İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), kent tarihi sergilerine bir yenisini daha ekledi.
Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) yeni
sergisi; “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)”, İzmir’in
fotoğrafçılık tarihine odaklanıyor.
Kentin görsel mirasını ilk kez bütüncül bir çerçevede ele
alan sergi, hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki
özgün konumunu gözler önüne seriyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen serginin Küratörlüğünü İzmir kent tarihi üzerine yürüttüğü araştırma ve koleksiyonlarıyla tanınan Aybala Yentürk üstlendi. Projenin Genel Koordinatörü ise İzmir tarihi üzerine uzun yıllardır çalışmalar yürüten ve bu alanda yayımlanmış kitapları bulunan Dr. Serhan Kemal Saygı.
Koleksiyonlardan gün
ışığına çıkanlar
“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, kentin görsel mirasını ilk
kez bütüncül bir çerçevede ele alarak, hem kentin hem de İzmirli
fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu görünür kılmayı amaçlıyor.
Mert Rüstem, Nejat Yentürk, Ercüment Tahtakıran, Yavuz Çorapçıoğlu, Nazmi
Şurgun ve Ömer Koç’un koleksiyonlarının yanı sıra Fabio Tito, Mark Giraud,
Patrice Guiffray, Çevik Çullu ve Gökçen Adar’ın aile arşivlerinden ilk kez
görülecek albüm ve fotoğraflar sergiye değer katıyor. APİKAM’ın kendi koleksiyonlarında
yer alan ve bugüne kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflar da sergi kapsamında
ilk kez izleyiciyle buluşuyor.
İzmir fotoğrafçılık
tarihine geçiyor
Zamanı ve mekânı durduran bu olağanüstü buluş, dünyaya ilan
edildikten yalnızca üç ay sonra, Doğu’ya doğru yola çıkan Avrupalı gezginlerin
eliyle İzmir’e ulaştı. Kent, kısa sürede bu öncü fotoğrafçıların rotasındaki
duraklardan biri oldu. 1840 yılının Şubat ayında İzmir’e gelen gezginlerin,
geminin güvertelerinde gerçekleştirdikleri başarılı dagerotip çekimleri, şehrin
adını dünya fotoğraf tarihine kaydeden ilk kayıtlar arasında yer aldı. Böylece
İzmir, fotoğrafın henüz emekleme döneminde bile uluslararası ilginin
merkezlerinden biri olarak tarihe geçti.
Gündelik Yaşamın Aynası
“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, yalnızca kentin manzaralarını değil, gündelik yaşamın ritmini ve İzmirlilerin görünürlüğünü de merkeze alıyor. Tanzimat’la birlikte modernleşen toplumun panoraması, fotoğrafhanelerin merceklerinden izlenebiliyor. Serginin önemli başlıklarından biri, Sultan II. Abdülhamit Dönemi’nde hazırlanan Yıldız Albümleri. Albümlerdeki İzmir fotoğrafları büyük ölçüde İzmirli fotoğrafçıların üretimlerinden oluşuyor; bu da kente, İmparatorluğun görsel belleğinde ayrıcalıklı bir konum kazandırıyor.
Seyyahların gözde kenti
Asya’nın Yedi Kilisesi’nden birine ev sahipliği yapan; Efes,
Sardis ve Milet gibi antik merkezlere yakınlığıyla arkeologlardan mimarlık
tarihçilerine, ressamlardan edebiyatçılara uzanan geniş bir keşif geleneğini
besleyen İzmir, fotoğrafın ilk döneminde de merceğin doğal bir odağıydı. Sergi
anlatısı, Osmanlı’nın ve Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biri olan
İzmir’in yüzyıllar boyunca Batılı seyyahların gözde duraklarından biri
olduğunun altını çiziyor ve bu çerçevede kenti odağına alan erken dönem
“turistik” manzara çekimlerine geniş yer veriyor.
Kayıp
Fotoğrafhanelerin İzinde
İzmir’in fotoğrafçılık tarihindeki yerini araştırırken,
Cumhuriyet öncesi İzmir fotoğrafçılığı üzerine kapsamlı bir çalışma yürütmek
oldukça güçtür. Bunun en önemli nedenleri, yazılı kaynakların çok sınırlı
olması ve elbette 1922 Büyük İzmir Yangını’nın fotoğrafhaneleri yok etmiş
olmasıdır. Nüfus kaybı ve stüdyoların ortadan kalkması, fotoğrafik hafızayı
parçalara ayırır. “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, farklı arşiv ve koleksiyonlarda
korunan yüzlerce fotoğrafı bir araya getirerek bu parçalı hafızayı yeniden
kuruyor. Serginin kurgusunda, İzmir fotoğrafhaneleri geniş bir çerçevede ele
alınırken, kısa süreliğine faaliyet göstermiş olan fotoğrafçılar da bu bütünün
bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kentin çok kültürlü fotoğrafçılık geleneği
1850’lerden itibaren teknik gelişmeler, portre
fotoğrafçılığını toplumsal bir alışkanlığa dönüştürdü. Osmanlı saray
çevresinden Levanten ailelere, konsolosluk mensuplarından Rum ve Ermeni topluluklarına
kadar geniş bir kesim portre çektirme kültürünü benimsedi. Müslüman toplumun
suret üretimine temkinli yaklaşımı nedeniyle 19. yüzyıl boyunca fotoğrafçılık
mesleği ağırlıkla gayrimüslimlerin elindeydi. Frenk, Rum ve Ermeni
mahallelerinde yoğunlaşan stüdyolar, Avrupalı fotoğrafçıların yanı sıra İzmirli
Levanten, Rum, Ermeni ve Yahudi fotoğrafçılar tarafından işletildi. Böylece
kent, çok kültürlü bir görsel üretim ortamında kendi kimliğini belgelemiş oldu.
Sergiden kitaba
Serginin hazırlık sürecinde yürütülen kapsamlı araştırmalar
bir kitapta toplanarak okurla buluşturulacak. Alanında önemli bir boşluğu
dolduracağına inanılan bu çalışma, İzmir’in 80 yılı aşkın fotoğrafçılık mirası
üzerine yapılan araştırmaları kalıcı ve güvenilir bir başvuru kaynağına
dönüştürmeyi amaçlıyor.
Sergi13 Aralık 2026 tarihine kadar ziyarete açık olacak.
Ziyaret Saatleri:
Hafta İçi: 09.00 - 17.00
Cumartesi: 10.00 - 17.00
(Pazar günleri ziyarete kapalıdır)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder