30 Aralık 2025

Parkinson Hastalığı hakkında kısa bilgi...

Parkinson, beyinde "dopamin" adı verilen maddenin eksikliğiyle ortaya çıkan, nörolojik bir hastalıktır

Yaşın ilerlemesiyle beyinde dopamin salgılayan hücrelerin azalması veya hasara uğramasıyla ortaya çıkar.

Hareket bozukluklarına ve istem dışı hareketlere yol açan bu hastalığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz.

. Ellerde ve ayaklarda titreme

. Harekette yavaşlama

. Kaslarda sertlik ve yürüme güçlüğü yaşama

. El yazısında küçülme

. Koku kaybı

. Öne doğru eğilme, kamburlaşma

. Uykusuzluk ve uykuda tekmeleme, çırpınma ve bunlara bağlı düşme

. Kabızlık

. Baş dönmesi ve bayılma

. Yüzde maskeleme, boş bakma, gözleri kırpmamak, mimiklerin azalması

. Ses tonunda ve konuşmada değişiklik 








Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği, İzmir (Web sitesi)

Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği, İzmir (blogger sayfası) 

29 Aralık 2025

Üretici ve tüketici aracısız buluşuyor


Kültürpark Üretici Pazarı, İzmir'in dört bir yanından gelen köylü üreticiyi kentli tüketicilerle aracısız buluşturma imkanı sağlıyor.

Her hafta Çarşamba günleri faaliyet gösteren Kültürpark üretici pazarına Kemalpaşa Ören mahallesinden (köy)  gelen üretici Hatice ve Hasan Aksoy çifti, ‘Tohumdan toprağa, tarladan tüketiciye ürünlerinin satıldığı üretici pazarlarına halkımız çok ilgi gösteriyor’ dedi.


Kemalpaşa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi standında ürünlerini sergileyen Hatice Aksoy babasından kalan tarlasını değerlendirdiğini söyleyerek şöyle konuştu;

Kemalpaşa Ören’de babamızdan kalan tarlamızı değerlendirip üretmeye devam ediyoruz. Öncelikle ceviz ağaçları yetiştirdik. Cevizleri iç ceviz ve kabuklu ceviz olarak satışa sunuyoruz. Yine babamın diktiği zeytin ağaçlarından ürettiğimiz zeytinyağı, kendi üretimim az tuzlu zeytini satışa sunuyoruz.

Annemin tarifi dut reçeli

Standımızda kendi üretimim olan kayısı, dut, kiraz reçellerim, karadut suyu ve bahçemizde yetişen mevsimine göre meyveleri satıyoruz. İncir, şeftali ve erik pestili, salça, kuru meyveler, tarhana, domates kurusu gibi birçok çeşitlerimiz bulunuyor.


Herkesin bildiği gibi karadut suyu özellikle ağız yaralarına çok iyi gelir. Karadut suyuna ilgi çok.

Babamın diktiği dut ağacımızın meyvesi olan beyaz ve siyah dut ile az şekerli reçellerim de ilgi görüyor. Annemden öğrendiğim dut reçeli tarifini uygulamaya devam ediyorum.

Tüm ürünlerimiz kendi üretimimiz. Bizi tanıyan müşterilerimiz her hafta düzenli gelir. Ürünlerimizden çok memnun olduklarını söylüyorlar.

Hem para kazanıyorum hem sosyalleşiyorum

Karşıyaka Bostanlı Zühtü Işıl Meydanı’nda kurulan üretici pazarına katılıyoruz. 15 günde bir Pazar günü kuruluyor. 2 pazara katılıyor olmaktan çok mutluyum. Çok insan tanıdım. Hem para kazanıyorum hem sosyalleşiyorum. Tüm üretici pazarları adı gibi üretici pazarı olmalı. Benim standımı ziyaret eden herkese gönül rahatlığı ile ürünlerimi satıyorum. Tüm ürünlerimiz kendimizin yetiştirdiği ürünler.


En büyük destekçim eşim. Bahçede birlikteyiz. Üretici pazarlarına birlikte gidiyoruz. 2 yıldır üretici pazarlarına katılıyoruz. Çok memnunum. Tüketicilerin marketlerden değil de biz üreticileri desteklenmesini isterim. Üretici de kazansın. Tüketici de temiz ürün tüketsin. Herkesi pazarımız davet ediyorum, diye konuştu.

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

 

 

 

 

28 Aralık 2025

İzmir Ticaret Odası Yılın Son Meclis Toplantısını Yaptı


İzmir Ticaret Odası Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında, Meclis, Yüksek İstişare ve Disiplin Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Yılın son meclisinde ekonomiye ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, 2026 yılının İzmir Ticaret Odası projelerinin açılış yılı olacağını vurguladı.

“Çalışmaları tamamlanarak 2026 yılı içinde faaliyete geçecek olan projelerin son durumları hakkında bilgi veren Yönetim Kurulu Başkanı Özgener, “İzmir Ekonomi Üniversitemizin Güzelbahçe Kampüsü; tarımsal üretimde yepyeni bir vizyon ortaya koyan Dikili Organize Tarım Bölgesi, kentimiz ticaretinde dönüm noktası olacağına inandığımız Kemalpaşa Lojistik Merkezi ve sektörel kümelenmenin başarılı bir örneği olan Torbalı Karma ve Mobilya Organize Sanayi Bölgesi projelerimizi hayata geçirme aşamasına geldik. Her bir detayı en ince ayrıntısına kadar düşünülerek inşa edilmekte olan, tamamlandığında sahip olacağı dijital ve teknolojik donanımla ülkemizde fark yaratacak Güzelbahçe Kampüsünde çalışmaların tüm hızıyla devam ediyor. Sık sık şantiye alanına giderek incelemelerde bulunduğumuz bu büyük projenin, İzmir’in bilgi temelli kalkınma vizyonuna yapılan stratejik bir yatırım olduğuna inanıyoruz. Yeni kampüsümüzün açılışını, Temmuz 2026’da siz kıymetli meclis üyelerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Dikili Organize Tarım Bölgesi için 65 milyon dolarlık altyapı işleri için Aralık ayı başında ihale yaptık

2026 Eylül ayında faaliyete geçerek, Avrupa'nın en büyük teknolojik sera kümelenmelerinden biri olacak olan Dikili Organize Tarım Bölgesi'ne ilişkin bilgi veren Özgener, “65 milyon dolarlık altyapı işleri için Aralık ayı başında ihale yaptık. Bölgede toplam 47 fabrika ve 1.800 dönümlük alanda 50 sera yatırımı gerçekleştirilecek. Aralık ayının başında da Bölgemizin Altyapı ile Jeotermal Şebekeler ve Isıtma Sistemleri Yapım İşi ihalesini gerçekleştirdik. Proje Takvimiz kapsamında Eylül 2026’ya kadar; tüm altyapı, jeotermal ısıtma sistemi ve sondaj işlerinin büyük ölçüde tamamlanması planlanmakta; yanı sıra, atık su arıtma tesisi çalışmalarının bitirilmesini hedefliyoruz” dedi.

Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Bir diğer önemli projemiz olan Kemalpaşa Lojistik Merkezi kapsamında ise parselasyon planı onaylanarak tescil işlemleri gerçekleştirildi ve yeni mülkiyet tapuları çıkartıldı. Üst yapı inşaat ruhsatlarının alınması kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne ruhsat başvurusunda bulunduk ve yeni bir aşamaya geçtik. Kemalpaşa Lojistik Merkezi projemizde ilk etapta başlanacak işler arasında 100 bin metrekare alana sahip 357 Araçlık Uluslararası Tır Parkı, 237 Araçlık Taşıt Üstü Supalan Tır Sahası ve 129 Araçlık Gümrüklü Araç Tır Parkı yer alıyor. Gümrük Müdürlüğü ve İşletme Müdürlüğü Ofis Binaları, Sosyal tesis ve Kafe Alanları, Gümrük müşavirleri için acente ofisleri binaları ve elektrik ve sıhhi tesisat alt yapılarını tamamlayarak, Haziran 2026’da faaliyete geçeceğiz”

“Torbalı Karma ve Mobilya Organize Sanayi Bölgemizde ise, ilk etapta tescil edilmiş olan alanda 33 katılımcı faaliyete geçti. Ayrıca, 8 firmaya yapı ruhsatı verildi, inşaatlar ise devam ediyor. Bununla birlikte; ilave alan talebimiz Bakanlıkça da uygun görülerek kuzeyde yer alan 626.000 m2’lik alan mobilya sektörüne ayrıldı. Altyapı imalatları ile ilgili 1. Etap tamamlandı. 2. Etap ile ilgili bölümün 2026 yılı Eylül ayında tamamlanacak. Bayındır Organize Tarım Bölgesi ve yine imar ve altyapı çalışmaları devam eden Kınık Organize Tarım Bölgesi’ne Ait Yaklaşık 123 Hektar Alanda Altyapı yapım işi ihalesine 12 Aralık’ta çıktık. En kısa zamanda sonuçlandırmayı umuyoruz”

2025 yılını ekonomik açıdan değerlendiren Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “2025 yılı hem küresel hem de ulusal ölçekte belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönem oldu. Bununla birlikte ekonomi politikalarının yeniden şekillendiği, ülkeler arası rekabetin teknoloji, verimlilik ve tedarik zinciri güvenliği eksenlerinde keskinleştiği bir tablo ile karşı karşıya geldik. Jeopolitik gerilimler, artan korumacılık eğilimleri ve finansal koşulların sıkılığı dünya ekonomisindeki dengeleri etkileyen temel unsurlar olarak öne çıktı. Bu süreçte küresel büyüme hızının yavaşladığını, yatırımların daha seçici hale geldiğini ve inovasyonun artık yalnızca rekabet avantajı değil, bir zorunluluk haline geldiğini değerlendiriyoruz. Tüm bu jeopolitik ve finansal dalgalanmaların ortasında yapay zekanın yeni bir araç olarak öne çıktığını ve kuralları henüz yazılmamış bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz”

Enflasyonun yönü aşağı doğru, ancak sürecin tamamlandığını söylemek için erken

Türkiye ekonomisinin bu küresel tablo içinde uygulanmakta olan ekonomik programın ortaya koyduğu politika çerçevesi doğrultusunda bir denge arayışı içinde yoluna devam ettiğini ifade eden Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Yüksek enflasyon, finansmana erişimdeki maliyet baskısı ve sanayideki yavaşlama iş dünyamızın karar alma süreçlerini zorlaştırdı. Buna rağmen yılın sonuna yaklaşırken bazı kazanımları da not etmek gerektiğine inanıyoruz. Öncelikle Aralık ayı başında açıklanan Kasım ayı enflasyon verilerini olumlu değerlendirdiğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Mevsimsellikten arındırılmış enflasyonda Merkez Bankası’nın takip ettiği üç aylık ortalamanın yıllıklandırılmış göstergesinde belirgin bir gerileme görüyoruz. Mal fiyatları enflasyonu aşağı çekerken, hizmet enflasyonunun daha sınırlı bir iyileşme gösterdiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Yani enflasyonda yönün aşağı doğru olduğunu; ancak sürecin henüz tamamlandığını söylemek için erken”

“Büyüme tarafında ise TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda %3,7 büyüdü. Çeyreklik büyüme, bir önceki çeyreğe göre yavaşlamış olsa da iç talep ve yatırımların canlı kaldığını görüyoruz. Buna karşılık; ithalattaki hızlanma ve net ihracatın büyümeye negatif katkısı, büyümenin kompozisyonu açısından daha temkinli olunması gerektiğini gösteriyor. 2026 yılına girerken ekonomik programın kararlılıkla sürdürülmesi halinde; fiyat istikrarının güçlenmesini, üretimde daha dengeli bir görünümün ortaya çıkmasını ve yatırım ortamının daha öngörülebilir hale gelmesini bekliyoruz. Ancak 2026’yı otomatik bir iyileşme yılı olarak görmenin de doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü rekabet koşulları eskiden olduğu gibi yalnızca iç talep ya da faiz seviyesiyle belirlenmiyor”

2026 yılında iş dünyasının dikkat etmesi gereken hususlara da değinen Özgener sözlerine şöyle devam etti: “2026’da işletmelerimizin faaliyetlerini; tek senaryo ile değil, alternatif senaryolarla planlaması gerektiğini öngörüyoruz. Çünkü; fiyatlama davranışları tam netleşmediği, maliyet öngörüleri sık değiştiği ve bunun yanında finansmana erişimde teminat ve vade koşulları sıkı kaldığı için, en iyi niyetli planların bile hızla eskime riski taşıdığını değerlendiriyoruz. Bu tespitler doğrultusunda; üretim planlamasında yalnızca talebi değil, arz kapasitesini de merkeze almamız gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle emek yoğun sektörlerde, kapasite kaybının hızlanması halinde, bu durumdan geri dönüşün oldukça zor olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde maliyet hesabında da yalnızca resmi enflasyona bakmanın yeterli olmadığını, sektörün kendi girdi sepetindeki fiyat artışlarını, enerji ve lojistik maliyetlerinin etkilerini, işçilik maliyetinin toplam maliyet içindeki ağırlığını ve kur geçişkenliğini birlikte okumamız gerektiğini düşünüyoruz”

2026 Bütçesi oy birliğiyle kabul edildi

Konuşmaların ardından İzmir Ticaret Odası 2026 yılı Çalışma Programı ve Bütçesi meclis üyelerinin onayına sunularak oy birliğiyle kabul edildi. Yönetim Kurulu Başkanımız Özgener, “Bu çatı altında sizlerin büyük emek ve katkılarıyla yürüttüğümüz çalışmalarda, bizlere olan destek ve güveniniz için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Sizlerin bize duyduğu güven, sayısı 105 bine yaklaşan üyesiyle kentimizin en köklü kurumlarından biri olan İzmir Ticaret Odası’nı yönetirken sorumluluğumuzu daha da artırıyor. Yönetim Kurulu olarak, Odamızın tarihinden aldığımız gücü, günümüzün gelişen teknolojisi ile birleştirerek ortaya koyduğumuz, kentimize ve ülkemize değer katacak projelerimizi, sizlerin destekleriyle, çalışma gruplarımız ve komitelerimiz ile birlikte çalışarak hayata geçireceğiz. Bizlere verdiğiniz destek için Yönetim Kurulum adına bir kez daha teşekkürlerimi sunuyor, bütçemizin ve Çalışma Programımızın Odamıza ve kentimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

25 Aralık 2025

Yeni Asır Gazetesi'nin '130 Yıllık Kent Hikayesi' sergisi


Yeni Asır Gazetesi, kuruluşunun 131. yılı kapsamında önemli bir organizasyona imza attı.

İzmir merkezli olan ve ülke tarihinin pek çok önemli anlarına birebir tanıklık eden Yeni Asır, '130 Kent Hikayesi' adlı sergisini hayata geçirdi. İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Yeni Asır Gazetesi'nin İZTO Sergi Salonu'nda düzenlediği serginin açılışına ilgi yoğundu.
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener açılış konuşmasında gazete arşivlerinin kentin toplumsal, ekonomik ve kültürel dönüşümünü kayıt altına alan en güçlü bellek ve tarihsel sürekliliğin vazgeçilmez tanıkları olduğunu anlattı.

İZTO Sergi Salonu'nda düzenlenen serginin açılışında konuşan Vali Süleyman Elban, gazete arşivlerinin yalnızca olayları değil, dönemlerin ruhunu da yansıtan en güçlü tarihsel kaynaklardan olduğunu söyledi.
Tarih araştırmalarında kitap ve akademik yayınların yetersiz kaldığı noktalarda gazete arşivlerinin yol gösterici olduğunu ifade eden Elban, şunları kaydetti:
"Gazete arşivleri, yalnızca belirli bir konuya ilişkin tarihi bilgi vermiyor. Aynı zamanda o dönemin mizahını, dilini, insanların nasıl konuştuğunu, sosyal hayatlarını, giyim kuşamlarını, dünyaya bakışlarını da gösterir. İnsanlar ne yiyor, ne içiyor, nasıl seyahat ediyor, birbirleriyle ilişkileri nasıl, kamusal alan ne durumda, özel hayat nasıl şekilleniyor? Tüm bunlara dair son derece zengin veriler sunar. Ülkenin gelişmişlik seviyesi de aslında o döneme ait gazetelerde gizlidir. Fotoğraflarda, manşetlerde, köşe yazılarında ve haberlerde bütün bunlara ilişkin inanılmaz bir kaynak vardır. Gazete arşivleri bu anlamda son derece kıymetlidir."
Sergi, Çalışan Gazeteciler Günü'ne denk gelen 10 Ocak Cumartesi gününe kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

20 Aralık 2025

Hikayesi Yarım Kalmış tüm kadınlara; Bitmeyen çile


Bitmeyen bir çilenin ortasında, hayata ve kendine dair her şeyi sorgulayan bir ruhun çırpınışlarını okuyacağınız bir kitap “Bitmeyen Çile”. Kitabı okurken belki kendinizi bulacak belki de ilk kez kendinize ayna tutacaksınız.

Yazar Gürfan Atbaşı; “Hayatımda yaşadığım ve sizlerle paylaşmak istediğim yaşanmışlıkları bu kitapta topladım. Anlatırken oysa yaşarken hiç bitmeyecek gibi gelen anlar ile hayatıma dair kesitleri sizler okurken umarım ruhunuza dokunabilirim” diyerek sözlerine başladı.


Yaşam öyküsünü kaleme aldığı Bitmeyen çile isimli ilk kitabının devamının geleceğini ikinci kitabı için hazırlıklara başladığını ifade eden Gürfan Atbaşı sözlerini şöyle sürdürdü;  

“Çok çile çektim çok yalnız kaldım. Yaşadıklarımı kime anlatsam senin hayatın roman gibi.. Neden yaşadıklarını bir kitapta anlatmıyorsun diyorlardı. Bunu ben de düşününce yazmaya karar verdim. 1 sene kadar yaşadıklarımı yazdım. 75 sayfalık bir kitapta tüm yaşadıklarımı anlatmak mümkün değildi. Bu hayatımın özeti olarak başlangıç olsun diye düşündüm. Yazamadığım çok şey var. Bunları ilave ederek yeni bir kitap daha düşünüyorum.


14 yaşında evlendim

26.05.1959 tarihinde beş çocuklu ailenin ikinci çocuğu olarak Afyonkarahisar’da dünyaya geldim. Yaşadıklarımın bir anı olarak kalması için yazdım. Herkesin hayatı bir roman gibidir ama benim yaşadıklarım çok başka. Okuyunca anlayacaksınız.

Hayat herkese farklı sunulmuş armağan denilse de bu aslında sadece bir sözden ibaret. Bazen bazı insanlara acılar daha fazla ve sanki dayanma gücünü son noktasına kadar kullanmaya zorlayabiliyor.

Erken yaşta babam ölünce annemi bir başkası kaçırınca kız kardeşlerimle ben evde yalnız kaldık. Erkek kardeşimiz Çocuk Esirgeme kurumuna verildi. 12-13 yaşlarında sokakta oyun oynaması gereken çağlarda ağır yüklerle uğraşmak zorunda kaldım. Çocuk yaşımda yaşadıklarımın ağırlığı altında ezilirken ağıtlar yakardım. Kara yazılı doğmuşum, çile içinde durmuşum, ağlayarak büyümüşüm kara yazılıyım dostlar. Kimse tutmadı elimden, halimi derdimi sormadı. Kader bana da gülmedi, kara yazılıyım dostlar. Köşe bucak süründürdü beni, deliye döndürdü beni, açmadan gülüm soldurdu. Kara yazılıyım dostlar, diyerek çocuk yaşta bu ağıtları söylerdim.


14 yaşında evlendiğimde kocam Hüseyin’in askerliğine 1 ay kalmıştı. Askere gidince bir başkasına gitmesin, evlenmekten vazgeçmesin diye bizi hemen evlendirdiler. Kocam Hüseyin çok iyi yürekli çıkmıştı. Senin çektiklerini unutturacağım derdi. Bu yüzden eşimi çok sevdim. Eşim askere gittiğinde hamile kalmışım. Çocuk olduğum için hamile kaldığımı bile çok geç anladım. İlk çocuğum doğduğunda bir kilo bile yoktu. Ona Fadime ismini verdik. Eşimin askerliği bitince köye döndü. 15 gün sonra bir hafta İzmir’de çalışacağım ev tutup ailemi buradan götüreceğim dedi. Fakat Hüseyin’in ailesi bunu kabul etmedi. Daha sonra Hüseyin anneannesine ve babasına beni İzmir’e göndermediniz. Bana araba alın deyince tarla satılıp araba alındı. İzmir’e bir müşteri götürüp dönerken trafik kazasında öldü. Eşim öldüğünde ikinci çocuğuma hamileydim. Ölüm haberini alınca ağıtlar yakmaya başladım. “Hüseyin’im ya beni de götür ya sen de gitme” diyerek.


Daha sonra Afyon’dan Manisa’ya taşındım ve pamuk tarlasında işe başladım. İlerleyen süreçte İzmir’e yerleşerek, restoranda aşçı olarak çalışmaya başladım. İnşaat malzemeleri alarak kendime apartman yaptırdım. İkinci eşim Haydar Bey ile evlendim. Torunum Ezgi ile ilk eşim Hüseyin için yazdığım türkünün belgeselini çektiler.

