Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi Tersane Art Gallery’de sanatseverlerle buluştu.
1953 Elazığ doğumlu olan sanatçı 1974 yılında Ankara Gazi
Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu ve akademik kariyerini 9 Eylül Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, Sanat Doktorası yaparak tamamladı. 2011’de
profesör olan sanatçı 2019’da emekli olarak Karşıyaka’da açtığı sanat
atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.
Arif Ziya Tunç’un görsel üretimi, disiplinlerarası bir
estetik zeminde yer alır; hem bir akademisyen olarak kuramsal derinlik arayışı
hem de bir sanatçı olarak görsel ifadenin olanaklarını zorlayan bir pratik
barındırır. Bu ikili yönelim, Tunç’un fotoğraf çalışmalarında “özellikle
siyah-beyaz ile renkli fotoğraflarında” ayrımsız bir şekilde iç içe geçer ve
biçim ile düşüncenin arasında köprüler kurar.
Tunç’un siyah-beyaz fotoğrafları, yalnızca geleneksel
tekniklerden beslendiği bir görsel söylem değil; zıtlıklar üzerinden
yabancılaşma ve yoğunlaşma stratejileridir. Siyah ile beyazın kontrastı,
nesnenin kendisinden çok imgenin içsel gerilimini görünür kılar. Bu
fotoğraflarda ışığın dağılımı, gölgelerin örgütlenişi ve tonların ritmi,
izleyiciyi doğrudan dış gerçekliğe değil, imgenin “iç dünyasına” yönlendirir.
Böylelikle deneyim, sadece bakış üzerine kurulmaz; bakış ile duygu arasında bir
“algısal yankı” olarak kendini verir. Bu yaklaşım, fotoğrafı yalnızca görüneni
aktarmaktan çıkarır ve onu bir içsel diyalog nesnesi haline getirir; izleyiciyi
pasif olmaktan çıkarıp düşünsel bir katılımcı konumuna taşır.
Siyah-beyaz fotoğraf, Tunç açısından salt estetik değil aynı
zamanda zihinsel bir tercih olarak da okunabilir: görsel öğrenim ile düşünsel
yoğunlaşmanın kesişim noktası. Bu, Tunç’un fotoğraf teorisine yaklaşımının da
bir yansımasıdır; sanat ve estetiğin felsefi sorgulamasıyla beslenir. Bu
bağlamda siyah-beyazın minimal görünüşü, Tunç’un imgesel kompozisyonlarında
daha karmaşık bir semiyotik alan açar — izleyicinin zihninde motifler arası
ilişkilerin kurulmasına olanak sağlar, dramatik anlatıyı güçlendirir.
Tunç’un renkli fotoğrafları ise başka bir zihinsel alanı
gündeme getirir. Renk, burada yalnızca görsel bir unsur değil; duygusal bir
atmosfer ve dünya algısı oluşturur. “Night & Silence” gibi çalışmalarda
doğanın sessizliğini, bir mekânın tekinsiz sükûtu üzerinden yakalama çabası,
fotoğrafı estetikten duyumsal bir katılım nesnesine dönüştürür. Bu tür
çalışmalar, mavi tonların, sıcak-soğuk ilişkilerinin ve doğal çevrenin
dinginliğinin ritmik bir şekilde resmi bir tartışmaya dönüştüğü alanlardır.
Renk, Tunç’un fotoğraf dilinde insanı çevresiyle
ilişkilendiren bir bağlama dönüşür; izleyiciyi kompozisyonun içine çekerken
aynı zamanda onunla empatik bir yüzleşme yaratır. Bu yaklaşım, onun görsel
üretimini salt teknik bir icra olmaktan çıkarıp duygusal ve fenomenolojik bir
arayışa dönüştürür.
Tunç’un akademik arka planı, fotoğraf çalışmalarını sadece
bir sanat pratiği değil, sistematik bir düşünsel üretim alanı olarak
şekillendirir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde uzun yıllar sürdürdüğü eğitim ve
öğretim hayatı, sanat teorisi, görsel estetik ve eleştirel düşünce arasındaki
ilişkileri eserlerine yansıtır. Özgeçmişinde yer alan bilimsel makaleler ve
ders içerikleri, Tunç’un sadece bir uygulayıcı değil, aynı zamanda fotoğrafın
teorik anlamlarıyla ilgilenen bir araştırmacı olduğunu gösterir.
Bu akademik disiplin, fotoğrafa bakışını iki uç arasında
dengeler: Teknik hakimiyet ile eleştirel kavrayış. Kompozisyon, ışık ve estetik
kavramlarıyla kurduğu ilişki, onun fotoğraflarında kuramsal bir derinlik taşır;
izleyici bu derinliği sezgisel olarak hissetmekle kalmaz, aynı zamanda
fotoğrafın kendi düşünsel bağlamını da sorgular.
Arif Ziya Tunç’un fotoğraf dili, baskıresimle olan kuramsal
ve pratik ilişkiden de güç alır. Baskıresim disiplinindeki leke kullanımı,
biçimsel ritim arayışları ve soyut dışavurumcu eğilimler, fotoğraf eserlerinde
—özellikle soyut veya doğa motifli çalışmalarında— farklı ama ilişkisel bir
şekilde tekrar eder. Bu bağlamda fotoğraf, Tunç için bir “bağımsız estetik
nesne” değil; plastik sanatlar içinde bir diyalog nesnesi olarak yer alır.
Arif Ziya Tunç’un fotoğraf üretimi, akademik ve sanatsal kişiliğinin ayrılmaz bir yansımasıdır. Siyah-beyaz ile renkli fotoğraflar arasındaki geçiş, yalnızca teknik bir tercih değil; düşünsel bir serüvenin görsel haritasıdır. Tunç’un fotoğraf dili, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, düşünmeye ve sorgulamaya davet eder. Fotoğraf, burada dış gerçekliğin betimlenmesi olmaktan çıkar; öznel bir kurgu ve algısal bir alan olarak açığa çıkar.
Bu yüzden, Tunç’un fotoğraf çalışmaları “görsel ürün”
olmanın ötesinde, sanat, düşünce ve varoluşsal algı üzerine bir tartışma
zeminidir. Bu zeminde siyah-beyaz ile renkli fotoğraf arasındaki ilişki,
izleyicinin kavrayışını genişleten bir estetik ve kavramsal genişlemeye
dönüşür.
Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı bu
sergideki çalışmalar, akademik bilgi ile sanatsal sezginin dengeli bir
birlikteliğini ortaya koyar. Fotoğraf, onun pratiğinde tek başına bir amaç
değil; düşüncenin, kültürün ve bireysel belleğin taşıyıcısıdır. Katmanlar,
yalnızca görsel bir yöntem değil; çağdaş insanın parçalı varoluşuna dair
eleştirel bir okumadır.
Bu sergi, izleyiciyi imgeleri tüketmeye değil; onlarla
düşünmeye çağırıyor.
Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi 12
Mayıs 2026 tarihine kadar Karşıyaka Tersane Art Gallery’de ziyarete açık
olacak.
Tersane Art Gallery Adresi: 1662 Street. No:44/1 Karşıyaka /
İzmir
www.arifziyatunc.com
İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder