26 Mart 2026

Sanatçı Baksen Çeliker’den “XYZ” Sergisi


İzmir’de sanatseverler yeni bir sergiyle buluştu. Sanatçı Baksen Çeliker, “XYZ” adlı kişisel sergisini Yolo Art Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin ziyaretine açtı.

Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren sergi, izleyiciyi farklı disiplinler ve anlatım biçimleri arasında bir yolculuğa davet ediyor.

Serginin açılışına sanat dünyasından pek çok isim ve sanatsever katılırken, açılış yoğun ilgi gördü. Çeliker’in eserlerinde kullandığı teknik çeşitlilik ve anlatım derinliği, ziyaretçiler tarafından dikkat çekti.

Sanatçı Baksen Çeliker, sergi açılışında kendilerini yalnız bırakmayan sanatçı dostları ve katılan davetlilere teşekkür etti.

“XYZ” sergisi, 14 Nisan 2026 tarihine kadar Yolo Art Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Baksen Çeliker kimdir?

1974 Akhisar-Manisa’da dünyaya geldi.

Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Anasanat Dalı’ndan 1995 yılında mezun oldu. Aynı üniversitede 2001 yılında tezli yüksek lisansını da tamamladı. Türkiye’nin çeşitli illerinde sanat eğitmenliği yaptı. Halen İzmir Behçet Uz Anadolu Lisesi’nde Görsel Sanatlar eğitmenliğine devam etmektedir.


İzmir, İstanbul, Hatay ve Bergama’da kişisel sergiler açan sanatçı, yurt içinde ve yurt dışında birçok karma sergiye katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi “Deprem Yıkımsa, Sanat Umuttur” Sosyal Sorumluluk Projesi’nde İzmir İl Temsilcisi olarak görev aldı. Ankara-Bilkent Şehir Hastanesi “Sanatçılarımızdan Sağlık Çalışanlarına Minnet Sergisi” Sosyal Sorumluluk Projesi’nde İzmir İl Temsilcisi olarak görev aldı. Son 5 yıldır İzmir ve çevresinde sanat ve sergi koordinatörlüğü de yapan Baksen Çeliker, “İzmir’e dair TV”de yayınlanan “Baksenus’la Sanat Üzerine Sohbetler” programının moderatörlüğünü yapmaktadır. Sanatım dergisinin de İzmir temsilcisidir.

Ödülleri:

*Turgut Pura Resim Yarışması Birinciliği - 1995

*Devlet Resim Heykel Yarışması’nda Sergilenmeye Değer Görülen Eser Ödülü

*1996 TRT Resim Yarışması Sergilenmeye Değer Görülen Eser Ödülü

*Saküder 14. İzmir Resim Yarışması Sergilenmeye Değer Görülen Eser Ödülü

*İBB İZELMAN A.Ş. İzmir ve Kültürel Değerleri Resim Yarışması Sergilenmeye Değer Görülen Eser Ödülü - 2023


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

9 Mart 2026

İş insanı Leyla Alaton İzmirli kadınlarla buluştu


İzmir Ticaret Odası'nda iş kadınlarına seslenen Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, kadınların daha yukardaki mevkilerde görev alması gerektiğini belirterek, "Türk kadını uyandı. Pandora’nın kutusu açıldı. Artık geriye dönüş yok" dedi.

KADINLARDAN BÜYÜK İLGİ

İzmir Ticaret Odası tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İş Yaşamı ve Kadın” konulu söyleşi; Alarko Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton’un katılımı ve Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşti.

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer’in açılış konuşmalarıyla başlayan etkinliğe; İzmir Milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı ve Seda Kaya Ösen, Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Cemal Elmasoğlu ve Emre Kızılgüneşler, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, Yönetim Kurulu Üyeleri Jülide Tutan, Mehmet Şahin Çakan ve Nuray Eyigele İşleyen, Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, TOBB İzmir Kadın Girişimciler İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep, EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Işın Yılmaz, Gazeteci ve Yazar İsmail Küçükkaya ve her yaştan İzmirli kadınlar katıldı.


ÖZGENER: KADININ GÜÇLENMESİ TOPLUMUN GÜÇLENMESİDİR

Konuşmasında İzmir’in tarih boyunca kadınların sosyal ve ekonomik hayatta güçlü olduğu bir şehir olduğuna dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü taşıyan bu kent, kadın girişimciliğinde ve kadın istihdamında her zaman öncü olma iddiasını sürdürdü. Bizler de İzmir iş dünyası olarak; kadın girişimciliğini desteklemeyi, kadın istihdamını artırmayı, genç kızlarımızın eğitim ve kariyer yolculuklarında yanlarında olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadının güçlenmesi yalnızca bireysel bir başarı değildir. Kadının güçlenmesi; ailenin güçlenmesidir. Toplumun güçlenmesidir. Ekonominin güçlenmesidir” dedi.

8 MART FARKINDALIK GÜNÜDÜR

Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil, eşitliğin, fırsatlara erişimin, temsil gücünün ve adaletin yeniden hatırlatıldığı güçlü bir farkındalık günüdür. Kadınların hayatın her alanında daha görünür, daha etkili ve daha karar verici konumda olması gerektiğini hatırladığımız bir gündür.  İş dünyasında kadın varlığı arttıkça yalnızca şirketler değil, toplum da güçleniyor. Kadınların yönetim kademelerinde yer aldığı kurumların sürdürülebilirlik, şeffaflık ve sosyal duyarlılıkta fark yarattığını görüyoruz. Tam da bu nedenle bugün aramızda bulunan Sayın Leyla Alaton’un hayat yolculuğu bizler için çok kıymetli. Sayın Alaton; cesaretiyle, bağımsız duruşuyla ve üretkenliğiyle Türkiye’de kadın liderliğinin sembol isimlerinden biri. Kendisi yalnızca bir iş insanı değil; aynı zamanda fikir üreten, sınırları zorlayan, genç kadınlara ilham veren bir rol model. Bugün burada kendisini dinleyecek olmanın; özellikle genç kadınlarımız için çok değerli bir fırsat olduğuna inanıyorum”

İMER: BU TOPLANTI BİR SORUMLULUK ÇAĞRISI

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer ise, “Bugün burada iş yaşamında kadınların yerini, emeğini ve liderliğini konuşmak üzere bir aradayız. Bu toplantı yalnızca bir değerlendirme değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Kadınlar çalışıyor, üretiyor, yönetiyor. Ama hâlâ eşit ücret için, eşit temsil için, karar masalarında hak ettikleri yer için mücadele ediyorlar. Bu bir yetkinlik meselesi değil; bir sistem meselesidir. Eşitlik beklenmez. İnşa edilir. Ve bu inşa, cesaretle başlar. Bizim dönem mottomuz bunu hatırlatıyor: “Köklerimiz Gücümüz, Kadınlar Umudumuz.” Köklerimizden aldığımız güçle, kadınların potansiyelini sınırlayan görünmez engelleri kaldırmak zorundayız. Çünkü kadınların ekonomik güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir. Bugün burada atacağımız her adım, yarının daha adil iş dünyasını şekillendirecek. Ve biz, sadece konuşan değil, dönüştüren tarafta olacağız” dedi.

ALATON: KADINLAR YÖNETİMLERDE DAHA ETKİN OLMALI

Açılış konuşmalarının ardından Gazeteci Banu Şen’in sorularını yanıtlayan İş İnsanı Leyla Alaton, “İzmir’de çok sayıda girişimci, sanayici, yurtdışından dönmüş kadın var. Girişimci olmak doğurmaktır. Bunların çoğalmasını ve bayrağı başka yerlere götürmesini diliyorum” dedi. Kadınların yönetimlerde daha etkin olması gerektiğini savunan Alaton, “Alarko Holding’in toplantısını yapıyorduk. Yönetimde kadınların oranının dört kişide iki kişi olmalıydı. Altta hamallığı kadınlar yapıyor. Önemli olan karar mekanizmasında yer almalarıdır. ‘Sizin şu anda yaptığı görevi bir kadının yapamayacağını düşünen var mı?’ diye sordum. Bir parmak bile kalkmadı. Bu mevkilere, bu koltuklara kendimizi layık görmeliyiz. Ben de 40 sene oldu, yeni uyandım. Başkaldırmadığım senelerin verdiği şeyle daha güçlü konuşuyorum. Daha yukarılara oynamalıydım ya da daha fazlasını istemeliydim. Kadınlarda güven eksikliği var. İnşallah yeni nesilde bu olmayacak diye düşünüyorum” dedi. Kadınların sektörlerinde dernekleşmesi gerektiğini vurgulayan Alaton, mevcut kadın derneklerinin de birlikte hareket etmesini önerdi.

SAVAŞÇI BİR RUHUM VAR

Kadınlara da önerilerde bulunan Leyla Alaton, şunları söyledi: “Ne kadar az şeyle ne kadar mutlu olduğunu bildiğim için daha dik durabiliyorum. Savaşçı bir ruhum var. Babama benziyorum biraz. Armut dibine düşüyor. Rol modeller önemli. Kıskanılacak bir şey varsa Üzeyir ve İshak beyle yakın çalışma imkanı bulmamdır. Tsunami de gelse bina yerinde duruyor. O manevi değerlere önem vermek faydalı ve kurtarıcı. Miras problemi kadar iğrenç bir şey olamaz. Neredeyse bir şey bırakmasalar daha iyi olacak. O kadar üzücü şeyler ki bunlar. Değerlerin de yok olmasına neden oluyor. Ayrılırken çıkış planı çok önemli. Evlilik ön anlaşması gibi. Onu oturup medeni şekilde konuşmalısınız. Bunu yaparsan ya o an ayrılırsın ya da hiç ayrılmazsın.”


Söyleşinin ardından, İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu’nda Ressam Haydar Ekinek’in “Barışın Kadınları” adlı resim sergisinin açılış töreni gerçekleştirildi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

6 Mart 2026

MÜSİAD, İZMİR BASINI İLE İFTARDA BULUŞTU


Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesi, İzmir Ege Medya Platformu üyesi gazeteci yazarları ağırladı.

İzmir Ege Medya Platformu üyeleriyle MÜSİAD’ın Bornova’daki yeni hizmet binasında gerçekleşen buluşmaya derneğin yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen programda hem iş dünyasının çalışmaları hem de İzmir’in ekonomik potansiyeli üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

TEMUR: “İZMİR’İN KAPASİTESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

İftar programında konuşan MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Gökhan Temur, İzmir Ege Medya Platformu üyelerini yeni hizmet binasında ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnsan ve mekân ilişkisine önem verdiklerini ifade eden Temur, modern ve donanımlı binalarında yeni projelerle İzmir’in ekonomik kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.


1500 GENÇE EĞİTİM, 150 GENCE İSTİHDAM

MÜSİAD olarak gençlerin eğitimine ve istihdamına büyük önem verdiklerini vurgulayan Temur, yaklaşık 1500 üniversite mezunu genci kurumsal bir eğitim sürecinden geçirdiklerini belirtti. Bu gençlerin arasından 150’sinin MÜSİAD bünyesindeki çeşitli işletmelerde istihdam edildiğini ifade eden Temur, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye devam edeceklerini söyledi.

“GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ VE MÜSİAD EVLERİ PROJESİ GELİYOR”

Devlette olduğu gibi MÜSİAD’da da devamlılığın esas olduğunu dile getiren Temur, yatırım ajansıyla birlikte girişimcilik merkezi kurma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Ayrıca “MÜSİAD Evleri” projesini de hayata geçirmeyi planladıklarını belirten Temur, adil ve ahlaklı bir neslin yetişmesi için çalıştıklarını ifade etti.


“1200 İŞLETMEYLE 75 BİN KİŞİYE İSTİHDAM”

Bir soru üzerine İzmir’deki faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Temur, MÜSİAD üyelerinin kentte yaklaşık 1200 işletmeyle 75 bin kişiye istihdam sağladığını söyledi. İzmir iş dünyasının yaklaşık yüzde 15’ini temsil ettiklerini belirten Temur, “İzmir gibi büyük bir şehirde bu oran oldukça önemli. Hormonlu büyümeyi arzu etmiyoruz. Üye kabulünde titiz davranıyoruz” dedi.

“ÜRETİM, YATIRIM VE İSTİHDAM ODAKLIYIZ”

Sivil toplum kuruluşlarının önemine dikkat çeken Temur, kente ve ülkeye değer katacak her çalışmanın yanında olacaklarını belirtti. Üretim, yatırım ve istihdam odaklı faaliyetlerini sürdürdüklerini ifade eden Temur, İzmir’in küresel ticaret ağlarında daha etkin bir konuma ulaşması için markalaşma ve uluslararası iş birliklerine önem verdiklerini söyledi.


Temur, “MÜSİAD İzmir olarak şehrimizde birçok sosyal sorumluluk projesine öncülük ediyoruz. Bizi biz yapan değerlerimizi yaşatmaya, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye ve ekonomimizin yerelde lokomotif gücü olmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

“BÖLGEDEKİ GERİLİM ENDİŞE VERİCİ”

Başkan Temur, başka bir soru üzerine İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilimin bir an önce sona ermesini temenni ettiklerini söyledi. İran’a yönelik saldırıların hukuksuz olduğunu ifade eden Temur, bölgedeki çatışmaların genişlemesinin hem bölgeyi hem de dünyayı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.


KAPLAN’DAN MÜSİAD YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR

İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan ise iftar daveti için MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Gökhan Temur ve yönetim kuruluna teşekkür etti. MÜSİAD’ın yeni hizmet binasının oldukça etkileyici olduğunu belirten Kaplan, iş dünyası ile medya temsilcilerinin daha sık bir araya gelmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bu arada, MÜSİAD Başkanı Gökhan Temur, günün anısına İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan’a plaket takdim etti. Program, MÜSİAD İzmir hizmet binasının gezilmesi ve çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

4 Mart 2026

İzmir’de Kadınlar ‘Cesaretle’ Yola Çıkıyor


8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle 9 Mart’ta düzenlenecek “Cesaretin Adı: Kadın” zirvesi yapılıyor.

Bu kapsamda etkinliğin basın toplantısı BASİFED Federasyon Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya Cesaretin Adı: Kadın Projesi Fikir Lideri Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş ve TOBB İzmir Kadın Girişimcileri Kurulu İzmir Başkanı Deniz Celep, BASİFED üyesi kadın dernek başkanları ve üyeleri katıldı. Zirve, 9 Mart saat 09.30’da Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilecek.

Etkinlikte konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, 9 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirecekleri zirve ile iş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında buluşturacaklarını söyledi. Gün boyu sürecek programda deneyimli gazetecilerin moderasyonunda paneller gerçekleştirileceğini ifade eden BASİFED Başkanı Güneş, “Konularında öncü konuşmacılar, akademiden sanata, girişimcilikten kurumsal yönetime kadar geniş bir perspektif sunacaklar. Keynote’larımız çok farklı sunumlarla bizlere katkı verecek” dedi.

Güneş: “Medeni Kanununun kabulünün 100 yılını kutluyoruz”

2026 yılının kadınlar için ayrı bir anlam taşıdığına dikkat çeken Güneş, “Çünkü bu yıl, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılını kutluyoruz. 1926’da kabul edilen Medeni Kanun, kadınlara hukuki eşitlik yolunda devrim niteliğinde haklar kazandırmış; toplumsal dönüşümün temel taşlarından biri olmuştur. Aradan geçen bir asırda önemli mesafeler kat ettik. Ancak bugün hâlâ konuşmamız gereken eşitsizlikler, aşmamız gereken görünmez duvarlar ve dönüştürmemiz gereken sistemsel engeller olduğunu biliyoruz” dedi.

Güneş: “İzmir’den Türkiye’ye örnek model sunacağız”

Bu zirvede yalnızca ilham veren hikâyeleri değil; somut çözüm önerilerini, iyi uygulama örneklerini ve iş birliği modellerini de konuşacaklarını vurgulayan Güneş, “Amacımız; farkındalık yaratmanın ötesine geçerek kalıcı etki oluşturmak ve İzmir’den Türkiye’ye örnek bir model ortaya koymaktır. Bu zirve yalnızca bir anma etkinliği değildir.

Bu zirve, bir dönüşüm çağrısıdır. Bu zirve, kurumsal hafızaya kazınacak bir irade beyanıdır. “Cesaretin Adı: Kadın” derken; yalnızca bireysel cesareti değil, kurumsal cesareti, toplumsal cesareti ve sistemleri dönüştürme cesaretini kastediyoruz” diye konuştu.

Öznur Tugay: “Adil bir geleceğin anahtarı kadınlardadır”

Cesaretin Adı: Kadın Projesi Fikir Lideri Öznur Tugay ise konuşmasında, “9 Mart’ta gerçekleşecek programda; kadın girişimciliğinden liderliğe, yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisine, iş dünyasında ve medyada kadının yerine kadar pek çok önemli başlık ele alınacaktır. Bu anlamlı organizasyon; İzmir Büyükşehir Belediyesi, BASİFED ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle hayata geçirilmiştir. Kamu, iş dünyası ve sivil toplumun bir araya gelmesi; kadınların güçlenmesine verilen değerin en somut göstergelerinden biridir” dedi.

Kadınların eşit koşullarda var olduğu bir toplumun, daha adil, daha üretken ve daha umut dolu bir geleceğin anahtarı olduğunu söyleyen Tugay, “Bu etkinlikte paylaşılacak her bilgi, kurulacak her temas ve doğacak her iş birliği; yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirecektir” diye konuştu.


Celep: “İzmir’in girişimcilik ekosistemini kadın gücüyle ileri taşıyoruz”

TOBB İzmir Kadın Girişimcileri Kurulu’nun (KGK) İzmir Başkanı Deniz Celep de kurulun yürüttüğü projelere değinerek, “Kadın girişimciler kurulu olarak bu değerli üyelerimizin bilgi ve deneyimlerini birleştirip İzmir’in girişimcilik ekosistemini kadın gücü ile daha ileri taşıyacak proje ve çalışmalar gerçekleştiriyoruz” dedi.

Sanayide, tarımda, turizmde kadın eli projeleriyle farklı sektörlerdeki kadın girişimciliğini ve kadın istihdamını artıracak eğitimler düzenlediklerini vurgulayan Celep, “Deneyim paylaşımı ve mentörlük programları uyguluyor, İzmir’de başlattığımız ve diğer illerdeki kadın girişimciler kurullarına da model olarak yaygınlaştırmaya başladığımız eşitlik yıldızları projemizle de işletmelerin karar alma mekanizmalarında daha fazla kadının görev almasını sağlayacak bir sistemin kurulmasına öncülük ediyoruz. Sanatta girişimcilik projemizle kadın sanatçıların eserleri ile iş dünyamızı buluştururken genç işi projemizle de girişimci adayı üniversite öğrencilerimize eğitim ve staj imkânı sağlıyoruz” diye konuştu.

9 Martta yapılacak etkinliğin programı ise şöyle:

09:30-10:00 Karşılama ve kayıt

10:00 – 10:30 Açılış Konuşmaları

Deniz Celep / TOBB İzmir Kadın Girişimcileri Kurulu Başkanı & Akcelep Pamuk Gıda ve Mezita A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Semiha Güneş / BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı

Öznur Tugay / Cesaretin Adı: Kadın Projesinin Fikir Lideri

10:30 – 11:00 Keynote

11:00 – 11:20 Coffee Break & Networking

11:30 – 12:40 Panel 1: İzmir’in Kadın Girişimcileri / Liderleri

Moderatör: Demet Cengiz - Gazeteci / Yazar

Müjde Tönbekici - Turizmci, Yazar, Profesyonel Rehber, Otelci

Ece Sarıoğlu  - MariposaCo Kurucusu

Günce Kazazoğlu - Chapters Kurucusu

Aleyna Yıldız Gültekin - AGON Biotechnology Kurucusu

Emel Aksoy Güldemir - Emel Balık Ağı A.Ş yönetim kurulu başkanı / TOBB KGK Üst Kurul Üyesi

Serap Çatalyürek - Organic Toys Kurucu Ortağı / BPW İzmir Yönetim Kurulu Sayman Üyesi

Sümeyye Kınalı - İhracatçı / Üretici

12:40 – 14:00 Öğle Arası

14:05 – 14:45 Keynote –  Prof. Dr. Soner Yıldırım - ODTÜ Öğretim Üyesi

14:50 - 15:50 Panel 2: Sahnede ve Medyada Kadın ve Topluma Etkisi

Moderatör: Bedia Ceylan Güzelce - Gazeteci / Yazar

Yaprak Özer - İndeks Konuşmacı Ajansı Kurucusu & Yöneticisi

Ayşe Kökçü – Oyuncu

Fügen Toksu – Yaratıcı Stratejist, İletişimci, Gazeteci, Dijital Yatırımcı, Sivil Toplum Gönüllüsü, TOBB Medya ve İletişim Meclisi Başkan Yardımcısı

Nazan Kesal - Oyuncu

15:50 – 16:15 Coffee Break & Networking

16:20- 17:05 Panel 3: İş Dünyasında Kadın ve Sistemsel Engeller

Moderator: Ahu Orakçıoğlu - Gazeteci / Televizyoncu

Füsun Kuran - İyi Ki Vakfı Kurucusu

Mutlu Erturan - Doğanlar Mobilya Grubu CEO

Yasemin Yaşa Erkut - Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Üyesi / Lokum Genel Müdürü

Prof. Dr. Emine Nur Tozan - Anesteziyoloji ve Reanimasyon & Algoloji Uzmanı

17:10 – 17:45 Keynote -  Ahmet Şerif İzgören

17:50 Kapanış

19:15 İftar Programı


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

3 Mart 2026

EBİİF, Başkanı Alakuş; Tehditlere Karşı İş Dünyası Olarak Birlik Olmalıyız


Ege Bölgesi İş İnsanları Federasyonu (EBİİF), geçen Ramazan’da olduğu gibi bu Ramazan ayında da İzmir Ege Medya Platformu üyelerini iftar programında ağırladı.

Federasyonun Buca’daki merkezinde gerçekleşen buluşma, iş dünyası ile medya temsilcilerini Ramazan ayının manevi atmosferinde bir araya getirdi.

Programda konuşan EBİİF Başkanı Serhun Alakuş, İzmir Ege Medya Platformu üyelerini iftar sofrasında misafir etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


“Ortak akıl ve uzlaşı kültürünü esas alıyoruz”

Federasyon olarak 7 dernekten oluştuklarını ve 6 bin 301 üyeye sahip olduklarını belirten Başkan Alakuş, EBİİF’in vizyonunu şu sözlerle ifade etti:

“Ege Bölgesi İş İnsanları Federasyonu; farklı sektörlerden, farklı ölçeklerden ve farklı bakış açılarından iş insanlarını ortak akıl etrafında buluşturan, kapsayıcı ve uzlaştırıcı bir çatı olma vizyonuyla hareket etmektedir.

Temel hedefimiz; üretimi, istihdamı ve bölgesel kalkınmayı merkeze alan, toplumsal birlik ve ekonomik istikrarı birlikte gözeten güçlü bir iş dünyası yapısının oluşmasına katkı sunmaktır. Rekabeti değil iş birliğini önceleyen bir anlayışı esas alıyoruz.”


“Siyaset üstü, şeffaf ve çoğulcu bir yapı”

EBİİF’in siyaset üstü duruşuna dikkat çeken Alakuş, federasyonun şeffaf yönetim anlayışı ve çoğulcu yapısıyla iş dünyası ile kamu kurumları arasında güvene dayalı, sürdürülebilir bir iletişim köprüsü kurmayı hedeflediğini vurguladı.

Görüş ayrılıklarını ayrışma nedeni değil, ortak aklı güçlendiren bir zenginlik olarak gördüklerini belirten Alakuş, belirsizlik dönemlerinde panik yerine sağduyuyu, çatışma yerine istişareyi, kısa vadeli refleksler yerine uzun vadeli bakışı esas aldıklarını ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü devlet geleneği ve kurumsal kapasitesinin iş dünyasının en önemli dayanaklarından biri olduğunu dile getiren Alakuş, barış ve istikrarın yalnızca ekonomi için değil toplumsal huzur ve ortak gelecek için de vazgeçilmez olduğunu söyledi.

Bölgesel gerilimlere ilişkin mesaj

Konuşmasında İran’da meydana gelen sıcak çatışmalara ve bölgede artan gerilime de değinen EBİİF Başkanı Alakuş, yaşanan gelişmelerin küresel ticaret dengeleri, enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik ilişkiler üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğü uluslararası hukuk, diplomasi ve denge esaslı dış politika yaklaşımının hem bölgesel barış hem de ekonomik öngörülebilirlik açısından kıymetli olduğunu belirten Alakuş, şu değerlendirmede bulundu:

“İş dünyası açısından barış ve istikrar ortamı; sürdürülebilir üretimin, yatırım güvenliğinin ve sağlıklı ticaret ilişkilerinin temel unsurudur. Gerilimin daha fazla tırmanmadan diplomatik yollarla çözülmesine yönelik her türlü yapıcı çabayı destekliyoruz.

Beklentimiz; bölgesel tansiyonun düşürülmesi, sivil kayıpların önlenmesi ve kalıcı istikrarı esas alan adımların öncelik kazanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin barıştan yana tutumunun uluslararası toplum nezdinde güçlü bir referans noktası olacağına inanıyoruz.”


İş dünyası ve medya arasında karşılıklı anlayışa dayalı iletişim

Programda söz alan Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan ise iftar daveti dolayısıyla EBİİF yönetimine teşekkür etti.

Kaplan konuşmasında, iş dünyası ile medya arasındaki sağlıklı iletişimin toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:

“Ege Bölgesi İş İnsanları Federasyonu’nun bizleri aynı sofrada buluşturması son derece kıymetlidir. Medya ile iş dünyası arasında karşılıklı anlayışa dayalı, şeffaf ve yapıcı bir iletişim ortamının güçlenmesi hem bölgesel kalkınmaya hem de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sağlar. Nazik ev sahipliği ve misafirperverlikleri için EBİİF Başkanımız Sayın Serhun Alakuş’a ve yönetimine teşekkür ediyorum.”

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

27 Şubat 2026

BUVAK’tan Ramazan Çağrısı


Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı Ramazan ayında yapılan zekât ve fitre bağışlarının Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde özellikle kanser hastalıklarıyla mücadele eden çocukların tedavi masrafları ile temel ihtiyaçlarında kullanıldığını vurguluyor.

Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan mübarek Ramazan ayında yapılacak mali ibadetler hususunda bağışçılara çağrı yapan Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı (BUVAK) “Bugün uzattığınız yardım eli, yarın bir çocuğun hayatındaki en büyük dönüşümün başlangıcı olabilir” dedi.

BUVAK Başkanı Dr. Ülkü Belkıs Karlı “Dr. Behçet Uz Çocuk hastanesi son derece iyi yetişmiş hekimleri, teknik donanımı ile tüm Türkiye’ye kaliteli bir sağlık hizmeti sunmaktadır. Hastanemize gelen çocuklarımızın ailelerinin mali durumu genellikle çok kötüdür. Hasta çocuklarımıza ve ailelerine gıda, yiyecek, bez, cihaz, ilaç yardımı için vakfımız hiç durmadan çalışmaktadır. Tek gelirimiz siz değerli bağışçılarımızdır. Hastanemizde tedavi gören çocuklarımıza destek olmamız için yardımlarınızı bekliyoruz” diye konuştu.

Nasıl Bağış Yapılabilir?

Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı (BUVAK)’a destek olmak isteyen vatandaşlar

Finansbak; TR94 0011 1000 0000 0036 0252 95

İş Bankası; TR74 0006 4000 0013 4200 3482 57

Ziraat Bankası; TR80 0001 0013 3308 1467 9650 01

Vakıfbank; TR37 0001 5001 5800 7292 2842 88

TEB; TR91 0003 2000 0000 0104 1143 97

Hesapları üzerinden işlemlerini gerçekleştirebilir.

Tel; 0232 441 3551 Gsm; 0530 435 1812

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

26 Şubat 2026

Üretici Hasan Karadiken; Tüketicilerimizin bize destek olması önemli


Kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerel üretimi teşvik etmek amacıyla birçok köyde üretici köylüler kendi ürünlerini kurdukları stantlarda satışa sunuyor.

Köy meydanlarında ve ilçe pazarlarında kurulan bu stantlar, hem üreticilere ek gelir sağlıyor hem de vatandaşların doğal ve taze ürünlere ulaşmasına imkan tanıyor.


Kendi yetiştirdikleri sebze, meyve, zeytin, zeytinyağı, peynir, reçel ve ev yapımı ürünleri satışa sunan köylüler, ürünlerinin tamamen doğal olduğunu belirtiyor. Üretici köylülerden Hasan Karadiken “Standımızdaki her şey kendi üretimlerimiz. Yolu Ildırı’dan geçen herkese ürünlerimizi tattırıyoruz. Tüketicilerimizin bize destek olması çok önemli. Taze sağlıklı ve geleneksel tatları keşfetmek için stantlarımızı ziyaret etmeye bekliyoruz” dedi.

Doğma büyüme Çeşme Ildır’lı olan Karadiken, standını ziyaret eden müşterileri ile yakından ilgilenerek ürünleri hakkında tek tek bilgi veriyor ve tadım yaptırıyor.

Üretici Hasan Karadiken, ürünlerinin ilgi gördüğünü söyleyerek şu ifadelere yer verdi;


Katkısız ve doğal gıdalara olan talep arttı. Vatandaşlar, üreticiden doğrudan alışveriş yapmayı tercih ediyor. Ben de Çeşme’nin yöresel tatlarını standımda satıyorum. 12 ay boyunca kendimin ve eşimin imal ettiği ürünleri satışa sunuyorum. Özellikle aşk reçelimiz ilgi görüyor. Aşk reçelini sosu ile yiyenler “Aşık Olur” diyorum. Reçelin tadını sosu çok daha güzel yapıyor.

Reçel çeşitlerimiz mevcut

Limon ve portakal karışımından “Lipo” ismini koyduğum reçelim, zerdeçallı mandalina karışımı reçel, karadut reçeli, kabak reçeli, mandalin reçeli, enginar reçeli gibi çok çeşitlerimiz mevcut.

Ildır’da yetişen enginarlar sodalı suyundan yetiştiği için çok lezzetlidir. Enginar reçelinin ve kendim ürettiğim karışımları kendim yaptığım hepsine farklı isimler verdiğim lezzetlerin tadına bakmak için yolu Ildır’dan geçen herkesi davet ediyorum.

Geleneksel lezzetleri devam ettiriyorum

Benim ailem Selanik göçmeni. Şişarka ile Lutenisa lezzetlerini kavanozlarda satıyoruz. Selanik göçmenlerinin iyi bildiği bu lezzetleri biz kahvaltıda kullanırız. Acı ve tatlı biberlerden yapıyoruz. Meze olarak ta kullanıyoruz.
Dağlardan topladığım çiçeklerden kolonya çeşitleri de üretiyorum. İğde çiçeği, zeytin çiçeği, limon çiçeği, karabaş ve lavanta çiçeklerini işlemden geçirip 3-5 ay kadar bekleterek hazırlıyorum. İğde ve limon çiçeği karışımı kolonyası, karabaş kolonyası gibi birçok çeşit kolonyayı küçük şişelerde çantalar da kolayca taşınabilir şekilde satışa sunuyorum.


Soğuk sıkım zeytinyağı, eşimin ürettiği turşular, kahvaltılık zeytinyağı içinde kuru domates, kuru biber, atom, çok acı olana piskopat ismini verdiğimiz lezzetlerden bazıları.

Kış mevsiminde köyümüz çok sakindir. Stant açan çok olmaz. Ben dağlarda ot veya çiçek toplamaya çıkmadığım her gün standımı açarım. Evim hemen karşıda. Mayıs ayından sonra hareketlilik başlar. Tüm stantlar açılmaya başlar.

Ekonomik kriz en çok bizleri etkiledi. İnsanlar bakıp fiyat sorup hiçbir şey almadan gidiyor. Bizim ürettiğimiz her şey zamlandı. Ürünü eklemek için aldığımız kavanoz, şişe, saklama kapları, poşet her şey zamlandı. Biz de ürettiğimiz ürünlere zam yapmak zorunda kalıyoruz. Bu da alıcı için fazla geliyor. Elimizden geldiğince fiyatları düşük tutmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

25 Şubat 2026

Yaratıcı Yıkım Çağında EGİAD’dan Güçlü Hamle


Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasında hızlanan teknolojik ve yapısal dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle ele almak amacıyla yeni bir etkinlik serisini hayata geçirdi.

EGİAD Dönüşüm Sahnesi adıyla başlatılan bu yeni konsept; dönüşümü yöneten liderleri, ilham veren hikâyeleri ve geleceğe ışık tutan vizyonları iş dünyasıyla buluşturmayı hedeflemekte.

EGİAD, 35 yılı aşkın kurumsal birikimiyle; iş dünyasında dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm ekseninde stratejik düşünce üretmeye ve üyelerini geleceğe hazırlamaya devam etmekte. Dönüşüm Sahnesi, bu vizyonun yeni bir yansıması olarak; iş dünyasını yalnızca bugüne değil, geleceğe de hazırlayan bir etkileşim platformu olmayı hedeflemekte. Serinin ilk etkinliği, Türkiye Bilişim Vakfı liderliğinde geliştirilen n360 Yapay Zekâ Platformunun kurucu isimlerinden, iş dünyası ve sivil toplum alanının vizyoner liderlerinden Faruk Eczacıbaşı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu koordinasyonunda düzenlenen etkinlik, 25 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 13.30’da İzQ İnovasyon Merkezi’nde yapıldı.

Dönüşümün Yeni Sahnesi: İlham, Strateji ve Gelecek

EGİAD Dönüşüm Sahnesi; yalnızca bir etkinlik serisi değil, iş dünyasının değişen dinamiklerini anlamaya, tartışmaya ve birlikte üretmeye yönelik bir liderlik platformu olarak kurgulanmakta. Teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik, yeni ekonomi ve liderlik başlıklarının ele alınacağı bu sahne; üyeler için güçlü bir öğrenme ve etkileşim alanı oluşturmayı amaçlamakta.

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, n360 Teknoloji A.Ş. Kurucu Ortakları Emre Çubukçu, Cem Leon Menase’nin katıldığı etkinlik, EGİAD Başkan Vekili ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. İzmir protokolünün de yer aldığı organizasyonun açılış konuşmasını ise EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı yaptı.

Oyunu Yeniden Yazan Bir İş Dünyası

İçinde bulunulan dönemin sıradan bir değişim dönemi olmadığını artık dönüşümün bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu dile getiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, “İnsanlık tarihinde nadiren karşılaşılan ölçekte bir kırılma çağından geçiyoruz. Dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi, yeni üretim modelleri, değişen iş gücü yapısı ve toplumsal beklentiler… Tüm bu başlıklar bize tek bir gerçeği söylüyor: Artık dönüşüm bir tercih değil, bir zorunluluktur. İşte bu nedenle EGİAD olarak 18. Yönetim Dönemimizin stratejik merkezine Üçüz Dönüşüm yaklaşımını yerleştirdik: Dijital Dönüşüm, Yeşil Dönüşüm, Toplumsal Dönüşüm. Bizler bu dönüşümü yalnız takip eden değil, yön veren bir nesil olmak istiyoruz. Tribünde oturan değil, sahaya çıkan… Dayatılan kurallara uyum sağlayan değil, oyunu yeniden yazan bir iş dünyası vizyonunu savunuyoruz.” dedi.

Yaratıcı Yıkım

Çok kritik bir kavramdan daha söz eden EGİAD Başkanı Özhelvacı, "Yaratıcı Yıkım" kavramına değinerek, “Ekonomist Joseph Schumpeter’in ortaya koyduğu “Yaratıcı Yıkım” kavramı bugün hiç olmadığı kadar anlam kazanıyor. Eski iş modelleri yıkılıyor. Yeni sektörler doğuyor. Beceriler yeniden tanımlanıyor. Yapay zekâ, büyük veri ve otomasyon yalnız teknolojik araçlar değildir; ekonomik sistemlerin yeniden tasarlandığı bir dönemin habercisidir. PwC’nin analizlerine göre yapay zekâ 2030 yılına kadar dünya ekonomisine 15,7 trilyon dolar katkı sağlayacak. Dünya Ekonomik Forumu ise önümüzdeki yıllarda mevcut iş gücü becerilerinin yaklaşık %40’ının dönüşeceğini ifade ediyor. Bu nedenle EGİAD olarak yürüttüğümüz “Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir – Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı” Think Tank çalışmasıyla, İzmir’in gelecekteki ekonomik ve insan kaynağı haritasını bugünden düşünmeye çalışıyoruz. Biz bu dönüşümü bir tehdit olarak değil, büyük bir sıçrama fırsatı olarak görüyoruz. İşte bugün açılışını yaptığımız ‘EGİAD Dönüşüm Sahnesi’, bu yaratıcı yıkımı yönetme kararlılığının somut bir tezahürü olarak doğdu. Amacımız; Türk iş dünyasının öncü liderlerini, gerçek dönüşüm hikâyelerini ve gelecek vizyonlarını üyelerimizle yüz yüze buluşturmaktır.” diye konuştu.


İş dünyasındaki dönüşümün artık yalnızca uzun akademik raporlarda, parlak sunumlarda kalan bir hedef değil; vizyon, cesaret ve doğru liderlikle sahada, bizzat şirketlerin kalbinde hayata geçirilmesi gereken zorlu bir yolculuk olduğunu dile getiren Özhelvacı şöyle konuştu: “Amacımız; bu sahnede Türk iş dünyasının öncü liderlerini, onların içinde bulunduğumuz dönüşümlere yönelik hayata geçirdikleri başarılı projeleri, yani gerçek dönüşüm hikâyelerini ve gelecek vizyonlarını siz değerli üyelerimizle yüz yüze buluşturmaktır. İstiyoruz ki, bir liderlik okulu olan EGİAD’ın bu yeni sahnesi; ufkumuzu açan, bize ilham veren, ezberlerimizi bozan ve şirketlerimizi dönüştüren muazzam bir etkileşim ve enerji merkezi olsun.”

Yapay Zekâ Çağında Stratejik Karar Alma: n360 Modeli

Etkinlik kapsamında, n360 Teknoloji A.Ş. kurucu ortakları tarafından gerçekleştirilen sunumda; yapay zekâ destekli yeni nesil uzmanlık ve araştırma platformu olan n360’ın iş dünyasına sunduğu stratejik katkılar kapsamlı biçimde ele alındı.

Türkiye Bilişim Vakfı çatısı altında geliştirilen ve yapay zekâ destekli analizlerle uzman görüşlerini buluşturan n360; kurumların karar alma süreçlerine hız, derinlik ve güven kazandırmayı hedefleyen yenilikçi bir model olarak öne çıkmakta. Platform; Stratejik sorular için doğru uzmanlara hızlı erişim, Yapay zekâ destekli bütüncül analiz ve raporlama, Kurumlara özel AI strateji danışmanlığı gibi hizmetlerle, iş dünyasında bilgiye erişim ve karar alma biçimlerini dönüştürüyor.

Küresel Uzman Ağı ve Yeni Nesil Bilgi Ekonomisi

n360, ABD merkezli Enquire AI iş birliği sayesinde küresel ölçekte binlerce uzmana erişim sağlayarak Türk iş dünyasını uluslararası bilgi ağıyla buluşturmakta. Platform, danışmanlık süreçlerini dijitalleştirmenin ötesine geçerek bilgi üretimini demokratikleştiren yeni nesil bir yapı sunmakta.

Liderlik Boyutu: Dönüşümü Yöneten Zihinler

Programın ikinci bölümünde gerçekleşen EGİAD Dönüşüm Sahnesi oturumunda, Türk iş dünyasında dönüşümün liderlik boyutu, teknoloji ve insan odaklı dönüşümün kesişimi, İlham veren deneyimler ve gelecek öngörüleri başlıkları ele alındı.  Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı etkinlikte yaptığı sunumda, günümüz dünyasında başarının artık yalnızca büyüklükle değil, doğru ağları kurabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü belirterek, “n360, insan deneyimini yapay zekânın hızıyla birleştirerek kurumların daha güvenilir, veri temelli ve stratejik kararlar almasına olanak tanıyor” dedi.

Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı, teknolojinin hızlandırdığı küresel dönüşümün yalnızca ekonomik değil, zihinsel ve paradigmatik bir kırılma yarattığını söyledi. Her ülkenin kendine özgü kültürel ve coğrafi dinamikleri bulunduğunu ancak küresel ölçekte yüzde 20-30 oranında kök sorunların ortaklaştığını vurgulayan Eczacıbaşı, teknolojinin bu ortak meseleleri daha görünür hale getirdiğini ifade etti.

Başarı Artık Büyüklükte Değil, Ağ Kurma Kapasitesiyle Ölçülüyor

Günümüz dünyasında başarının yalnızca ölçekle değil, doğru ağlara entegre olabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü söyleyen Eczacıbaşı, kripto para ekosisteminden yapay zekâya kadar birçok başlığın finans, hukuk ve iş yapma biçimlerini kökten dönüştürdüğünü belirtti. “Yeni model çıktığı anda dünyanın her yerinde uygulanabilir durumda. Artık yeni bakış açısı var olmanın temel koşulu” diyen Eczacıbaşı, kurumların ve şirketlerin bu dönüşümü doğru organize etmesi gerektiğini dile getirdi. Teknolojiyi Arşimet’in kaldıracına benzeten Eczacıbaşı, “Bu kaldıraç artık herkesin elinde. Nasıl kullanacağımız belirleyici olacak” ifadelerini kullandı.

Savaş Dili Yerine Yeni Bir Paradigma

Kendi kuşağının sorunları çözerken daha çok “savaş dili” üzerinden hareket ettiğini belirten Eczacıbaşı, bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi. Yeni dönemde gençlerin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan Eczacıbaşı, küresel bakış açısının zorunluluğuna dikkat çekti. Eczacıbaşı, “Yeni bir model geliştireceksek bu yalnızca bize özgü olmamalı. Konuları kendi ekosistemimizin sınırlarından çıkarıp dünya çapında değerlendirebilmeliyiz” dedi. Eczacıbaşı, beyin göçünün artık tek yönlü bir mesele olmadığını, küresel ölçekte yeniden şekillendiğini dile getirdi. Eczacıbaşı, “Doğru bir şey yapıyorsanız, o dünyanın her yerinde geçerli olabilmeli. Yeni pusulalara ihtiyacımız var. Manifestomuz dünyanın sürdürülebilirliği olmalı” diye konuştu.

Unutmayı Beceremeyen Dönüşemez

Değişimin önündeki en büyük engellerden birinin nostalji olduğunu savunan Eczacıbaşı, “Nostaljiden nefret ediyorum. Unutmayı becerebilmek lazım” ifadelerini kullandı. Son 30 yıldaki hızlanmış dönüşüme dikkat çeken Eczacıbaşı, davranış biçimlerinin ve reflekslerin de değişmesi gerektiğini belirtti. Türkiye Bilişim Vakfı’nın hedefinin yeni modeller kurmak olduğunu söyledi.

Ege'nin Kobileri Kendini Yedirmemeli

Sanayi döneminin “fabrikatör” anlayışının artık değer üretmenin tek yolu olmadığını vurgulayan Eczacıbaşı, bugünün ekonomisinde küçük ama çevik yapıların daha avantajlı olduğunu vurguladı. Ege'nin KOBİ ağırlıklı yapısı ile küçük ama hızlı balık olması gerektiğine vurgu yapan Eczacıbaşı, “Kendi işinizi çok iyi yaparak büyümeye odaklanın. Ama aynı zamanda güçlü ağlara entegre olmayı başarmak zorundasınız. Yeni dönemin rekabet anlayışı, küresel bütün içinde kendi gücünden pay alabilme yeteneğiyle şekillenecek. Dolayısıyla şirketlerinizin, kendi güçlü kaslarına odaklanması gerekiyor" dedi.












İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

24 Şubat 2026

Mobilya sektörünün prestijli buluşması gün sayıyor


İZFURNEX 2026 öncesinde sektör temsilcileri güç birliği mesajı verdi. Yerli üreticiler, hem ulusal hem de uluslararası arenada yeni başarı hikayeleri oluşturmak için gün saymaya başladı. Türkiye mobilya sektörü, 25–29 Mart’ta Fuar İzmir’de düzenlenecek bu fuarla tarih yazmaya hazırlanıyor.

İzmir Mobilya Fuarı İZFURNEX 2026, Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen tanıtım toplantısıyla basının yoğun ilgisini çekti. Toplantıya sektör temsilcileri ve çok sayıda medya mensubu katılırken, fuarın vizyonu, hedefleri ve hazırlık süreci detaylı bir şekilde paylaşıldı. EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer ile İzmir Ticaret Odası Mobilya Grubu Meclis Üyesi Nevzat Artkıy, sunumlarında fuarın Ege Bölgesi ve Türkiye mobilya sektörü için stratejik bir platform niteliği taşıyacağını vurguladı.

Profesyoneller buluşacak

İzmir Mobilya Fuarı İZFURNEX 2026’nın yerli mobilya üretim gücünü, tasarım vizyonunu ve ihracat kararlılığını dünyaya açacak bir vitrin niteliğinde olacağını vurgulayan EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, “Mobilya ve dekorasyon sektörünün prestijli buluşma noktalarından biri olma hedefiyle yola çıkan İZFURNEX’i, sektörümüzün güçlü paydaşlarının desteğiyle hayata geçiriyoruz. İzmir Mobilyacılar Odası, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçı Birlikleri başta olmak üzere sektör derneklerimizin katkılarıyla düzenlediğimiz bu fuar, yerli ve yabancı binlerce profesyoneli aynı çatı altında buluşturacak.

Türk mobilya sektörü, 200’ün üzerinde ülkeye ihracat yapan, yüzde 80 yerlilik oranına sahip ve yıllık 4 milyar dolar dış ticaret fazlası veren güçlü bir yapıya ulaştı. İZFURNEX, özellikle Ege Bölgesi ve İzmirli üreticilerimiz için ticari büyümenin ötesinde, küresel marka olma yolunda stratejik bir sıçrama noktası olacak.

Fuar boyunca oturma gruplarından yatak odalarına, ofis mobilyalarından çocuk ve genç odalarına, bahçe mobilyalarından dekoratif tamamlayıcılara uzanan geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. 150’nin üzerinde katılımcı ve yaklaşık 300 marka, Fuar İzmir B Holü’nde ziyaretçilere tüm stantlarla etkileşim imkânı sunacak özel bir deneyim yaşatacak” dedi.

Markalaşma fırsatı

İZFURNEX’de sergilenen her tasarımın sektörün aynası olacağına değinen Baykal, “Fuar, yeni iş birliklerinin doğduğu, ihracat kapılarının açıldığı ve markalarımızın küresel ölçekte büyüme fırsatı yakaladığı güçlü bir merkez olacak. Küçük esnafımız için özel protokollerle pozitif ayrımcılık sağladık. Uluslararası ve yurt içi ziyaretçiler için ulaşım, konaklama ve koordinasyon çalışmalarımız sürüyor; rezervasyonlar hızla artıyor. İZFURNEX 2026, emeğin tasarımla buluştuğu, üretimin vizyonla taçlandığı güçlü bir sahne olacak ve Ege’nin üretim enerjisi ile İzmir’in fuarcılık birikimiyle sektörde kalıcı bir iz bırakacak” ifadelerini kullandı.

Stratejik bir fuar

İzmir’in mobilya sektöründeki üretim kapasitesi, tasarım kabiliyeti ve ihracat potansiyelinin somut bir göstergesinin İZFURNEX olacağına dikkati çeken İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, “Fuarımızda, yurt içi ve yurt dışından gelecek alıcı heyetleri, sektör profesyonelleri ve yatırımcılar, İzmirli üreticilerimizin en yeni koleksiyonlarını, modern tasarımlarını ve dünya trendlerine yön veren modellerini yakından görebilecek. Yenilikçi çizgiler, fonksiyonel çözümler ve estetik anlayışla üretilen mobilyalar, Türkiye’nin global pazardaki rekabet gücünü daha da artıracak. İZFURNEX, yalnızca büyük firmaların değil, emeğini ve sanatını yoğun kullanan küçük esnafın da kendine yer bulduğu, sektörün tüm dinamiklerini bir araya getiren stratejik bir platform olacak. Küçük esnaf, bilgi, üretim gücü ve pazarlama potansiyelini geliştirdikçe, sektörümüzün geleceği daha sağlam temeller üzerine kurulacak. İzmir mobilyasının kalite, zarafet ve yenilikçi ruhunu temsil eden fuar, şehrimizin uluslararası ticaretteki iddiasını güçlendirecek önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.

Ekonomiye güç katacak

Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, “Ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemler, aslında fırsatlar da taşır. Dünyanın önde gelen fuarlarının zorlandığı bu tabloda, EFR Fuarcılık İzmir ve Ege mobilyasını ulusal ve uluslararası pazarlara taşımak için cesur bir adım attı. Biz sektör paydaşları olarak bu vizyonun arkasındayız; çünkü üreticimizin emeği, tasarım gücümüz ve pazarlama kabiliyetimiz çok daha büyük bir değeri hak ediyor. Bu fuar, yalnızca firmalarımıza değil, İzmir’in ticaretine ve Türkiye ekonomisine de güç katacaktır. Zor zamanlarda atılan doğru adımlar, yarına sağlam izler bırakır” diye konuştu.

Fuar sektörün aynası

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mobilya Grubu Meclis Üyesi Nevzat Artkıy, “İzmir Mobilya Fuarı’nın her yıl büyüyerek yoluna devam edeceğine inanıyoruz. Bu fuar, Türk mobilyacısının, yerli üreticimizin fuarı; sektörün aynası, emeğin vitrini ve ortak gücümüzün yansımasıdır. Mobilya sektörü için fuarlar adeta bir bayramdır; firmalarımız emeğini ve tasarımlarını gururla sergiler. İzmir Ticaret Odası olarak stant desteğimizi artırıyor, yurt içi ve yurt dışı fuar ziyaretleriyle üyelerimizin vizyonunu genişletmek ve yeni fırsatlar sunmak için çalışıyoruz. Fuarlar, gelişim ve dayanışmanın en güçlü zemini” dedi.

İzmir Modern /  Nurten ÖĞÜT

23 Şubat 2026

Barbaros’un Kalbinde Üç Kuşaklık Miras: “Emel Hanım” Hikayesi


İzmir’in Urla ilçesine bağlı Barbaros Köyü, son yıllarda hem doğal dokusu hem de kültürel değerleriyle dikkat çeken önemli turizm noktalarından biri haline geldi. “Turizm Köyü” unvanıyla da öne çıkan köyde, üç kuşağın emeğiyle kurulan “Emel Hanım” isimli butik işletme, ziyaretçilere samimi ve köklü bir deneyim sunuyor.

Henüz 22 yaşında olan genç işletmeci, ailesinden devraldığı mirası yaşatmanın heyecanını yaşıyor. İşletmenin adı olan “Emel Hanım”, ailenin temelini oluşturan babaannenin ismini taşıyor. Babaanneden kalan toprak üzerinde, babanın hayaliyle kurulan butik otel bugün üç kuşağın ortak emeğiyle ayakta duruyor. Ailenin en büyüğü Emel Hanım ise halen yaşamını sürdürerek deneyimi ve tarifleriyle işletmeye katkı sunmaya devam ediyor.


Beş odalı butik otel ve yaklaşık 50 kişilik restoranıyla hizmet veren işletme, misafirlerine ticari bir işletmeden çok “ev sıcaklığı” sunmayı amaçlıyor. Aile, kapıdan giren herkesi müşteri değil, misafir olarak gördüklerini vurgularken, sofralarında kendi yedikleri yemekleri paylaşarak doğal ve içten bir deneyim yaşatıyor.


İşletmenin mutfağında ise kadın emeği ön planda. Anne ve üniversiteye hazırlanan 18 yaşındaki kız kardeş, mutfağın en önemli destekçileri arasında yer alıyor. Genç kuşağın dokunuşlarıyla geleneksel tarifler harmanlanırken, ortaya özgün lezzetler çıkıyor.


Barbaros Köyü’nün simgelerinden biri haline gelen Oyuk Festivali de bu hikâyenin önemli bir parçası. Geçmişte tarlaları korumak için yapılan korkulukların (oyukların), bugün köy meydanında sergilenmesiyle düzenlenen festival, köye dönüşün ve toprağa sahip çıkmanın sembolü olarak görülüyor. Genç işletmeci ve kardeşi de bu çağrıya kulak vererek şehir yerine köyde yaşamayı tercih eden isimler arasında yer alıyor.


Öte yandan Barbaros’ta kadın girişimciliğinin yaygın olması dikkat çekiyor. Köydeki birçok işletmenin kadınlar tarafından yönetilmesi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan güçlü bir dayanışma örneği sergiliyor. Bu durum, köyün düzeni ve samimi atmosferine de doğrudan yansıyor.

Genç yaşına rağmen sorumluluğun bilincinde olan işletmeci, her gün yeni şeyler öğrenerek misafirleriyle birlikte büyüdüğünü ifade ediyor. Barbaros’un kalbinde yer alan “Emel Hanım”, sadece bir konaklama noktası değil; geçmişi, bugünü ve geleceği bir araya getiren yaşayan bir aile hikayesi olarak öne çıkıyor.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

18 Şubat 2026

Sanatta 53 yıl - Arif Ziya Tunç


Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi Tersane Art Gallery’de sanatseverlerle buluştu.

1953 Elazığ doğumlu olan sanatçı 1974 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu ve akademik kariyerini 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, Sanat Doktorası yaparak tamamladı. 2011’de profesör olan sanatçı 2019’da emekli olarak Karşıyaka’da açtığı sanat atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Arif Ziya Tunç’un görsel üretimi, disiplinlerarası bir estetik zeminde yer alır; hem bir akademisyen olarak kuramsal derinlik arayışı hem de bir sanatçı olarak görsel ifadenin olanaklarını zorlayan bir pratik barındırır. Bu ikili yönelim, Tunç’un fotoğraf çalışmalarında “özellikle siyah-beyaz ile renkli fotoğraflarında” ayrımsız bir şekilde iç içe geçer ve biçim ile düşüncenin arasında köprüler kurar.

Tunç’un siyah-beyaz fotoğrafları, yalnızca geleneksel tekniklerden beslendiği bir görsel söylem değil; zıtlıklar üzerinden yabancılaşma ve yoğunlaşma stratejileridir. Siyah ile beyazın kontrastı, nesnenin kendisinden çok imgenin içsel gerilimini görünür kılar. Bu fotoğraflarda ışığın dağılımı, gölgelerin örgütlenişi ve tonların ritmi, izleyiciyi doğrudan dış gerçekliğe değil, imgenin “iç dünyasına” yönlendirir. Böylelikle deneyim, sadece bakış üzerine kurulmaz; bakış ile duygu arasında bir “algısal yankı” olarak kendini verir. Bu yaklaşım, fotoğrafı yalnızca görüneni aktarmaktan çıkarır ve onu bir içsel diyalog nesnesi haline getirir; izleyiciyi pasif olmaktan çıkarıp düşünsel bir katılımcı konumuna taşır.

Siyah-beyaz fotoğraf, Tunç açısından salt estetik değil aynı zamanda zihinsel bir tercih olarak da okunabilir: görsel öğrenim ile düşünsel yoğunlaşmanın kesişim noktası. Bu, Tunç’un fotoğraf teorisine yaklaşımının da bir yansımasıdır; sanat ve estetiğin felsefi sorgulamasıyla beslenir. Bu bağlamda siyah-beyazın minimal görünüşü, Tunç’un imgesel kompozisyonlarında daha karmaşık bir semiyotik alan açar — izleyicinin zihninde motifler arası ilişkilerin kurulmasına olanak sağlar, dramatik anlatıyı güçlendirir.

Tunç’un renkli fotoğrafları ise başka bir zihinsel alanı gündeme getirir. Renk, burada yalnızca görsel bir unsur değil; duygusal bir atmosfer ve dünya algısı oluşturur. “Night & Silence” gibi çalışmalarda doğanın sessizliğini, bir mekânın tekinsiz sükûtu üzerinden yakalama çabası, fotoğrafı estetikten duyumsal bir katılım nesnesine dönüştürür. Bu tür çalışmalar, mavi tonların, sıcak-soğuk ilişkilerinin ve doğal çevrenin dinginliğinin ritmik bir şekilde resmi bir tartışmaya dönüştüğü alanlardır.

Renk, Tunç’un fotoğraf dilinde insanı çevresiyle ilişkilendiren bir bağlama dönüşür; izleyiciyi kompozisyonun içine çekerken aynı zamanda onunla empatik bir yüzleşme yaratır. Bu yaklaşım, onun görsel üretimini salt teknik bir icra olmaktan çıkarıp duygusal ve fenomenolojik bir arayışa dönüştürür.

Tunç’un akademik arka planı, fotoğraf çalışmalarını sadece bir sanat pratiği değil, sistematik bir düşünsel üretim alanı olarak şekillendirir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde uzun yıllar sürdürdüğü eğitim ve öğretim hayatı, sanat teorisi, görsel estetik ve eleştirel düşünce arasındaki ilişkileri eserlerine yansıtır. Özgeçmişinde yer alan bilimsel makaleler ve ders içerikleri, Tunç’un sadece bir uygulayıcı değil, aynı zamanda fotoğrafın teorik anlamlarıyla ilgilenen bir araştırmacı olduğunu gösterir.

Bu akademik disiplin, fotoğrafa bakışını iki uç arasında dengeler: Teknik hakimiyet ile eleştirel kavrayış. Kompozisyon, ışık ve estetik kavramlarıyla kurduğu ilişki, onun fotoğraflarında kuramsal bir derinlik taşır; izleyici bu derinliği sezgisel olarak hissetmekle kalmaz, aynı zamanda fotoğrafın kendi düşünsel bağlamını da sorgular.

Arif Ziya Tunç’un fotoğraf dili, baskıresimle olan kuramsal ve pratik ilişkiden de güç alır. Baskıresim disiplinindeki leke kullanımı, biçimsel ritim arayışları ve soyut dışavurumcu eğilimler, fotoğraf eserlerinde —özellikle soyut veya doğa motifli çalışmalarında— farklı ama ilişkisel bir şekilde tekrar eder. Bu bağlamda fotoğraf, Tunç için bir “bağımsız estetik nesne” değil; plastik sanatlar içinde bir diyalog nesnesi olarak yer alır.

Arif Ziya Tunç’un fotoğraf üretimi, akademik ve sanatsal kişiliğinin ayrılmaz bir yansımasıdır. Siyah-beyaz ile renkli fotoğraflar arasındaki geçiş, yalnızca teknik bir tercih değil; düşünsel bir serüvenin görsel haritasıdır. Tunç’un fotoğraf dili, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, düşünmeye ve sorgulamaya davet eder. Fotoğraf, burada dış gerçekliğin betimlenmesi olmaktan çıkar; öznel bir kurgu ve algısal bir alan olarak açığa çıkar.


Bu yüzden, Tunç’un fotoğraf çalışmaları “görsel ürün” olmanın ötesinde, sanat, düşünce ve varoluşsal algı üzerine bir tartışma zeminidir. Bu zeminde siyah-beyaz ile renkli fotoğraf arasındaki ilişki, izleyicinin kavrayışını genişleten bir estetik ve kavramsal genişlemeye dönüşür.

Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı bu sergideki çalışmalar, akademik bilgi ile sanatsal sezginin dengeli bir birlikteliğini ortaya koyar. Fotoğraf, onun pratiğinde tek başına bir amaç değil; düşüncenin, kültürün ve bireysel belleğin taşıyıcısıdır. Katmanlar, yalnızca görsel bir yöntem değil; çağdaş insanın parçalı varoluşuna dair eleştirel bir okumadır.

Bu sergi, izleyiciyi imgeleri tüketmeye değil; onlarla düşünmeye çağırıyor.

Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi 12 Mayıs 2026 tarihine kadar Karşıyaka Tersane Art Gallery’de ziyarete açık olacak.

Tersane Art Gallery Adresi: 1662 Street. No:44/1 Karşıyaka / İzmir

www.arifziyatunc.com

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

16 Şubat 2026

“İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenlendi


Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 2025 yılında 1 milyar 268 milyon dolarlık ihracatının yüzde 75’ini gerçekleştiren 2 milyon dolar ve üzeri ihracat yapan 67 üyesi için “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenledi.

Ödül töreninde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, konfeksiyon sektöründe son 3 yılda ihracatta yaşanan 4,4 milyar dolarlık erimeye rağmen 12 milyar dolar cari fazla verdiğini, üretim ve ihracatta Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürdüğünü dile getirdi. Gültepe, “Sadece bu rakam bile hazır giyimin ülke ekonomisi için önemini gösteriyor. Dolayısıyla hazır giyime ve tüm sektörlerimize gözümüz gibi bakmalıyız. Hiçbir sektörden vazgeçmemeliyiz.  Hiçbir sektörümüzü feda edemeyiz” şeklinde konuştu.

Büyümenin yarısı ihracatta gelmeli

Sağlıklı ve sürdürebilir ekonomik büyümenin üretim ve ihracatla sağlanabileceğine inandıklarını vurgulayan Gültepe şöyle devam etti; “Ekonomimiz yüzde beş büyüdüyse bunun yarısı ihracattan gelmeli” diyoruz. Ancak bugün çok farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Net ihracat bir yıldır Türkiye’nin büyümesine katkı vermiyor. Tam aksine aşağıya çekiyor. Evet 2025’te ihracatımız yüzde 4,5 arttı. Mal ihracatında 273,4 milyar dolarla en yüksek yıllık değere ulaştık. Hizmet ihracatıyla birlikte 396 milyar doların üzerine çıktık. Ama tüm bu veriler, işlerin yolunda gittiği anlamına gelmiyor. Aksine alarmın rengi gittikçe kırmızıya dönüyor. Çünkü hazır giyim başta olmak üzere birçok sektörümüz oyundan düşüyor.”

Ocak ayında nefesimiz kesildi

2025’te ihracatı otomotiv, kimya, savunma sanayi ve mücevher sektörlerinin domine ettiğinin altını çizen Gültepe, “Daha doğrusu bu sektörlerdeki 5 firmamızla artı yazdık. Ayrıca parite 5,4 milyar dolar gibi çok önemli bir katkı verdi. 2026’nın ilk ayında ise deyim yerindeyse nefesimiz kesildi. Pariteden gelen 1,1 milyar dolarlık katkıya rağmen ocak ayını yüzde 3,9 ekside tamamladık. Geçen ay 26 sektörümüzden sadece 10’u ihracatını artırabildi. Çünkü ihracatı tabana yayamıyoruz. Zayıflayan sektörleri ayağa kaldıramıyoruz” tespitinde bulundu.

İhracatımızın rekabetçiliğini koruması için sağlanan desteklere dikkati çeken TİM Başkanı Gültepe şöyle devam etti: “Yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği var. İstihdam desteği 3 bin 500 liraya, Asgari ücret desteği 1.270 liraya çıkarıldı. İhracat ailemiz adına teşekkür ediyoruz. Ama mevcut koşullarda bu desteklerin yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Döviz dönüşüm desteği en az yüzde 8’e, İstihdam desteği 6000 liraya, Asgari ücret desteği de 2500 liraya çıkarılmalı. Biz imtiyaz istemiyoruz. Alacağımız desteğin kat ve kat fazlasını bu ülkeye vereceğimizden eminiz.  Nitekim önceki yıllarda verdik yine veriyoruz. Hazır giyim bunun en canlı örneği. Bakın hazır giyim ihracatımız üç yılda 4,4 milyar dolar daraldı. 235 bin istihdam kaybı yaşadık. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen 2025’te 12 milyar doları aşan bir cari fazlamız var. Sadece bu rakam bile hazır giyimin ülke ekonomisi için önemini gösteriyor. Dolayısıyla hazır giyime ve tüm sektörlerimize gözümüz gibi bakmalıyız. Hiçbir sektörden vazgeçmemeliyiz.  Hiçbir sektörümüzü feda edemeyiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Sertbaş: “Ortalama ihraç fiyatımız 21 doları aştı”

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, 2025 yılı sonu hedeflerini mutlak büyüme yerine, pazar kaybetmeden    değer bazlı ihracatı güçlendirmek üzerine konumlandırdıklarını, zor bir yılda dengeli kalmayı ve rekabetçiliğimizi korumayı amaçladıklarını kaydetti.

“İstihdama katkımız ve katma değerli ihracatımız son derece kıymetli” ifadelerini kullanan Sertbaş, “Nitekim sektörümüzün ortalama ihracat fiyatı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir performans sergiliyor. Türkiye genelinde tüm sektörlerde ortalama ihracat birim fiyatı 1,6 $/kg iken; 2025 yılı hazır giyim Türkiye geneli ihracat birim fiyatı 16,21 $/kg, EHKİB ihracat birim fiyatı ise 21,19 $/kg seviyesindedir. 2025 yılının bütününde; EHKİB olarak 1191 üye firmamız 163 ülke ve bölgeye ihracat yaptı. İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere ve İtalya en çok ihracat yaptığımız ülkeler oldu. 2026’ya dönük hedefimiz; katma değerli üretim, tasarım ve markalaşma, sürdürülebilir dönüşüme uyum ve dijitalleşme yatırımlarını hızlandırarak ihracatta toparlanma eğilimini başlatmak olacak” dedi.

8 yılda 26 milli katılım organizasyonuna 563 firmayla katıldık

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı 8 yıllık süreci de özetleyen Sertbaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Başkanlığım boyunca 563 firma katılımıyla 26 milli katılım organizasyonu, 3 sanal fuar katılımı ve 4 yurt içi sektörel fuar organizasyonu gerçekleştirdik. Bu tablo, Birliğimizin üyelerimizin pazar erişimini güçlendirme konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Elbette yalnızca fuarlar değil; firmalarımızın alıcılarla doğrudan temasını sağlayan ticaret heyetleri ve ikili iş görüşmeleri de önemli başlıklarımızdan biri oldu. Hollanda merkezli firmalarla üyelerimizi buluşturarak ikili iş görüşmeleri düzenledik. Bunların yanı sıra, farklı ülkelerden alıcıları İzmir’de ağırladığımız alım heyetleri ile üyelerimizi doğrudan markalarla bir araya getirdik. Firmalarımızın rekabet gücünü kalıcı olarak artırmak için UR-GE projelerini de etkin bir şekilde kullandık. Bu 8 yıllık süreçte 3 adet UR-GE projesi yürüttük. UR-GE çalışmalarımızın yanında Avrupa Birliği projeleri tarafında da önemli bir ağ ve kapasite oluşturduk. Koordinatör veya partner olarak 2 ulusal, 11 uluslararası proje başvurusu gerçekleştirdik. Sizlerle güzel bir haberi de paylaşmak istiyorum. Interreg NEXT MED Programı - Yeşil Dönüşüm çağrısı kapsamında, Birliğimizin de partneri olduğu projemiz ilk aşamayı başarıyla geçti. Tüm Akdeniz Havzası ülkelerinden yapılan 814 başvuru arasından sıyrılarak ilk 79 proje arasına girmeyi başaran bu projemiz; toplam 2.665.000 Euro bütçesiyle sürdürülebilir üretim vizyonumuzun uluslararası alandaki en somut yansımalarından biri olacaktır. 8 yıllık süreçte hem fiziksel hem dijital ortamda 100’ün üzerinde eğitim programı düzenledik. Özetle; 8 yılda tasarımı, ihracatı, sürdürülebilirliği, dijitalleşmeyi ve insan kaynağını odağa alarak Birliğimizin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye; üyelerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü konumlanmasına katkı sunmaya gayret ettik.”

4 kategoride 67 firma ödül aldı

2-5 milyon dolar arası ihracat gerçekleştiren 39 firmaya bronz, 5-20 milyon dolar arası ihracat gerçekleştiren 19 firmaya gümüş, 20-100 milyon dolar ihracat gerçekleştiren 7 firmaya altın ve 100 milyon dolar ve üzeri ihracat gerçekleştiren 2 firmaya platin kategorilerinde ödülleri takdim edildi. 67 firma, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılındaki 1 milyar 268 milyon dolarlık ihracatına 940 milyon dolarlık katkı sağladı.


Ödül Alan Firma Listesi

Platin

Sun Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Üniteks Tekstil Gıda Sanayi Dış Ticaret Anonim Şirketi

Altın

Era Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

FB Dış Ticaret Anonim Şirketi

Maseksport Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Tekstil Tarım İhracat İthalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Narkonteks Tekstil İhr.İth.San ve Tic. A.Ş.

Roteks Tekstil İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Spot Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Yavuzçehre Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Gümüş

Aydema Tekstil Otomotiv Danışmanlık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Beta Konfeksiyon Tekstil İhracat İthalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

DEBB Unica Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Demirışık Teks.Konf.San. A.Ş.

DESMA Moda Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Egedeniz Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi

FARBE Tekstil Turizm İnşaat Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

FG Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Fıratteks Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

GNT Tekstil Bilişim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Gülcan Sepin Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Leana Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş

MEBA Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti.

MEDCARE Sağlık Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

MOSİ Tekstil Anonim Şirketi - İrfan Özdeş

SINA Tekstil Ve Konfeksiyon Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Tayra Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

TYH Ulusl. Teks. Paz. San. ve Tic. Aş

Zaroteks Tekstil İnş. Taahhüt İth. İhr. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti

Bronz

Akçakaya Group Tekstil Anonim Şirketi

Antebi Design Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Aydın Scv Tekstil Giyim Anonim Şirketi

Baggi Tekstil İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Barse Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Bartateks Tekstil Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Beoteks Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Betobe Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

BR Mağazacılık Ticaret Anonim Şirketi

Demoteks Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.

ECO Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

EM-Fİ Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Enra Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti.

Eros Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Flaş Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.

GERMATÜRK Spor Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Hoodıe Hoo Responsıble Productıon Tekstil Anonim Şirketi

İmeks Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

İnci Mobilya Malz. Tic. ve San. A. Ş.

İya Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

JK Mağazacılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Kiğılı Giyim Tic. Aş

Mager Tekstil Giyim Gıda İnşaat Turizm Nakliye ve Ticaret Limited Şirketi

Masculını Tekstil Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Mergü Tekstil Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.

MGM Tekstil Sanayi ve Tic.A.Ş.

Modalt Tekstil Konfeksiyon San ve Tic. Ltd. Şti.

Nasteks Tekstil Ürünleri ve Yemek Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.

Orimpex Tekstil Anonim Şirketi

Öz Simge Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Roka Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Ruba Fermuar Ve Pres Döküm Sanayi Anonim Şirketi

Seyfeli Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Sir Hazır Giyim Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Tuline Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Unuvar Tekstil Medikal Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Version Tekstil Turizm Sanayi ve Dış Tic. A. Ş.

Yarda Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Yototeks Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

.