Ya beni de götür ya sen de gitme, türküsü anonim olarak kayıtlara geçmiş. Sözlerini TRT’ye gönderdiğim kayıt maalesef bulunamıyor. TRT’de sahibinin kim olduğu bilinmeyen/tespit edilemeyen eser olarak kayıt edilmiş. Sözlerinin bana ait olduğunu ispatlamak için mücadeleme devam ediyorum, diye konuştu.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

17 Aralık 2025

Spor yapan çocuk daha mutlu, başarılı ve sağlıklı oluyor


Hey Kids Academy deneyimli bir kadro ile 3-8 yaş aralığındaki çocuklara spor yapma alışkanlığını kazanma fırsatı sunuyor.

 

Narlıdere Ilıca Mahallesi’nde bulunan Hey Kids Academy’i ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi aldık.

Deneyimli kadroda bulunan Beden Eğitimi Öğretmeni çocukların spora başlama yaşının 3-4 yaş aralığında olması gerektiğini ve ailelerin çocuklarının adaptasyon sürecini beklemeleri gerektiğini vurguladı.


27 yıldır Beden Eğitimi Öğretmeni olan ve görevine halen devam eden Hey Kids Academy yöneticisi hayatının neredeyse tamamının sporla geçtiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü;

Ortaokul yıllarında Beden Eğitimi Öğretmenimin tavsiyesiyle spora başladım. Ortaokulda başladığım Voleybola üniversiteden mezun olana kadar aktif olarak devam ettim. Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’ndan mezun oldum. Sporla bağlantımı hiç koparmadım. Voleybola halen veteran sporcu olarak devam ediyorum. Eşimle birlikte 10 yıl voleybol hakemliği yaptım. Eşimde faal bir voleybol hakemi.


 

En büyük hayalim sahada olmaktı

 

Antrenör olmayı hep istedim. Çocuklarla bir arada olmak, küçük çocuklara yeni bir şeyler öğretmek, sporla bir hayat yaşamalarına olanak sağlamak hoşuma gidiyor.

15 yıldır antrenörlük yapıyorum. Daha çok altyapı ile çalışmayı seviyorum. Spor konusunda sürekli kendimi geliştirmek için eğitimlere katılıyorum. Deneyimlerimi paylaşmak için Hey Kids Academy kadrosunda yer aldım.


 

Günümüzde çocuklar sokakta oyun oynayamıyor, parklarda zaman geçiremiyor. Pandemi döneminde eve kapanan çocuklar evlerde tabletlerle, bilgisayarlara sarıldı. Sporda biyomotor dediğimiz insanın fiziksel aktivitelerde performansını belirleyen ve vücudunun çeşitli sistemlerinin işlevselliğini kapsayan atlama, yuvarlanma, düşme, denge, tırmanma hareketlerini günümüzde çocuklar yapamıyor. Yeni nesil çocuklarda bunun eksikliğini gözlemliyoruz.

13 yaşında bir çocuk spora geldiğinde bu yetenekleri geliştirmesi çok zor. Biyomotor beceriler küçük yaşta gelişir. Biz çocukları bu yönde geliştirmek için çalışacağız.

En önemlisi denge de durmayı öğrenecek. Bu özellikler çocuklar kadar büyükler için de çok önemli. Denge de durarak, vücudunu kontrol ederek vücut farkındalığı gelişmiş olacak, sosyal yönleri gelişecek. Kaba motor beceriler dediğimiz elle yapılabilen emekleme, tırmanma, nesneleri atabilme, yakalayabilme becerileri gelişecek. Grup içerisinde bulunarak sosyalleşme imkanı da sağlamış olacağız.


 

Uzman kişiler tarafından aile seminerleri planlıyoruz

 

Beslenme konusunda uzman kişiler tarafından aile seminerleri de vermeyi planlıyoruz. Çocukların niçin bu yaşta bu eğitime ihtiyaçları olduğuna ve beslenme konularında nelere dikkat etmeleri gerekiyor. Çocuklarda görülen beslenme sorunlarını, spor ve sağlıklı beslenme arasındaki ilişkiyi, beslenme konusunda doğru bilinen yanlışları konuşacağız. Uzman kişiler bu konu başlıklarını anlatarak aileleri bilgilendirecek.

 

Özel Eğitimli çocuklarımız için haftanın 1 gününü ayırdık

5 yıl Bandırma’da Atatürk Özel Eğitim Okulunda öğretmenlik yaptım. İlkokuldan Ortaokula kadar eğitim gören özel eğitimli çocuklarla birlikteydim. O dönemden itibaren özel çocuklarımız için spor olarak ne yapabilirim, nasıl hitap edebilirim diye düşünmeye başladım. İzmir’e döndükten sonra Hey Kids Academy’de bu hayalimi de gerçekleştireceğim için çok heyecanlıyım. Özel Eğitimli çocuklarımız için haftanın 1 gününü ayırarak birlikte spor yapacağız. Özel Eğitim bireylerin toplumla entegrasyonu açısından spor oldukça önemlidir.


 

Amaçlarının çocuklara spor yapmayı, bedenini hareket ettirmeyi sevdirmek ve hayatlarının tamamında bir spor dalı ile uğraşmalarını sağlamak olduğunu söyleyen Hey Kids Academy kadrosunda Beden Eğitimi Öğretmenliği son sınıf öğrencisi ve Okul öncesi Öğretmeni, antrenörlük belgeleri olan 2 yetenekli genç kadro bulunuyor. Hedefleri 2026 yılında büyüme hedeflerine ulaşmak için genç yeteneklere imkan sağlamak. 

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

16 Aralık 2025

Filiz Pelit’in “Denge” isimli kişisel sergisi


Filiz Pelit’in 26. kişisel sergisi 16 Aralık Salı günü Türk Amerikan Derneği sergi salonunda açıldı.

Sanatçının 26. Kişisel sergisi’nde 54 eser izleyiciyle buluşuyor.

Serginin açılış kokteyline Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, çok sayıda sanatçı ve sanatsever ilgi gösterdi.


Sergi açılışında konuşan İzmirli Ressam Filiz Pelit;

“26. kişisel sergimde “Tuval üzeri yağlıboya ve kağıt üzeri karışık teknik tablolarım sergileniyor. Ayrıca 3 yaşındaki torunum Atlas Pelit’in bir tablosu da bulunuyor. 1996 yılında oğlum Burak Pelit sergimde bir tablosuyla bana eşlik etmişti. 29 yıl sonra şimdi torunum Atlas bana eşlik ediyor. Bu açıdan da benim için çok anlamlı bir sergi.


Sergimin konsepti “Denge”. “Bilge Kadınlar “serisinde kendiyle barışık, eşit, adaletli, ışığını bilgisini etrafa yayan, kendiyle kavgası bitmiş, barışçıl, ayakları yere basan kadınlardı. “Denge” serisinde bu kadınlarla birlikte taşları göreceksiniz. Tüm bu değerleri temsil eden taşlar. Üst üste, küçük bir yerden birbirine dokunan güç alan ve devrilmeyen taşlar dengeyi oluşturuyor, çemberler de tamamlanmışlığı vurguluyor. İzleyenlere keyifli bir sergi diliyorum” diye konuştu.

Sergi açılışın da konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ise;


“Değerli dostum Filiz Pelit’in 26. Kişisel sergisi olan ‘’Denge’’ isimli sergisi İzmirli sanatseverlerle buluşan çok etkileyici bir sergi. Sanatın düşündüren, iyileştiren ve birleştiren gücünü bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Sanatseverleri bu özel sergiyi gezmeye davet ediyorum” dedi.

Sergi 8 Ocak 2025 tarihine kadar ziyarete açık olacak.


FİLİZ PELİT KİMDİR?

1964 yılında doğdu.1985 yılında Buca Eğitim Fakültesi Resim bölümünden mezun oldu. Rusya, İngiltere, Dubai, İsviçre, Almanya, Kıbrıs, Tunus, Amerika ve Türkiye’deki çeşitli kurum ve özel kolleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.


Ankara Tisva, İzmir BEF Görsel sanatlar buluşması, Tunus Monastır Uluslararası Sanat Festivali, 3.İzmir Uluslararası Sanat Bianeli gibi uluslararası etkinliklere katıldı. Katıldığı sergilerden Özel Ödül, Onur Belgesi, Teşekkür Belgesi, Başarı Plaketi ve Paris SNBA(Societe National Des Beaux-Arts) dan Gümüş Madalyası (2011) ve Altın Madalyası (2016) bulunmaktadır. SNBA Türkiye Delegasyonu sanatçılarındandır. ABD, Romanya, Paris, Lüksemburg, İspanya, Japonya, Almanya, İtalya ve Tunus'ta Uluslararası sergilere katılmıştır.100 ü geçen ulusal ve uluslararası karma sergiye eser vermiştir. Çeşitli televizyon kanallarında Resim Eğitim Programı hazırlayıp sunmuştur. Çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazıları bulunmaktadır.


 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

15 Aralık 2025

İzmir Lokantacılar Odası Başkanı Doğan Kılıç, adaylığını ve projelerini açıkladı


İzmir Lokantacılar Odası Başkanı Doğan Kılıç, ocak ayında yapılacak genel kurul öncesi başkan adaylığını ve projelerini açıkladı.

İlk dönemini ‘Oda’yı toparlama’ süreci olarak tanımlayan Kılıç, “2022’de Oda’yı borç içinde teslim aldık. Dolasıyla geçtiğimiz dönem düzlüğe çıkma ve hizmet aracı gibi Oda’mıza yeni varlıklar kazandırma süreci oldu” dedi.

Kendi yemek sitemizi kuracağız

Lokantacıları yarınlara taşıyacak projeler üzerinde çalıştıklarını belirten Doğan Kılıç, “Şimdi atılım zamanı. Türkiye’ye örnek olacak projeleri hayata geçirmek için kolları sıvamış durumdayız. Online satış siteleri, yüksek komisyonlar ve ekstra maliyetler nedeniyle lokantacı esnafının sırtında kambur olmuş durumda. Bu haksızlığı önlemek adına gerek federasyonumuzla omuz omuza gerek kendi bünyemizde bir online yemek sitesi kuracağız. Bu sayede tüm üyelerimize sıfır komisyonla hizmet sunacağız” diye konuştu.

KDV mağduriyetini bitireceğiz

Lokantacı esnafının KDV mağduriyetine de değinen Kılıç, “Yemek yapmak için hammaddemizi yüzde 1 KDV ile alıyor, yüzde 10 KDV ile satıyoruz. Daha işin başında yüzde 9 kaybımız söz konusu. Bu konuda Ankara’da temaslarımız oldu. İzmir Milletvekilimiz Ceyda Bölünmez Çankırı’dan da büyük destek aldık. Bu konuya çözüm getirmek olmazsa olmazımız” ifadelerini kullandı.

Toplu alım merkezi de geliyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’la görüştüklerini İBB’nin desteği ile lokantacı esnafına yönelik bir toplu alım merkezi oluşturacaklarını paylaşan Doğan Kılıç, “Üyelerimize pirincinden etine, yağından sebzesine kadar uygun fiyatlı hammadde sunacağız. Altyapısını hazırlandı, yeni dönemde hayata geçireceğiz” dedi.


Kılıç, ayrıca, çağın gereklerine uygun olarak Oda bünyesinde sosyal medya birimi kuracaklarını, bu birimin hem online satış sitesine destek vereceğini hem de talepte bulunan üyelere ücretsiz sosyal medya uzmanlığı hizmeti sunacağını sözlerine ekledi.

Üyenin hakkını korumak kırmızı çizgimiz

Herkese eşit davrandıklarını belirten Doğan Kılıç, “Bu Oda kimsenin şahsi kurumu değil. Görev yaparken bu bilinçle, adaletli davranmaya özen gösterdik. Üyelerimiz bin bir güçlükle işini yürütmeye, bu meyanda da Oda’ya olan yasal yükümlülüklerini, yani aidatlarını ödemeye çaba gösteriyorlar. Bu kadar zor şartlar altında bile aidatını ödeyen üyenin hakkını korumak da bizim kırmızı çizgimizdir” dedi.

Hem icra hem suç duyurusu

Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başkanlar bu makamlara hizmet için gelir. İmkanları kullanarak, kimsenin ayrıcalık sağlamasına izin veremeyiz. 20 yıl başkanlık yapan Aykut Yenice’nin 16 yıl aidat ödemediğini üzülerek tespit etmiş bulunuyoruz. Aidat borçlarını her 5 yılda bir zaman aşımına uğratan Yenice, bir kez değil, 11 yıl boyunca  aidat ödememiş. Biz son 4 yıllık borcu için icraya verdik, bir kez daha zaman aşımına uğratmasına müsaade etmeyiz. Bu esnafın vebali üzerimizde. Sadece Aykut Yenice’yi değil, o dönemdeki yönetim kurulu üyelerini de aidat borçlarından dolayı icraya vereceğiz. 


Ayrıca evimi haksız ithamlarla fotoğraflayıp medyaya dağıtan Yenice için suç duyurusunda bulunacağımı da ifade etmek istiyorum.”


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

13 Aralık 2025

Kuvayi Milliye Anı Evi Açıldı


İzmir’in Konak ilçesinde Kuvayi Milliye ruhunu yeniden yaşatacak Kuvayi Milliye Anı Evi açıldı.

Anı evi, Gazi Hüseyin Akbaş’ın oğlu Cengaver Akbaş tarafından yapılan bağışla düzenlendi. Evde sergilenen eserlerin büyük bölümünü, savaş döneminde kullanılan ve ailelerden miras kalan özgün parçalar oluşturuyor.


13 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirilen açılış törenine Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve çok sayıda davetli katıldı.

​“Konak Belediye Başkanı Mutlu, Türkiye Kuvayi Milliye Mücahitler Derneği İzmir Şubesi’nin Kuvayi Milliye Anı Evi, bağımsızlık mücadelemizin izlerini gelecek nesillere aktaracak. Bu özel mekanın açılışında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

İzmir Varyant 411 Sokak’ta açılan Kuva-yi Milliye Anı Evi, Kurtuluş Savaşı’na ait özgün eserlerle tarihi bugüne taşıyor.


Kurtuluş Savaşı dönemine ait özgün parça ve fotoğrafların yer aldığı mekân, milli mücadelenin hafızasını yaşatmayı

Kendi yaşadığı evi anı evine çeviren Cengaver Akbaş, Fatih Mahallesi’nde  yer alan Anı Evi’ni ziyaret etmeye herkesi davet ederek, “Kurtuluş Savaşı dönemine ait özgün parça ve fotoğrafların yer aldığı mekân, milli mücadelenin hafızasını yaşatmak için düzenlendi” diye konuştu.

Anı evi, yapının korunması amacıyla aynı anda en fazla beş kişilik gruplar halinde gezilebiliyor. Ziyaretçiler, sırayla içeri alınarak evi inceleme fırsatı buluyor.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

12 Aralık 2025

“Küçük İşler Sergisi” açıldı


Seba Sanat Galerisi, "Küçük İşler" adlı sergiye ev sahipliği yapmaya başladı.

Seba Sanat Galerisinin düzenlediği “Küçük İşler Sergisi” 12 Aralık Cuma günü saat 17.00’de açıldı.


Açılışa çok sayıda sanatçı ve sanatsever katıldı. Yeni yılı orijinal küçük işlerle karşılamak istediklerini söyleyen Seba Sanat Galerisi Sahibi Seba Uğurtan, İzmirlileri fiyatları cazip olan bu eserleri alarak, yeni yılda dostlarına hediye etmelerini sağlamayı da amaçladıklarını söyledi.


Sergi 31 Aralık 2025 tarihine kadar ziyarete açık olacak.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

10 Aralık 2025

Geleceği Yönetenler İzmir’de Buluştu


Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), her yıl İstanbul’da gerçekleştirdiği Kurumsal Yönetim Zirvesi’ni ilk kez İzmir’e taşıdı.

10 Aralık’ta İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen İzmir Kurumsal Yönetim Zirvesi, bu yıl “Değişen Dünyada Yönetim ve Yeni Ekonomik Düzen” temasıyla iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi.

İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen, İzmir Kurumsal Yönetim Zirvesinin açılış konuşmalarını, TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ve Zirve Başkanı Av. Aydın Buğra İlter gerçekleştirdi.

Türkiye’nin farklı şehirlerinden iş dünyası liderlerini, yönetim kurulu üyelerini, akademisyenleri ve profesyonelleri bir araya getiren zirve yalnızca bir konferans değil; aynı zamanda kurumsal yönetim kültürünü güçlendirmeye yönelik önemli bir buluşma noktası oldu.

Ana sponsorluğunu SOCAR’ın üstlendiği zirve; İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, Ege Genç İş İnsanları Derneği, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, Aile İşletmeleri Derneği ve Türkiye Kalite Derneği İzmir Şubesi’nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Zirvenin panel sponsorları İnci Holding ve Yaşar Holding, partner kuruluşu ise Hedef Filo oldu.

Dr. Tamer Saka: “Geleceği tasarlayan yönetim kurulları şart”

TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka iş dünyasının içinden geçtiği dönüşüm sürecine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “İş dünyası artık geçmişle kıyaslanamayacak kadar hızlı, öngörülemez ve birbirine bağlı bir yapıya sahip. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik riskler, yapay zeka ve sürdürülebilirlik beklentileri. Tüm bu başlıklar şirketlerin yalnızca bugünü değil, yarını yönetme biçimlerini de kökten değiştiriyor.”

Bu yeni dönemde yönetim kurullarının rolünün çok daha stratejik olduğuna dikkat çeken Saka, şu ifadeleri kullandı: “Yönetim kurulları artık sadece riskleri takip eden yapılar değil; dönüşümü yöneten, geleceği tasarlayan, kültürü şekillendiren ve krizleri fırsata çevirebilen merkezler haline geliyor. Bugün burada bu dönüşümün temel eksenlerini birlikte ele alacağız. TKYD olarak yayımladığımız Aile Ofisi Rehberi ile aile serveti yönetiminden yatırım anlayışına, yönetim mekanizmalarından profesyonelleşmeye kadar kapsamlı bir yol haritası sunuyoruz. Bugün bu rehberin çerçevesini ve uygulamadaki karşılıklarını da değerlendireceğiz” dedi.


İlter: “İzmir İş Dünyası İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor”

Zirvenin İzmir’de gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapan Zirve Başkanı Av. Aydın Buğra İlter, “Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin 16 yıldır her yıl İstanbul merkezli olarak düzenlediği Kurumsal Yönetim Zirvesi’ne ilk kez İzmir’de ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyoruz. Bu sadece bir zirve değil; İzmir’in Türk iş dünyasındaki yerini daha da güçlendiren önemli bir adımdır. Bu zirveyle birlikte bölgemiz için kurumsal yönetim konusunda yeni bir kapı aralanıyor” dedi.

İzmir’in köklü ticaret kültürü ve güçlü üretim altyapısına vurgu yapan İlter, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel rekabetin giderek sertleştiği, dönüşümün hızlandığı bir dönemde güçlü yanlarımızı korumak ve geliştirmek artık çok daha sağlam yönetim anlayışları gerektiriyor. Bugün ele alacağımız başlıklar İzmir’in üretim, ihracat ve sanayi altyapısına doğrudan dokunuyor.”

Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen “Strateji oluşturmada yeni nesil yönetim kurullarının rolü” konulu panel Coaching Company kurucusu Naci Demiral moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelin başlangıcında içinde bulunulan kaos ve belirsizlik dinamiklerinin yönetim kurullarını çevik ancak aynı zamanda da temkinli olmaya yönlendirdiğini belirtti.

Panelde konuşan Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu da içinden geçilen dönemde bir değişim yaşandığını bu dönemde daha çevik olmak gerektiğini vurguladı. Bu dönemde yeni nesil kavramının çeşitliliği barındırdığını ifade eden Zorlu, yönetim kurullarının dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğe sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

Panelistlerden Ege Genç İş İnsanları (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muhlis Kaan Özhelvacı ise yeni nesil yönetim kavramının nesil yaklaşımından ziyade bir zihniyet dönüşümünü temsil ettiğini kaydetti.

Panele katılan diğer bir isim ise Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin oldu. Perçin konuşmasında, yönetim kurullarından önce icra kurullarının konuşulması gerektiğini ifade ederek, icra kurullarının henüz istenen seviyede olmadığını söyledi.

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de pandemi sonrası dönemde yönetim dinamiklerinin değiştiğini, yönetim kurullarının farklılaştığını vurgulayarak, yönetim kurullarının bundan böyle uzun vadeli stratejiler yapması gerektiğini belirtti.

Zirve kapsamında düzenlenen panellerde; “Strateji oluşturmada yeni nesil yönetim kurullarının rolü”, “Bugünü yönetmek, yarını kurgulamak: Kriz dönemlerinde liderlik ve yönetim kurulunun rolü” ile “Aile servetini ve şirketi geleceğe taşımak: TKYD Aile Ofisi Rehberi lansmanı ve kurumsal yönetim çözümleri” başlıkları ele alındı. Zirve, “Küresel belirsizlik ortamında bizi ne bekliyor: Yönetim Kurulunun 2026 Ajandası” paneli ile sona erdi.

Gün boyu süren panellerde; yönetim kurullarının değişen rolü, kriz dönemlerinde liderlik, aile şirketlerinin sürdürülebilirliği ve küresel belirsizlik ortamında geleceğe hazırlık gibi kritik başlıklar ele alındı.

TKYD’nin Yönetim Kurulu Üyeliği Gelişim Programı ilk kez İzmir’de

Zirve kapsamında önemli bir gelişme de ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı. TKYD, uzun yıllardır İstanbul’da yürüttüğü Yönetim Kurulu Üyeliği Gelişim Programı’nı ilk kez İstanbul dışına taşıyarak 14 Ocak 2026’da İzmir’de başlatacak.

Bu konuda Dr. Tamer Saka konuyla ilgili şu mesajı verdi: “2026 ve sonrasına hazırlanırken şirketlerimizin sürdürülebilirlikten yapay zeka düzenlemelerine, tedarik zinciri yönetiminden kültür dönüşümüne kadar pek çok başlığı güçlü bir kurumsal yönetim çerçevesine oturtması kaçınılmaz. TKYD olarak bu yolculukta iş dünyasına rehberlik etmeye devam edeceğiz.”

Av. Aydın Buğra İlter ise şunları söyledi: “Bu programı yalnızca bir eğitim değil; yönetim kurullarının yetkinliklerini artıran, stratejik düşünceyi güçlendiren ve gerçek etki yaratan bir yolculuk olarak görüyoruz. İzmir iş dünyasını bu güçlü başlangıçta bizimle birlikte olmaya davet ediyoruz.”

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

7 Aralık 2025

Acının Adıyla Anılan Şehir Soma, Artık Değerleriyle Hatırlanmak İstiyor


İzmir’den gelen 32 Kişilik Heyet, Başkan Sercan Okur eşliğinde Soma’nın tarihini keşfetti

Soma Belediyesi, ilçenin tarihi, kültürel, turistik ve gastronomik değerlerini görünür kılmak amacıyla önemli bir misafir heyetini ağırladı.

İzmir Turist Rehberleri Odası üyesi yazar–turist rehberi Mehmet Gülümser öncülüğünde; önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve önceki dönem Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in de içerisinde bulunduğu, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar ve kültür insanlarından oluşan 32 kişilik heyet Belediye Başkanı Sercan Okur’un ev sahipliğinde Soma’yı ziyaret etti.

Tarihi Miras Yerinde İncelendi

 Program kapsamında heyet; Soma’nın tarihi dokusunu oluşturan Çınar, Seher Ali Heykeli, Çifte Hamam, Emir Hıdır Bey Camii, Soma Kültürevi, Darkale ve bölgenin karakteristik endüstriyel mimarisini yerinde gezerek inceledi. Bu ziyaret, Soma’nın bir sanayi ilçesi kimliğinin ötesinde kültür ve turizm potansiyeliyle yeniden konumlandırılması amacıyla düzenlendi.

Soma’nın kaderini değiştirmek istiyoruz”

Belediye Başkanı Sercan Okur, heyetle birlikte gerçekleştirdiği incelemeler sırasında Soma’nın mevcut durumunu ve dönüşüm hedeflerini şu sözlerle özetledi:


“Yaklaşık 130 yıldır Soma, Türkiye’nin en önemli kömür madenciliği merkezlerinden biri olarak anılıyor. Ancak biz artık Soma’nın sadece madenle, kömürle, hava kirliliğiyle, işçi–işveren gerilimleriyle hatırlanan bir ilçe olmasını istemiyoruz. Tarihiyle, kültürüyle, doğal güzellikleriyle, yemekleriyle, mimarisiyle tanınan bir Kültür ve Turizm Kenti Soma hedefliyoruz” dedi.

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması da dâhil olmak üzere uluslararası enerji politikalarında attığı adımların, kömür ekonomisine bağlı şehirleri doğrudan etkilediğini vurgulayan Okur, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün Soma’nın ekonomisi büyük ölçüde madenlere bağlı. Termik santral kapandığında tüm ilçe etkileniyor. Ticaret durma noktasına geliyor. Bu kaderi değiştirmek zorundayız. Bunun adı ‘adil dönüşüm’. Kömür ekonomisinden farklı bir ekonomik modele geçişi planlamak ve bu geçişi başarıyla yönetmek istiyoruz. Yerel yönetim olarak imkânlarımız kısıtlı olabilir; ancak bu süreci birlikte başaracağız. Bu yüzden bu şehre değer katma potansiyeli olan herkesi iş birliğine davet ediyorum.”

Başkan Okur, ilçenin iki farklı kimliğe sahip olduğunu hatırlatarak özellikle Eski Soma’nın korunması ve turizme kazandırılması için çalışmalar başlattıklarını ifade etti:

 “İlçemizin tarihi bölgesi bugüne kadar ne yazık ki yeterli yatırım görmedi. Restorasyon yapılmayan, değeri fark edilmeyen birçok yapımız var. Bu ziyaretler, bu mirası kaybetmeden geleceğe taşıyabilmek adına önemli bir başlangıçtır.”

Soma Belediyesi, bu ziyaretle birlikte kültür turizmi, endüstriyel miras turizmi, gastronomi, doğa yürüyüş rotaları ve kentsel kültür hatlarının oluşturulmasına yönelik projeleri hızlandırmayı hedefliyor. İlçenin turizm potansiyelinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte, uzun yıllardır madencilik nedeniyle sınırlı kalan ekonomik çeşitliliğin artırılması planlanıyor.


 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

6 Aralık 2025

İzmir’de “Yenilik, Bilgi ve Deneyim Paylaşımı” etkinliği düzenlendi


4 Aralık 2025 Perşembe günü saat 13.00’te T.C. Avrupa Birliği Dışişleri Başkanlığı ve Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (EIT) Türkiye Topluluğu iş birliğiyle İZTO ev sahipliğinde “Yenilik, Bilgi ve Deneyim Paylaşımı” etkinliği düzenlendi.

Akademisyenler, girişimciler, sanayi kuruluşları ve kurum temsilcilerinin bir araya geldiği etkinlikte, yenilik ve teknoloji alanında fikir alışverişi yapıldı, yeni iş birliklerinin değerlendirildi.

“Yenilik, Bilgi ve Deneyim Paylaşımı” etkinliği açılışında konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler şöyle konuştu;

“Bugünkü buluşmamız; ülkemizin Avrupa Birliği ile yenilik, teknoloji ve girişimcilik alanındaki iş birliğini güçlendiren stratejik bir adım niteliği taşıyor. Bu vesileyle, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’na, Avrupa Yenilik ve Teknoloji Enstitüsü Türkiye Topluluğu’na ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na kentimize ve Odamıza gösterdikleri ilgi ve iş birliği için teşekkürlerimizi sunmak istiyorum.

Avrupa Birliği tarafından 2008 yılında kurulan Avrupa Yenilik ve Teknoloji Enstitüsü, bugün Avrupa’nın en büyük inovasyon ekosistemi olarak kabul ediliyor. Merkezi Macaristan’da bulunan Enstitü; üniversiteler, araştırma merkezleri, teknoloji şirketleri, girişimciler ve yatırımcıları tek bir çatı altında buluşturan; böylece araştırma ve inovasyon zincirini bütüncül şekilde destekleyen güçlü bir yapıya sahip. Aynı zamanda, Avrupa’nın gelecek vizyonunu şekillendiren, ekosistem kuran ve sınır ötesi işbirliklerini çoğaltan stratejik bir kurum. Bu güçlü yapının 2024 yılında ülkemizde bir bölge merkezi açmasını, ülkemiz için bir fırsat olarak görüyoruz. “Avrupa Yenilik ve Teknoloji Enstitüsü Türkiye Bölge Merkezi” ile birlikte ülkemiz girişimci ve araştırmacılarının, sanayi kuruluşları ve kamu kurumlarının Avrupa’nın inovasyon ağlarına erişiminin daha sistematik ve güçlü bir çerçeveye oturacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda, ülkemizin inovasyon kapasitesi açısından öne çıkan üç pilot kentten birinin İzmir olarak belirlenmesinden dolayı memnuniyet duyduğumuzu da belirtmek isterim.

Kentimizin pilot şehirler arasına dahil etmesinin, şehrimizin çok sektörlü yapısının içerdiği inovatif potansiyelin ve Avrupa ile iş birliği yapma konusundaki istekliliğinin ve deneyimin bir yansıması olduğunu düşünüyoruz. Kentimizin bu güçlü birikimi doğrultusunda Odamız, Avrupa Birliği programlarında etkin şekilde yer almak için çalışmalar sürdürmekte. Üyelerimizin dijitalleşme kapasitelerini artırmaya, yapay zekâ ve yenilikçi teknolojilere uyumlarını güçlendirmeye ve uluslararası ağlara erişimlerini desteklemeye yönelik çalışmalarımız, son dönemde önemli ölçüde hız kazandı. Bu kapsamda Avrupa Birliği tarafından desteklenen DigitaliSME projemiz ile KOBİ’lerimizin dijitalleşme kapasitelerini güçlendirmeye, yapay zekâ ve inovatif teknolojilere uyumlarını artırmaya ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik somut adımlar atıyoruz. Projemiz, işletmelerimizin dijital pazarlama, veri odaklı yönetim ve yeni nesil teknolojiler konusunda yetkinliklerini artırmayı hedefliyor.

Ayrıca karbon ayak izinin ölçülmesi, yaşam döngüsü analizleri ve düşük karbonlu üretime geçiş gibi konularda da Avrupa Birliği programlarıyla uyumlu proje geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalar, Odamızın Avrupa ile daha bütünleşik, yenilikçi ve rekabetçi bir iş dünyası için üstlendiği sorumluluğu yansıtmakta. 19 Kasım’da paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz “Teknoloji ve İnovasyon” temalı “İzmirMeets” etkinliğimiz bu anlamda bize çok önemli mesajlar verdi. Her biri alanında öncü olan isimlerin bir araya geldiği etkinliğe katılan ekosistem paydaşları bizlere kentimizin teknoloji ve inovasyon alanında fark yaratacak bir potansiyele sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu potansiyeli geliştirmek ve sürekliliği olan bir ekosistemi birlikte oluşturmayı hedefliyoruz. Bu amaçla, kentimizi teknoloji üreten, dünyaya ürün ve fikir ihraç edebilen bir şehir olmasının yanında, teknoloji ve inovasyon konusunda öne çıkan şehirlerden biri olması için çalışmalarımıza devam edeceğimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün etkinliğimiz ile farklı disiplinlerden birçok paydaşın bir araya gelmesinin, hem kentimiz hem de bölgemiz için yeni bir iş birliği zemininin oluşmasına katkı sunacağını düşünüyoruz. Bugünkü buluşmamızın; kentimiz iş dünyası ile Avrupa’nın inovasyon toplulukları arasında yeni temas noktalarının oluşmasına, ortak projelerin, pilot uygulamaların, Ar-Ge girişimlerinin ve start-up iş birliklerinin doğmasına zemin hazırlayacağına inanıyoruz.

Oda olarak, kentimizdeki üretim ve hizmet sektörlerinin Avrupa ile bilim ve teknoloji alanında daha güçlü bir ilişki kurmasını her zaman stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu açıdan bugün gerçekleştirilen buluşmayı, yenilik ve iş birliği kapasitemizi güçlendirecek bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu çerçevede; etkinliğimizin, Avrupa Yenilik ve Teknoloji Enstitüsünün ülkemizdeki faaliyetlerine ivme kazandırmasını ve Türkiye–AB iş birliğinin yeni projelerle, yeni ortaklıklarla ve yeni başarı hikâyeleriyle güçlenmesini temenni ediyoruz” diye konuştu.

Avrupa'da 20'nci sıradayız

Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Mali İş Birliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, Avrupa Birliği programları içerisinde en değerli programlardan bir tanesinin inovasyona ve teknolojiye yatırım yapan Ufuk Avrupa Programı olduğunu belirterek, "Uzun soluklu bir geçmişe sahip, 7 yıllık dönemlerde planlanan bir program. Şu anda da 2021-2027 dönemindeyiz. Yaklaşık 93,5 milyar liralık bir bütçesi var. Ülkemiz 2018'den ciddi bir ivmeyle yükselen grafikte bu ekosistemin parçası olmaya çalışıyor. 2021-2027 döneminde yaklaşık 362 milyon euroluk bir kaynağı tüm kuruluşlarımızla beraber geliştirdiğimiz projelerle Türkiye çekmiş bulunuyoruz. Tüm Avrupa'da 20'nci sıradayız. Potansiyelimize baktığımız zaman Türkiye'nin daha iyi yerlerde olması lazım. Bu tarz programların içerisinde daha çok varlık göstermesi gerekiyor. Uluslararasılaşma ve uluslararası iş birlikleri bu programın kaçınılmaz sonucu. Program bilimi, araştırmacıyı üniversiteleri, özel sektörü girişimcilik ekosistemlerini destekliyor. EIT de tamamen bir ekosistem oluşturma altyapısı. 2 bin 500 kuruluş var. Ufuk Avrupa programıyla, Avrupa içerisinde teknoloji inovasyon girişimcilik alanında çalışacak kuruşları beraber çalışmaları için finanse edilmiş bir ekosistem geliştirme olarak özetleyebiliriz" dedi.


Bölgesel İnovasyon ve EIT Topluluğu Başkanı Lluis Puerto, İzmir'deki toplulukla daha fazla iş birliği yapmayı umduklarını dile getirdi. EIT'nin sektörlerden oluşan bir topluluk olduğunu söyleyen Puerto, "EIT olarak ülkelere önem veriyoruz. İzmir'deki ekosistemle de bağlantı kurmak istiyoruz" diye konuştu.

Programda bir araya gelen akademisyenler, girişimciler, sanayi kuruluşları ve kurum temsilcileri, yenilik ve teknoloji alanında fikir deneyimlerini paylaştı.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT