %60'lık bir kapasite kaybı yaşadı. %9'luk düşüş sadece Ege'de. Türkiye genelinde %5,5. Kümülatife baktığınız zaman son 2 yıl içinde Türkiye genelinde %2, Ege Bölgesi genelinde %17,5 düştü. Sadece ihracatımız 34 yıl önce ihraç fazlası veren bir sektörken şu anda ithalatımız, ihracatımızın üzerine çıktı. Deri ve deri mamulleri sektörü maalesef oyunu kaybetti. 2018'den bu yana çok iyi bir ivmeyle artan bir sektörümüz maalesef 2 yıl içinde hiç göze alınmayacak noktalara geldi. 2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ki bence daha da düşecek. İhracatımızı artırmaya yönelik hiçbir gelişme görmüyoruz. %40'lık kapasitemizin de %10'unu tekrar yitireceğimizi düşünüyorum.” dedi.

Ege Bölgesi hazır giyim ihracatı, %8 azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine geriledi

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, “Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en güçlü ihracat kalemlerinden biri olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla, en fazla ihracat yapan sektörler sıralamasında üçüncülükten dördüncülüğe gerilemiştir. Yılsonu itibarıyla Türkiye hazır giyim ihracatı, bir önceki yıla göre %6 düşüşle 16,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ege Bölgesi özelinde ise hazır giyim ihracatı, %8 oranında azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Birliğimizin En Büyük 5 İhracat Pazarı; İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere, İtalya. Bugün ülkemizin en katma değerli sektörleri arasında yer almamızda tasarıma yaptığımız yatırımın büyük rolü var. Türkiye geneli ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar. Türkiye hazırgiyim ortalama ihraç birim fiyatı 16,21 dolar, EHKİB ortalama ihraç birim fiyatı: 21,19 dolar.” dedi.

2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı, Muhammet Öztürk, “2025 yılı hem Birliğimiz hem de sektörümüz açısından büyümenin yeniden başladığı, güçlü bir toparlanma yılı oldu. Sektör genelinde Türkiye çapında ihracat %4 artışla 12 milyar 366 milyon dolar ihracat ile tarım ve gıda ihracatında en önemli paya sahip sektör oldu. Tarım sektöründe yapılan ihracatın %34’ü Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektörü ihracatı olarak dikkat çekmektedir. Birliğimiz özelinde ise çok daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında %23 artışla 1 milyar 185 milyon doları ihracat rakamını yakalamış bulunuyoruz. En çok ihracat yaptığımız ülkeler ağırlıkla Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olarak öne çıkmaktadır.

Birlik olarak hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik.” diye konuştu.

Kuru meyve sektörü 1,7 milyar dolarlık döviz girdisi sağladı

EİB Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, "Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden biri olan kuru meyve sektörü; güçlü üretim altyapısı ve küresel pazarlardaki konumuyla ülkemize 1,74 milyar dolarlık net döviz girdisi sağlamıştır. 2024 yılına göre ihracatımızda yaşanan yüzde 6’lık düşüşe rağmen, mevcut zorlukları yöneterek sektörümüzün rekabet gücünü korumayı ve sürdürülebilir üretim ve ihracat artışı sağlamayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, toplam kuru meyve ihracatının %60’ına karşılık gelen 1,05 milyar ABD dolarlık ihracat Birliğimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlıca ihracat kalemlerinden, çekirdeksiz kuru üzümde 496 milyon dolar, kuru incirde 316 milyon dolar, kuru kayısıdan ise 140 milyon dolarlık ihracat geliri elde edilmiştir. 2026 yılında da, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyum, gıda güvenliği ve markalaşma sektörümüzün temel öncelikleri arasında yer almaktadır.” diye konuştu.

EMİB’in ihracatı %6 artış göstererek 2025 yılında 1,3 milyar dolar oldu

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Maden sektörü olarak 2025 yılında 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Böylece, 2024 yılında 6 milyar dolar olan ihracatımız 2025 yılında %3’e yükselmiş oldu. İhracatımızın yaklaşık üçte birine denk gelen 2 milyar dolarlık bölümü doğal taş ihracatı olarak gerçekleşti. Türkiye geneli maden ihracatımıza paralel olarak Birliğimizin ihracatı da %6 artış göstererek 2025 yılında 1,38 milyar dolar oldu. Birliğimizin en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk üç ülke ise geçen yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya oldu. Çin ve ABD’ye ihracatımız 2024 yılına kıyasla sırasıyla %12 ve %7 artarken İspanya’ya ihracatımız %3 düşüş gösterdi. Birliğimizin doğal taş özelinde ihracat gerçekleştirdiği ilk 3 ülke ise sırasıyla ABD, Çin ve Fransa oldu. 2024 yılına kıyasla bu ülkelere ihracatımız sırasıyla %8, %29 ve %7 artış gösterdi.” diye konuştu.

Mobilya kâğıt ve orman ürünleri ihracatı 914 milyon dolar

Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ülke genelinde üç sektörümüzün ihracatı 2024 yılında 7,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş, 2025 yılında ise yaklaşık 8 milyar dolar bandında kalmıştır. Ege Bölgesi özelinde baktığımızda; 2024’te 946 milyon dolar olan ihracatımız, 2025’te 914 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Alt sektörler bazında; Kâğıt mamulleri ihracatımız 558 milyon dolar, Odun dışı orman ürünleri ihracatımız ise %3 artışla 122 milyon dolar seviyesindedir. Bu alanda Türkiye ihracatının %68’i Ege Bölgesi’nden yapılmaktadır. Mobilya sektöründe ise Birliğimiz üzerinden gerçekleşen ihracat, 2025 yılında 203 milyon dolar olmuştur. 2025 yılı; döviz kurundaki sınırlı artışa karşılık, hammadde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle ihracatçılarımız açısından zor bir yıl olmuştur.  Odun dışı orman ürünlerinde ABD, Almanya ve Japonya; Kâğıt sektöründe İran, Mısır ve İngiltere; Mobilya sektöründe ise Almanya, Hollanda ve Fransa öne çıkan pazarlarımız olmuştur. 2026 yılında Birliğimiz ihracatını 1 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen yüzde 7 artış

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “2025’te güçlü bir ihracat performansı sergileyerek; Türkiye geneli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız %4,5 artışla 4 milyar doları aşarak zorlu koşullara rağmen uluslararası rekabetçiliğimizi koruduğumuzu göstermiştir. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz yüzde 7 artışla 1 milyar 840 milyon dolar ihracat yaparak güçlü performansını sürdürdü. 2025 yılında su ürünleri sektörü ihracatımızın lokomotifi olmaya devam etmiş; levrek ve çipurada istikrarlı artış sürerken Türk somonunun güçlü büyümesi ürün çeşitliliği ve pazar derinleşmesi açısından önemli bir kazanım sağlamıştır.  2025’te ihracat ivmesini taşıyan su ürünleri başta olmak üzere, tüm alt sektörlerde rekabet gücünü artıran yatırım ve dönüşüm adımları, 2026 performansımızı belirleyecektir.” dedi.

Tütün ihracatçıları 2025 yılını yüzde 8,4’lük artışla kapatmayı başardı

Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, “Tütün ve Tütün Mamulleri sektörümüzün Türkiye geneli ihracatını 2025 yılında %8,4’lük artışla 1 milyar 60 milyon dolar ile kapatmayı başardık. Toplam 112 ülkeye tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Irak, ABD, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Önemli ihraç pazarlarımızdan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya’ya ihracatımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. 2025 yılı boyunca Türkiye’de tarımsal üretim, iklim krizinin giderek derinleşen olumsuz etkileri nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorlu yılda sektör olarak, kilogram başı 9 doların üzerinde ortalama ihraç fiyatı ve yıllık 1 milyar dolarlık ihracat ile ülkemiz tarım sektörüne önemli bir katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Ege Tütün İhracatçıları Birliği olarak, tarımsal üretimdeki risklerin farkındayız ve bu nedenle sürdürülebilirliği her zaman çalışmalarımızın merkezine alıyoruz.” diye konuştu.

Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor

Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, “2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti. Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 7. 2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur. 2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar seviyesine indi.

Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve sık değişen uygulamalardır.

Buna karşılık sofralık zeytinde rekor kırdık. 258 milyon dolarlık ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu tablo bize çok net bir mesaj veriyor: Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor. Üreticinin, ihracatçının ve markalaşmanın aynı anda ayakta kalabildiği bir yapı istiyoruz. UZZK’nın Ekim 2025’te paylaştığı rekolte tahminine göre 2025/26 sezonunda toplam zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton, bunun 740 bin tonunun sofralık, kalan kısmın ise yaklaşık 310 bin ton zeytinyağı üretimine karşılık geleceği öngörülüyor. Ancak sahadan gelen değerlendirmeler; don ve kuraklık etkisi başta olmak üzere bölgesel riskler nedeniyle bu tahminlerin aşağı yönlü revize edilmesi gerektiğini gösteriyor.” dedi.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

5 Ocak 2026

“Şükran Oteli – Anılara Saygı” sergisi, Kemeraltı’ndaki Eskiiz Sanat Galerisi’nde açıldı

 


İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi, Gazeteci Esat Ercetingöz’ün “Şükran Oteli – Anılara Saygı” sergisi, Kemeraltı’ndaki Eskiiz Sanat Galerisi’nde açıldı.

Gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Esat Ercetingöz’ün 55’inci kişisel sergisi “Şükran Oteli – Anılara Saygı”, sergisindeki fotoğraflar kapılar, kilitler, eşyalar ve yıpranmış yüzeyler üzerinden mekân hafızasını görünür kılıyor. Sergi, kaybolmaya yüz tutmuş anların izini sürerken, izleyiciyi kendi belleğiyle de yüzleşmeye davet ediyor.


Serginin merkezinde yer alan imgeler, bir dönemin izlerini taşıyan Şükran Oteli’ne odaklanıyor. Fotoğraflar, mekânın sessiz tanıklığını öne çıkarırken; zamanın bıraktığı izleri estetik bir dille kayda geçiriyor.  Nesnelerin ve ayrıntıların taşıdığı anlamı büyüterek, kolektif hafızaya dair güçlü bir görsel anlatı kuruyor.


Sergi, Kemeraltı/Konak’ta yer alan Eskiiz Sanat Galerisi’nde iki hafta boyunca sanatseverleri ağırlayacak.

Sergi Bilgileri

Sergi: Şükran Oteli – Anılara Saygı Fotoğraf Sergisi

Sanatçı: Esat Ercetingöz

Tarih: 5–15 Ocak 2026

Saat: 18.00

Mekân: Eskiiz Sanat Galerisi, 848 Sok. No:39, 2. Beyler, Kemeraltı/Konak


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

4 Ocak 2026

Harika Külçür; “Umuda Söz”


Avukat, Müzisyen, Şair ve Yazar Harika Külçür’ün 3. Kitabı “Umuda Söz” okuyucuyla buluştu.

İki şiir kitabı ‘Çilek Mevsimi’ ve ‘Gözlerinden Seyrediyorum Denizi’nden sonra yazdığı yaşanmış hikayelerden oluşan “Umuda Söz” Pagos yayınevi tarafından yayınlandı.

Yazar Harika Külçür kaleme aldığı üçüncü kitabının gerçek hayat hikayelerinden oluştuğunu ifade ederek şöyle konuştu;

“İçinde engellilik, kadın ve çocuk konularına dair yaşanmış hikayeler mevcut. Öykülerin başında küçük, samimi dizeler karşılıyor bizi. Konular toplumun biraz örselenmiş kesimlerini konu alsa da üslubun şiirselliği ve pozitif dili sarıyor insanı.  Öyküler kısa sayılabilecek nitelikte. İnsanı sıkmayan, bir solukta okuyup bitirilecek bir kitap.  

Yazar “Umuda Söz” kitabından küçük bir alıntıyı okuyucularıyla paylaştı;

Şaştı kendine. Şu sıkıntısında gözlüklerinden ona neydi? İnsan beyni ne garip işliyordu öyle? Her şeyi umuda yoruyordu. Sanki gözlüklü olması müdürün kararını değiştirecekti? Sakinleşti bir parça. Bu kez Şahika’nın cüppeli bir resmi belirdi gözünde; kalın altın varaklı çerçevesiyle karşısındaki gri duvara asıldı.


“Ağlama bacım” Mavi önlüklü, beyaz eşarplı güleç bir kadındı yanına yaklaşan, okulun hademesiydi. Halinden epey görmüş geçirmiş olduğu hemen anlaşılıyordu. Kapıya kaçamak bakış atıp ekledi: Bakma sen. İnsan halinden anlamaz bu adamlar. Hep , “olmaz” derler ama oldurur Rabbim. Okur senin kızın, hiç merak etme. Ferah tut yüreğini. Şaşkınlıkla ancak, “Sağ ol” diyebildi. Bu rahibe kılıklı iyilik meleğinin arkasından bir süre minnetle bakakaldı.

Teselli dolu adımlarla çıktı okuldan. Bir süre dalgın yürüdü, sonra nedensiz bir inançla hızlandı adımları. “Okuyacak benim prensesim,” dedi yüksek sesle, “herkese inat okuyacak.

Av. Yazar Harika Külçür kimdir?

İzmir doğumludur. İlk orta lise öğrenimini İzmir’deki çeşitli okullarda birincilikle tamamladı. Ardından bir milyon 500 bin kişinin girdiği üniversite sınavında 384.lük derecesiyle A.Ü Hukuk Fakültesini kazandı. İyi bir dereceyle mezun oldu. Bir süre Turizm Bakanlığında çalıştı. Ardından Hazine Avukatı olarak atandığı Yozgat ve Çankırı’da görev yaptı. Halen İzmir Urla’da Müşavir Hazine Avukatı olarak bu görevine devam etmektedir. Aynı zamanda Uzlaştırmacı ve Arabulucu Avukatıdır.

2019 yılında A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan İlişkiler ve iletişim yüksek lisans programından mezun oldu. 2022 yılında Gaziantep Üniversitesi İnsan Psikolojisi ve İletişim yüksek lisans programını tamamladı.

İlk şiiri 1991 yılında Yeşil Urla gazetesinde yayımlandı. Şiirleri ardından Damar, Beşparmak, Deliler Teknesi, İmece, Pencere, Batısöz, İzmir, Evrensel Kültür Karşıyaka, Yasak Meyve adlı dergilerde yayımlandı. 2009 yılında’ Çilek Mevsimi’ adlı ilk şiir kitabı basıldı. İkinci şiir kitabı ‘Gözlerinden seyrediyorum Denizi’ 2019 yılında okuyucuyla buluştu. Yazdığı öyküler de çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmıştır. 2022 yılında ‘Umuda Söz’ isimli öykü kitabı basılmıştır.

Harika Külçür’ün besteleri de mevcuttur. Profösyonel olarak hazırladığı üç adet tekli çalışması kendi ismindeki youtube kanalında izleyici karşısındadır. İzmir Barosu, TOBAV ve Konak Belediyesi korolarında korist ve solist olarak yer almıştır. İzmir Barosu, MESAM, Egeli Kadın Yazarlar Platformu, Urla İnsan Hakları Kurulu üyesidir. Ayrıca çeşitli sivil toplum örgütlerinde farkındalık konuşmaları yapmaktadır.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

3 Ocak 2026

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin altyapı sözleşmesi imzalandı


Dünya Bankası’nın 65 milyon dolarlık desteğiyle hayata geçirilecek Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin altyapı sözleşmesi imzalandı.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Projesi; Türkiye’nin iklim akıllı tarım, yenilenebilir enerji kullanımı, kadın istihdamının artırılması ve katma değeri yüksek tarımsal üretim hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen stratejik bir kalkınma projesi.


Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün himayelerinde yürütülen, Türkiye’nin örnek tarım ve yenilenebilir enerji entegrasyon projelerinden biri olan Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin (Dikili OTB), 'Altyapı ve Jeotermal Isıtma Sistemleri Yapım İşi Sözleşme İmza Töreni' İzmir Ticaret Odası (İZTO) Protokol Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Protokolü, Dikili OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dikili OTB Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Korkmaz, Bergama Ticaret Odası Başkanı ve Dikili OTB Denetim Kurulu Üyesi Lütfi Kolat imzaladı.


Törende konuşan Dikili OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, "Pazartesi günü makinalar sahaya inecek, projeyi 2026'nın sonuna kadar bitirmeyi hedefliyoruz" dedi.

Çakan, Dikili OTB’in kırsal tarıma elverişsiz bir alana yapıldığını, ilk aşamada bataklık bir alanı kuruttuklarını söyleyerek şu ifadelere yer verdi;

İkinci aşamada Dünya Bankası'ndan ilk olarak 30 milyon dolar kredi aldık. Kredinin yüzde 60’ı hibe, geriye kalanı da 3 yıl ödemesiz 10 yıl vadeli aldık, yıllık faiz yüzde 3.

Dünya Bankası projeyi çok önemsediği için artı 35 milyon dolar daha bir ek ödenek verdi. Toplamda 65 milyon dolara ulaştı" dedi.


İmzalanan sözleşme kapsamında;

Atıksu, yağmur suyu ve kullanma suyu altyapıları, elektrik, telekomünikasyon ve scada sistemleri, kuşaklama kanalı ve sanat yapıları, jeotermal ısı merkezi, iletim şebekeleri ve sera ısıtma sistemleri inşa edilerek, Dikili OTB’nin modern, çevre dostu ve sürdürülebilir bir üretim altyapısına kavuşması sağlanacaktır.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

2 Ocak 2026

“İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)”


İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), kent tarihi sergilerine bir yenisini daha ekledi.

Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) yeni sergisi; “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)”, İzmir’in fotoğrafçılık tarihine odaklanıyor.

Kentin görsel mirasını ilk kez bütüncül bir çerçevede ele alan sergi, hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu gözler önüne seriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen serginin Küratörlüğünü İzmir kent tarihi üzerine yürüttüğü araştırma ve koleksiyonlarıyla tanınan Aybala Yentürk üstlendi. Projenin Genel Koordinatörü ise İzmir tarihi üzerine uzun yıllardır çalışmalar yürüten ve bu alanda yayımlanmış kitapları bulunan Dr. Serhan Kemal Saygı.


Koleksiyonlardan gün ışığına çıkanlar

“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, kentin görsel mirasını ilk kez bütüncül bir çerçevede ele alarak, hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu görünür kılmayı amaçlıyor. Mert Rüstem, Nejat Yentürk, Ercüment Tahtakıran, Yavuz Çorapçıoğlu, Nazmi Şurgun ve Ömer Koç’un koleksiyonlarının yanı sıra Fabio Tito, Mark Giraud, Patrice Guiffray, Çevik Çullu ve Gökçen Adar’ın aile arşivlerinden ilk kez görülecek albüm ve fotoğraflar sergiye değer katıyor. APİKAM’ın kendi koleksiyonlarında yer alan ve bugüne kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflar da sergi kapsamında ilk kez izleyiciyle buluşuyor.

İzmir fotoğrafçılık tarihine geçiyor

Zamanı ve mekânı durduran bu olağanüstü buluş, dünyaya ilan edildikten yalnızca üç ay sonra, Doğu’ya doğru yola çıkan Avrupalı gezginlerin eliyle İzmir’e ulaştı. Kent, kısa sürede bu öncü fotoğrafçıların rotasındaki duraklardan biri oldu. 1840 yılının Şubat ayında İzmir’e gelen gezginlerin, geminin güvertelerinde gerçekleştirdikleri başarılı dagerotip çekimleri, şehrin adını dünya fotoğraf tarihine kaydeden ilk kayıtlar arasında yer aldı. Böylece İzmir, fotoğrafın henüz emekleme döneminde bile uluslararası ilginin merkezlerinden biri olarak tarihe geçti.

 Gündelik Yaşamın Aynası

“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, yalnızca kentin manzaralarını değil, gündelik yaşamın ritmini ve İzmirlilerin görünürlüğünü de merkeze alıyor. Tanzimat’la birlikte modernleşen toplumun panoraması, fotoğrafhanelerin merceklerinden izlenebiliyor. Serginin önemli başlıklarından biri, Sultan II. Abdülhamit Dönemi’nde hazırlanan Yıldız Albümleri. Albümlerdeki İzmir fotoğrafları büyük ölçüde İzmirli fotoğrafçıların üretimlerinden oluşuyor; bu da kente, İmparatorluğun görsel belleğinde ayrıcalıklı bir konum kazandırıyor.


Seyyahların gözde kenti

Asya’nın Yedi Kilisesi’nden birine ev sahipliği yapan; Efes, Sardis ve Milet gibi antik merkezlere yakınlığıyla arkeologlardan mimarlık tarihçilerine, ressamlardan edebiyatçılara uzanan geniş bir keşif geleneğini besleyen İzmir, fotoğrafın ilk döneminde de merceğin doğal bir odağıydı. Sergi anlatısı, Osmanlı’nın ve Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biri olan İzmir’in yüzyıllar boyunca Batılı seyyahların gözde duraklarından biri olduğunun altını çiziyor ve bu çerçevede kenti odağına alan erken dönem “turistik” manzara çekimlerine geniş yer veriyor.

Kayıp Fotoğrafhanelerin İzinde

İzmir’in fotoğrafçılık tarihindeki yerini araştırırken, Cumhuriyet öncesi İzmir fotoğrafçılığı üzerine kapsamlı bir çalışma yürütmek oldukça güçtür. Bunun en önemli nedenleri, yazılı kaynakların çok sınırlı olması ve elbette 1922 Büyük İzmir Yangını’nın fotoğrafhaneleri yok etmiş olmasıdır. Nüfus kaybı ve stüdyoların ortadan kalkması, fotoğrafik hafızayı parçalara ayırır. “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, farklı arşiv ve koleksiyonlarda korunan yüzlerce fotoğrafı bir araya getirerek bu parçalı hafızayı yeniden kuruyor. Serginin kurgusunda, İzmir fotoğrafhaneleri geniş bir çerçevede ele alınırken, kısa süreliğine faaliyet göstermiş olan fotoğrafçılar da bu bütünün bir parçası olarak değerlendiriliyor.

 Kentin çok kültürlü fotoğrafçılık geleneği

1850’lerden itibaren teknik gelişmeler, portre fotoğrafçılığını toplumsal bir alışkanlığa dönüştürdü. Osmanlı saray çevresinden Levanten ailelere, konsolosluk mensuplarından Rum ve Ermeni topluluklarına kadar geniş bir kesim portre çektirme kültürünü benimsedi. Müslüman toplumun suret üretimine temkinli yaklaşımı nedeniyle 19. yüzyıl boyunca fotoğrafçılık mesleği ağırlıkla gayrimüslimlerin elindeydi. Frenk, Rum ve Ermeni mahallelerinde yoğunlaşan stüdyolar, Avrupalı fotoğrafçıların yanı sıra İzmirli Levanten, Rum, Ermeni ve Yahudi fotoğrafçılar tarafından işletildi. Böylece kent, çok kültürlü bir görsel üretim ortamında kendi kimliğini belgelemiş oldu.

Sergiden kitaba

Serginin hazırlık sürecinde yürütülen kapsamlı araştırmalar bir kitapta toplanarak okurla buluşturulacak. Alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inanılan bu çalışma, İzmir’in 80 yılı aşkın fotoğrafçılık mirası üzerine yapılan araştırmaları kalıcı ve güvenilir bir başvuru kaynağına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Sergi13 Aralık 2026 tarihine kadar ziyarete açık olacak.


Ziyaret Saatleri:

Hafta İçi: 09.00 - 17.00

Cumartesi: 10.00 - 17.00

(Pazar günleri ziyarete kapalıdır)

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT