14 Mayıs 2026

Doğruyol’dan Sistem Eleştirisi: "Hastaneler İşletme, Hastalar Müşteri Oldu!"


Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, Sağlık sisteminin içine düştüğü "ticari" sarmalı ve yönetimsel krizleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken, sağlık sektöründe son zamanlarda giderek artan şikayetler ve sistemin aksayan yönlerini sert bir dille eleştirdi.

Birlik Sağlık Genel Başkanı 30 yıllık sendikacı Ahmet Doğruyol, Türkiye’deki sağlık sistemindeki gelişmeler ve yapısal sorunlara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. İzmir Ege Medya Platformu üyesi gazeteci yazarlar ile bir araya gelen Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 1994 yılından bu yana sendikal faaliyetlerin içinde olduğunu belirterek, herhangi bir siyasi partinin uhdesinde olmadıkları için gerçekleri özgürce dile getirdiklerini vurgulayarak sistemdeki sorunlara dikkat çekti.


Batı’da Olduğu Gibi Liyakat İçin Kriterler Getirilmeli

Doğruyol’un en sert eleştirilerinden biri, sağlık yönetimindeki kadrolaşma üzerine oldu. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen yasaya dikkat çeken Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 2 Kasım 2011'de yayımlanarak yürürlüğe giren 663 sayılı KHK ile sağlıkta "yeni yapılanma" (sağlık müdürlükleri, kamu hastaneleri birliği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu vb.) getirilmiş, sağlık personeline sözleşmeli istihdam ve performans sistemi esasları belirlendiğini açıkladı.


663 sayılı KHK ile hastane yöneticilerinin (İl Sağlık Müdürü, Başhekim, Müdür, başhemşire ve yardımcıları) sözleşmeli statüye geçtiğini hatırlatan Doğruyol, bu atamalarda liyakatin tamamen devre dışı kaldığını iddia etti. İl Sağlık Müdürü, Başhekim ve benzeri yönetim kadroları için bazı kriterler getirilmesi gerektiğini kaydeden Doğruyol, "Siyasete dokunmadan başhekim olma ihtimali neredeyse imkansız gibi. Oysa Batı’da bu makamlar için meslekte belli süre hizmet etmek, eğitim vb. gibi net kriterler bulunmakta. Ülkemizde de liyakat için bazı makam ve unvan atamalarında kriterler getirilmeli" diye konuştu.

Türkiye MR ve Tomografide Avrupa’nın Rekorunu Kırıyor

Türkiye'nin sadece İstanbul'da tüm Avrupa'dan daha fazla MR ve tomografi çekerek rekor kırıldığını söyleyen Doğruyol, bu durumun arkasındaki kirli çarkı anlattı. Kamu hastanelerindeki laboratuvar ve radyoloji hizmetlerinin özelleştirilmesinin "hizmet alım kotası doldurma" gayretini doğurduğunu, firmaların para kazanması için sistemin zorlandığını belirtti. Ayrıca, radyoloji raporlarının internet üzerinden ihale edilen firmalara okutulduğunu, bazı raporların hastaya bakılmaksızın "kopyala-yapıştır" yöntemiyle hazırlandığını, hatta bir kurşun önlük filminin bile "hasta bulgusu" gibi raporlandığı trajikomik vakaların yaşandığını dile getirdi.


İzmir’de Sağlık Yatırımları Yetersiz

İzmir’deki sağlık yatırımlarına değinen Doğruyol, kentin yatırım noktasında Orta Anadolu ve Doğu bölgelerinin gerisinde kaldığını ileri sürdü. Özellikle Bozyaka Devlet Hastanesi’nin yıkım sürecine tepki gösteren Doğruyol, "1995’te açılan bir binanın 17 yıl sonra yıkımının gündeme gelmesi milli servet kaybıdır. Buranın kapatılmasında bölgedeki özel hastanelerin payı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, şehir hastanelerinin şehrin dışına kurulmasıyla vatandaşın sağlığa erişiminin zorlaştığını, merkezdeki değerli sağlık arazilerinin ise birer birer satıldığını hatırlattı. Sağlık Bakanlığı son dönemde yayımladığı kararnamelerle 30’dan fazla ilde çok sayıda sağlık arazisinin satışa çıkarılmasını eleştiren Doğruyol, özellikle İzmir Selçuk Devlet Hastanesi arazisi üzerinden örnek verirken, eski hastane binalarının yıkılıp arsalarının satılması yerine, buraların "Sağlıklı Hayat Merkezleri", "Aile Sağlığı Merkezleri" veya butik hastaneler olarak kullanılması gerektiğini önerdi.


Bebek Çeteleri ve Özel Hastanelerin Kar Hırsına Karşı Denetim Mekanizmaları Artmalı

Sağlıkta "Liyakat" ve "Ticaret" kıskacına özellikle son dönemde kamuoyunu sarsan "Bebek Çetesi" olaylarına da değinen Doğruyol, özel hastanelerin denetimden uzak birer ticarethane gibi çalıştırıldığını savundu. Geçmişte yaşadığımız gibi, birçok özel hastanenin yeni doğan ünitelerini birkaç kişinin kiraladığını ve doğan bebeklerin büyük bir kısmının haksız kazanç sağlamak amacıyla gerekmediği halde yeni doğan yoğun bakımlara yatırıldığını iddia eden Doğruyol, "Özel hastanelerde doğan 10 bebekten 9'u neredeyse otomatik olarak yoğun bakıma alınıyor. Burada sosyal güvenlik aracılığıyla devlet soyuluyor, milletin parası imkanlar çarçur ediliyor. Özel hastanelerin önceliği para kazanmak. Denetim mekanizması kurulmadığı sürece devletin imkanları çarçur edilmeye, vatandaşın sağlığı ticarete konu edilmeye devam edecektir" uyarısında bulundu. SGK’nın soyulduğunu, faturaların şişirildiğini, sorumluluk alınmadığını vurgulayan Doğruyol, “Para kazanmanın bir sınırı, bir çerçevesi olmalı” diye konuştu.


Asıl Hedef: Vatandaşı Hasta Etmemek

Çözüm: Koruyucu Sağlık Hizmetleri

Sağlık Bakanlığı'nın başarısının ameliyat veya poliklinik sayısıyla değil, "vatandaşı hasta etmemekle" aşılama ve önleyici hizmetlerle vatandaşı hastaneye düşürmemekle ölçülmesi gerektiğini belirten Doğruyol, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki "sağlık evi ve köy ebesi" modelinin önemine dikkat çekti. Aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin (aşılama, önleyici tedbirler vb.) merkeze alınması çağrısında bulundu.

Çözümün "Koruyucu Sağlık Hizmetleri"ne dönmek olduğunu vurgulayan Birlik Sağlık Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, "Sağlıklı Hayat Merkezleri önemli bir adım. Ancak önce vatandaşın bu merkezlerin varlığından haberdar olmasını sağlayın. Farkındalığı artırın. Butik tarzı, küçük çaplı laboratuvar hizmetleri ile güçlendirin” diye konuştu.

Doğruyol, ayrıca ileri tahlil ve tetkiklerin yapıldığı, aşı üreten Hıfzıssıhhaların da mutlaka yeniden açılması gerektiğini dile getirdi.


İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan’da sağlık sektörünün önemine dikkat çekerek,  “Ege bölgesinden 200 gazetecinin bulunduğu özgün bir mesleki organizasyon olarak toplumun tüm kesimleri ile bir araya geldiklerini ve 150’yi aşkın buluşma ile haberleri masada değil, kaynaklarından dinleme fırsatı bulduklarını kaydederek, bugünkü buluşma için Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol’a teşekkür ediyorum” dedi.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

12 Mayıs 2026

“Yeşil Meslekler Akademisi” projesi başlıyor


İzmir Sanayici ve İş insanları Derneği  (İZSİAD) ile üye firması Uslu Elektrik arasında imzalanan protokol kapsamında Türk Eğitim Vakfı (TEV) işbirliğinde hayata geçecek olan  “Yeşil Meslekler Akademisi” projesi başlıyor.

Türkiye genelinde 18 ila 25 yaş arasındaki 100 gencin sürdürülebilir enerji teknolojileri, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim gibi gelişen trendlerin merkezindeki mesleklere hazırlanacağı projenin tanıtım toplantısı İzmir Ontur Otel’de yapıldı.

Toplantıya İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, Uslu Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Selim Uslu, Türk Eğitim Vakfı  (TEV) Yürütme Kurulu Onursal Başkanı Sevda Şükürer, TEV İzmir Şube Başkanı Gülnur Soybayraktar ile İZSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı.

Yüksel: “Yeşil dönüşümü yönetecek genç iş gücüne ihtiyaç var”

Toplantıda konuşan İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel,  küresel ekonomide hızlı bir değişim yaşandığına dikkat çekerek, bu süreçte yeşil dönüşümün çok önemli hale geldiğini söyledi. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları ile ekonominin hızla yeşil dönüşüme yöneldiğini belirten Yüksel, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü koruması ve yüksek ihracat kapasitesini sürdürmesinin, bu değişimi yönetebilecek yetkinliğe sahip genç iş gücünü yetiştirmeye bağlı olduğunu kaydetti.

Gençler geleceğin mesleklerine hazırlanacak

18 ila 25 yaş arasındaki meslek lisesi ve üniversite mezunları ile öğrenci gençleri hedeflediklerini dile getiren Yüksel, bu proje ile gençlerin sürdürülebilir enerji teknolojileri, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim gibi gelişen trendlerin merkezindeki mesleklere hazırlanacağını anlattı. Çevrimiçi eğitim programımızla yeşil dönüşüm odaklı geleceğin trendleri ve meslekleri hakkında gençlerimizin bilgi, farkındalık ve mesleki hazırlık düzeyini artırmayı hedeflediklerini anlatan Yüksel, “Projenin en önemli çıktılarından biri de eğitimleri başarıyla tamamlayan katılımcılarımızı dahil edeceğimiz Yeşil Meslekler Veri Havuzu olacaktır. Bu havuz sayesinde, nitelikli genç insan kaynağımızla İZSİAD üyesi firmalarımız ve diğer paydaşlarımız arasında kalıcı bir istihdam köprüsü kuracağız” dedi.

100 gence eğitim verilecek

Geçen yılın sonunda imzalanan protokolün ardından projede kısa süre içinde eğitimlere başlayacaklarını belirten Uslu Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Selim Uslu, projede 100 gencin eğitim almasını planladıklarını vurguladı. Projenin Türkiye’de ilk olma özelliğine de sahip olduğuna dikkat çeken Uslu, üyesi olduğum İZSİAD ile projesi hayata geçirmenin de onurunu yaşadıklarını söyledi.

Şükürer: “Proje gençlere geleceğe karşı sorumluluk duygusunu aşılayacak”

TEV İzmir Yürütme Kurulu Onursal Başkanı Sevda Şükürer ise, dünyanın ekonomik, teknolojik ve çevresel olarak büyük bir dönüşümden geçtiği bu dönemde, gençleri geleceğin mesleklerine hazırlamanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu kaydetti. Yeşil Meslekler Akademisi’nin en değerli yönlerinden birinin gençlere yalnızca bilgi ve meslek becerisi kazandırmayı değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik anlayışını, üretim bilincini ve geleceğe karşı sorumluluk duygusunu da aşılamayı hedeflemesi olduğunu vurguladı.


Proje ile gençler yeni mesleklere kavuşacaklar

Yeşil Servis Teknisyeni

Agritech Operatörü

Sürdürülebilirlik Veri Analisti

İklim Teknolojisi Operatörü

Yeşil Denetim Uzmanı

Batarya Teknikeri

Enerji Verimlilik Teknikeri

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

8 Mayıs 2026

İzmirli Noter Ogün Kayacan’dan İlk Roman


İzmirli Noter Ogün Kayacan’ın ilk romanı "Unutmamışımdır Belki" okuyucuyla buluştu.

25 yıllık avukatlık kariyerinin ardından noterlik görevine devam eden hukukçu-yazar Ogün Kayacan, ilk romanı “Unutmamışımdır Belki” ile edebiyat dünyasına "merhaba" dedi. Yaşanmış hikâyelerden yola çıkan eser, insan ruhunun zaman içerisindeki evrimini ve kaçınılmaz değişimini odağına alıyor.


Hukuk dünyasındaki başarılı kariyeriyle tanınan ve İzmir’de noterlik görevini sürdüren Ogün Kayacan, gözlem gücünü ve hayat tecrübesini bu kez bir roman kurgusunda birleştirdi. Yazarlık serüvenine Bergama’daki yerel yayınlarla başlayan Kayacan’ın ilk romanı, raflardaki yerini aldı.

Gerçek Hayatın İzinde Bir Kurgu

Kitabın en dikkat çekici özelliği, olayların ve karakterlerin tamamen gerçek hayattan beslenmiş olması. Yazar Kayacan, bizzat şahit olduğu olayları isimlerini değiştirerek okuyucuya sunarken, hayatın yıpratıcılığı ile anlık mutluluklar arasındaki o ince çizgiyi sorguluyor.

Kayacan, eserinin temel felsefesini şu sözlerle özetliyor:

“Bu romanda insanların nelere evrildiğini, bugün tanıdığımız kişilerin aslında geçmiştekiyle aynı olmadığını tespit etmek istedim. Hayat bizi bizden alır, başka bir biz olarak geri verir.”


Farklı Bir Anlatım Tekniği: Parçadan Bütüne

“Unutmamışımdır Belki”, klasik roman yapısından farklı bir kurgu sunuyor. Kitap, ana bir öykü ile başlasa da, içerisinde karakterlerin kendi bağımsız hikâyelerine de yer veriyor. Okur, parçaları birleştirdikçe büyük bir romanın parçası olduğunu fark ediyor. Arda ile Şule’nin bir otobüs yolculuğunda kesişen yolları; aşkın, özlemin ve geçmişin izinde derin bir insan ruhu analizine dönüşüyor.

Ogün Kayacan Kimdir?

1965 Bergama doğumlu olan Ogün Kayacan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Londra’daki dil eğitiminin ardından uzun yıllar avukatlık yapan ve aynı dönemde İngilizce öğretmenliği de yürüten yazar, meslekteki 25. yılını noterlik atamasıyla taçlandırdı. Sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol alan Kayacan; çocuk ve kadın haklarını koruma dernekleri ile çevre platformlarında (ÇEVDER, ÇOVAK, ÇAÇAV) önemli çalışmalara imza attı.


Halen İzmir’de noterlik görevini sürdüren yazarın ilk romanı, "Gerçek; hayalin bittiği yerdir" mottosuyla tüm kitapçılarda okurlarını bekliyor.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

7 Mayıs 2026

EGSD’den 7. Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması


Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD), hazır giyim sektörünün üretici ve tedarikçi kesimini bir araya getiren “Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması’nı uzun bir aranın ardından yeniden sektöre kazandırıyor.

Daha önce 6 kez düzenlenen ve sonuncusu 2019 yılında yapılan organizasyon, 7 yıl aradan sonra, 13 Mayıs 2026 tarihinde Wyndham Grand İzmir Özdilek Hotel’de gerçekleştirilecek.

Etkinlikle ilgili basın toplantısı yine etkinliğin yapılacağı Wyndham Grand İzmir Özdilek Hotel’de gerçekleştirildi. EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, yönetim kurulu ve hazırlık komitesi üyeleri ile katılımcı firma temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda, 34 firmanın yerlerinin belirlenmesi için kura çekimleri de yapıldı.

Akçakaya: “34 tedarikçi, 200’ün üzerinde üretici firma bir araya gelecek”

EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, hazır giyim üretiminin sürdürülebilirliği, rekabet gücü ve katma değerli üretimin artırılmasında güçlü tedarik zincirinin kritik rolüne dikkat çekerken, bu etkinlik ile kumaş, aksesuar, yan sanayi, teknoloji ve hizmet sağlayıcı firmalar ile hazır giyim üreticilerini aynı platformda buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

34 tedarikçi firmanın katılımı ve 200’ün üzerinde üretici firmanın ziyareti beklenen etkinliğin, klasik bir fuar yapısından ziyade doğrudan iş bağlantıları kurulmasını sağlayan verimlilik odaklı bir buluşma olarak kurgulandığının altını çizen Akçakaya, İzmir’deki hazır giyim üreticilerini, sektörün belkemiği olan tedarikçiler ile bir araya getirdiklerini belirtti. Etkinliğe katılımın artırılması için yoğun çalışma yaptıklarını dile getiren Akçakaya, İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli gibi şehirlerde tanıtım yaptıklarını ve ulusal ölçekte hazır giyim ve konfeksiyon sektör temsilcilerine davet gönderdiklerini kaydetti.

Akçakaya: “Tedarik yapımızı geliştirmemiz gerekiyor”

Firmaların rekabet gücünü koruyabilmesi ve geliştirebilmesi için doğru, hızlı ve alternatif tedarik yapısına erişimin her zamankinden daha kritik olduğunu anlatan EGSD Başkanı Akçakaya, “Çünkü bugün rekabet sadece üretimde değil, tedarik zincirinin doğruluğunda kazanılıyor. Doğru tedarikçiye hızlı erişemeyen üreticinin rekabet şansı giderek azalıyor. Bu etkinlik ile amacımız, üreticilerimize yeni alternatifler sunmak, maliyet ve kalite dengesini daha etkin yönetebilecekleri iş birliklerinin önünü açmak ve sektörümüzün dayanıklılığını birlikte güçlendirmek. Buluşmamıza gümüş sponsor olarak destek veren Gelişim Tekstil’e de teşekkür ediyorum. Bu önemli buluşmada tüm sektör paydaşlarımızı bir arada görmekten mutlu olacağız. EGSD olarak bundan sonra da sektörümüzü bir araya getiren, güçlendiren ve geleceğe hazırlayan projeleri üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.


Geri sayım başladı

13 Mayıs’ta düzenlenecek etkinlik kapsamında; sürdürülebilir dokuma ve örme kumaş ile aksesuar çözümlerinden makine ve teknolojilere, sektörün önümüzdeki dönemde önemli bir gündem maddesi olacak Dijital Pasaport yazılım çözümlerine, boyahane, nakış, brode ve gipür uygulamalarından konfeksiyon makineleri, barkod sistemleri, tela, fermuar, aksesuar ve yan sanayi ürünlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren tedarikçi firmalar yer alacak. Katılımcılar, yenilikçi ürün ve çözümlerle ilgili birebir temas kurma ve doğrudan bilgi alma imkânı bulacak.

İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli başta olmak üzere İzmir dışından da çok sayıda üretici firmanın ziyaretinin beklendiği etkinlik, katılımcılara yakın coğrafyadan tedarik imkânları sunarak sektörde sürdürülebilir iş modellerinin gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Buluşmada sektörle ilgili 3 söyleşi yapılacak

13:00 / 13:40

Deni DPP – Dijital Ürün Pasaportu Nedir, Ne Değildir?

Konuşmacı: Bekam ÖRÜN

15:00 / 15:40

Permess Tela - Hazır Giyimin Gizli Kahramanı: Tela

Konuşmacı: Suat KÜÇÜKER

17:00 / 17:40

Slow + Fashion – Rethinking Sustainable Fashion

Konuşmacı: Prof. Hazel CLARK


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

6 Mayıs 2026

Ressam Ayşe Resa Irmak’tan Doğanın Direnişine Vurgu

 


İzmir, sanat dünyasının prestijli etkinliklerinden biri olan 8. Uluslararası İzmir Sanat Bienali’ne ev sahipliği yapıyor.

Seba Sanat Galerisi sahibi Seba Uğurtan’ın organizatörlüğünde düzenlenen ve bu yıl "HABİTAT" temasını odağına alan bienal, çok sayıda sanatçıyı ve sanatseveri bir araya getirdi.


Bienale iki özgün tablosuyla katılan ressam Ayşe Resa Irmak, sergi süreci ve eserlerinin derinliğine dair heyecanını paylaştı.

Sanatın Coşkusu ve Doğanın Çığlığı Bir Arada

Çalışmalarında bol boya ve canlı renklerle bezeli fırça tekniklerini kullanan Irmak, eserlerinde zıtlıkların uyumunu ve doğanın evrimini işliyor. Sanatçı, bienalde yer alan çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:


Doğanın Huzuru: İlk tablosunda orman ekosistemindeki canlıların bir arada yaşama kültürünü, huzurunu ve doğanın saf coşkusunu betimleyen sanatçı, izleyiciyi yaşamın kaynağına davet ediyor.

Toprağın Direnişi: İkinci tablosunda ise insan eliyle tahrip edilen doğal alanlara dikkat çeken Irmak; yok edilen ağaçlara ve daraltılan yaşam alanlarına rağmen toprağın pes etmeyişini, yeniden filizlenme çabasını ve canlıları kucaklamaya hazır bekleyen dirençli gücünü tuvale yansıtıyor.


Sergi Takvimi ve Mekanlar

Sanatseverler, bu anlamlı sergiyi farklı tarihlerde İzmir’in çeşitli noktalarında ziyaret edebilecekler.

4 - 10 Mayıs 2026 Tarihleri Arasında:

Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi

İzmir Bornova Uğur Mumcu Kültür Merkezi

Urla Belediyesi Aryom Kültür Sanat Merkezi

Seba Sanat Galerisi

20 - 26 Temmuz 2026 Tarihleri Arasında:

İzmir Kültür Sanat Fabrikası (Kültür Bakanlığı Resim Heykel Müzesi Sergi Salonu)


"Sanat Evrensel Bir Dildir"

Tüm sanatseverleri bienali görmeye davet eden Ayşe Resa Irmak, sanatın toplumları iyileştiren ve birleştiren gücüne vurgu yaparak; "Sanatın birleştirici gücünün önemsenmesi ve evrensel bir dil olduğunun anlaşılması en büyük temennimiz" dedi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

5 Mayıs 2026

8. Uluslararası İzmir Sanat Bienali "Habitat" Temasıyla Kapılarını Açtı


Seba Sanat Galerisi tarafından düzenlenen ve gelenekselleşen Uluslararası İzmir Sanat Bienali, bu yıl 8. kez sanatseverlerle buluştu.

Duygusal Açılış: "Güneş Sana El Sallıyor"

Bienalin açılış töreni, 4 Mayıs Pazartesi günü Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin en duygusal anı, Proje Direktörü, Ressam ve Küratör Seba Uğurtan’ın, merhum Türkan Saylan anısına kaleme aldığı "Güneş Sana El Sallıyor" isimli şiiri okuması oldu. Uğurtan’ın mısraları, salonu dolduran sanatseverlere duygu dolu anlar yaşatırken, Türk kadınının aydınlık yüzüne ve eğitimin önemine vurgu yaptı.


Sanat Dört Bir Yanda

4-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek olan bienal, İzmir’in farklı noktalarındaki dört ana merkezde eş zamanlı olarak sanatseverleri ağırlıyor:

Konak: Türkan Saylan Kültür Merkezi (4 - 10 Mayıs)

Bornova: Uğur Mumcu Kültür Merkezi (4 - 10 Mayıs)

Urla: Aryom Kültür Sanat Merkezi (2 - 12 Mayıs)

Seba Sanat Galerisi: (4 - 10 Mayıs)


Bienal Coşkusu Temmuz’da Devam Edecek

Bienal heyecanı Mayıs ayı ile sınırlı kalmayacak. Etkinlik kapsamında sergilenen eserlerden seçilen özel bir koleksiyon, 20-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında İzmir Kültür Sanat Fabrikası – Kültür Bakanlığı Resim Heykel Müzesi Sergi Salonu'nda düzenlenecek özel sergi ile yeniden sanatseverlerin beğenisine sunulacak.


Hedef: Sanatla Gelen Dünya Barışı

Küratör Seba Uğurtan, bienalin temel amacının İzmir’i dünyaca ünlü bir sanat ve kültür şehri haline getirmek olduğunu belirtti. Sanatın birleştirici gücünün dünya barışı için hayati bir önem taşıdığını vurgulayan organizasyon, habitat kavramı üzerinden evrensel bir diyalog kurmayı hedefliyor.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

3 Mayıs 2026

Netflix Türkiye’den İzmir’de Görkemli 10. Yıl Kutlaması: "N 10 Yıl Ama" Festivali Kapılarını Açtı


Dünyanın önde gelen eğlence platformlarından Netflix, Türkiye pazarındaki 10. yıl dönümünü İzmir’de düzenlenen dev bir festivalle kutladı.

2-3 Mayıs tarihlerinde Kültürpark’ta gerçekleştirilen "N 10 Yıl Ama: Bir Netflix Festivali", binlerce izleyiciyi sevilen yapımların dünyasıyla buluşturdu.

Kültürpark’ta Netflix Dünyası Kuruldu

Türkiye’deki 10 yıllık yolculuğunda 80’den fazla yerli hikayeyi küresel izleyici kitlesine ulaştıran platform, bu başarısını İzmirli hayranlarıyla paylaştı. Festival kapsamında Kültürpark, adeta dev bir set alanına dönüştürüldü.

Katılımcılar; Popüler dizilerden ilham alan tematik deneyim alanlarını gezdi, özel olarak tasarlanmış fotoğraf noktalarında anılarını ölümsüzleştirdi,

Netflix evrenine dair etkileşimli aktivitelerle eğlenceli anlar yaşadı.

Rezervasyonlar Kısa Sürede Doldu

Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen festivale ilgi yoğundu. Katılımcı sayısının sınırlı tutulduğu etkinlik için ziyaretçiler, önceden N10yilama.com adresi üzerinden randevu aldı. Saat 10.30 ile 21.30 arasında kapılarını açan festival alanına, ziyaretçiler kendilerine özel tanımlanan QR kodlar ile giriş yaptı.


Yerli Hikayelerin 10 Yıllık Yolculuğu

Netflix Türkiye yetkilileri, bu etkinliğin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda Türkiye’den çıkan hikayelerin dünyaya açılma sürecine bir saygı duruşu niteliğinde olduğunu belirtti. 10 yıl içerisinde çekilen onlarca yerli yapım, Türkiye’nin kültürel zenginliğini dijital dünyaya taşıyan önemli bir köprü görevini üstlendi.

İzmir'in tarihi dokusuyla Netflix'in modern eğlence anlayışını birleştiren festival, hafta sonu boyunca ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sundu.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT