27 Şubat 2026

BUVAK’tan Ramazan Çağrısı


Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı Ramazan ayında yapılan zekât ve fitre bağışlarının Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde özellikle kanser hastalıklarıyla mücadele eden çocukların tedavi masrafları ile temel ihtiyaçlarında kullanıldığını vurguluyor.

Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan mübarek Ramazan ayında yapılacak mali ibadetler hususunda bağışçılara çağrı yapan Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı (BUVAK) “Bugün uzattığınız yardım eli, yarın bir çocuğun hayatındaki en büyük dönüşümün başlangıcı olabilir” dedi.

BUVAK Başkanı Dr. Ülkü Belkıs Karlı “Dr. Behçet Uz Çocuk hastanesi son derece iyi yetişmiş hekimleri, teknik donanımı ile tüm Türkiye’ye kaliteli bir sağlık hizmeti sunmaktadır. Hastanemize gelen çocuklarımızın ailelerinin mali durumu genellikle çok kötüdür. Hasta çocuklarımıza ve ailelerine gıda, yiyecek, bez, cihaz, ilaç yardımı için vakfımız hiç durmadan çalışmaktadır. Tek gelirimiz siz değerli bağışçılarımızdır. Hastanemizde tedavi gören çocuklarımıza destek olmamız için yardımlarınızı bekliyoruz” diye konuştu.

Nasıl Bağış Yapılabilir?

Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı (BUVAK)’a destek olmak isteyen vatandaşlar

Finansbak; TR94 0011 1000 0000 0036 0252 95

İş Bankası; TR74 0006 4000 0013 4200 3482 57

Ziraat Bankası; TR80 0001 0013 3308 1467 9650 01

Vakıfbank; TR37 0001 5001 5800 7292 2842 88

TEB; TR91 0003 2000 0000 0104 1143 97

Hesapları üzerinden işlemlerini gerçekleştirebilir.

Tel; 0232 441 3551 Gsm; 0530 435 1812

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

26 Şubat 2026

Üretici Hasan Karadiken; Tüketicilerimizin bize destek olması önemli


Kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerel üretimi teşvik etmek amacıyla birçok köyde üretici köylüler kendi ürünlerini kurdukları stantlarda satışa sunuyor.

Köy meydanlarında ve ilçe pazarlarında kurulan bu stantlar, hem üreticilere ek gelir sağlıyor hem de vatandaşların doğal ve taze ürünlere ulaşmasına imkan tanıyor.


Kendi yetiştirdikleri sebze, meyve, zeytin, zeytinyağı, peynir, reçel ve ev yapımı ürünleri satışa sunan köylüler, ürünlerinin tamamen doğal olduğunu belirtiyor. Üretici köylülerden Hasan Karadiken “Standımızdaki her şey kendi üretimlerimiz. Yolu Ildırı’dan geçen herkese ürünlerimizi tattırıyoruz. Tüketicilerimizin bize destek olması çok önemli. Taze sağlıklı ve geleneksel tatları keşfetmek için stantlarımızı ziyaret etmeye bekliyoruz” dedi.

Doğma büyüme Çeşme Ildır’lı olan Karadiken, standını ziyaret eden müşterileri ile yakından ilgilenerek ürünleri hakkında tek tek bilgi veriyor ve tadım yaptırıyor.

Üretici Hasan Karadiken, ürünlerinin ilgi gördüğünü söyleyerek şu ifadelere yer verdi;


Katkısız ve doğal gıdalara olan talep arttı. Vatandaşlar, üreticiden doğrudan alışveriş yapmayı tercih ediyor. Ben de Çeşme’nin yöresel tatlarını standımda satıyorum. 12 ay boyunca kendimin ve eşimin imal ettiği ürünleri satışa sunuyorum. Özellikle aşk reçelimiz ilgi görüyor. Aşk reçelini sosu ile yiyenler “Aşık Olur” diyorum. Reçelin tadını sosu çok daha güzel yapıyor.

Reçel çeşitlerimiz mevcut

Limon ve portakal karışımından “Lipo” ismini koyduğum reçelim, zerdeçallı mandalina karışımı reçel, karadut reçeli, kabak reçeli, mandalin reçeli, enginar reçeli gibi çok çeşitlerimiz mevcut.

Ildır’da yetişen enginarlar sodalı suyundan yetiştiği için çok lezzetlidir. Enginar reçelinin ve kendim ürettiğim karışımları kendim yaptığım hepsine farklı isimler verdiğim lezzetlerin tadına bakmak için yolu Ildır’dan geçen herkesi davet ediyorum.

Geleneksel lezzetleri devam ettiriyorum

Benim ailem Selanik göçmeni. Şişarka ile Lutenisa lezzetlerini kavanozlarda satıyoruz. Selanik göçmenlerinin iyi bildiği bu lezzetleri biz kahvaltıda kullanırız. Acı ve tatlı biberlerden yapıyoruz. Meze olarak ta kullanıyoruz.
Dağlardan topladığım çiçeklerden kolonya çeşitleri de üretiyorum. İğde çiçeği, zeytin çiçeği, limon çiçeği, karabaş ve lavanta çiçeklerini işlemden geçirip 3-5 ay kadar bekleterek hazırlıyorum. İğde ve limon çiçeği karışımı kolonyası, karabaş kolonyası gibi birçok çeşit kolonyayı küçük şişelerde çantalar da kolayca taşınabilir şekilde satışa sunuyorum.


Soğuk sıkım zeytinyağı, eşimin ürettiği turşular, kahvaltılık zeytinyağı içinde kuru domates, kuru biber, atom, çok acı olana piskopat ismini verdiğimiz lezzetlerden bazıları.

Kış mevsiminde köyümüz çok sakindir. Stant açan çok olmaz. Ben dağlarda ot veya çiçek toplamaya çıkmadığım her gün standımı açarım. Evim hemen karşıda. Mayıs ayından sonra hareketlilik başlar. Tüm stantlar açılmaya başlar.

Ekonomik kriz en çok bizleri etkiledi. İnsanlar bakıp fiyat sorup hiçbir şey almadan gidiyor. Bizim ürettiğimiz her şey zamlandı. Ürünü eklemek için aldığımız kavanoz, şişe, saklama kapları, poşet her şey zamlandı. Biz de ürettiğimiz ürünlere zam yapmak zorunda kalıyoruz. Bu da alıcı için fazla geliyor. Elimizden geldiğince fiyatları düşük tutmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

25 Şubat 2026

Yaratıcı Yıkım Çağında EGİAD’dan Güçlü Hamle


Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasında hızlanan teknolojik ve yapısal dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle ele almak amacıyla yeni bir etkinlik serisini hayata geçirdi.

EGİAD Dönüşüm Sahnesi adıyla başlatılan bu yeni konsept; dönüşümü yöneten liderleri, ilham veren hikâyeleri ve geleceğe ışık tutan vizyonları iş dünyasıyla buluşturmayı hedeflemekte.

EGİAD, 35 yılı aşkın kurumsal birikimiyle; iş dünyasında dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm ekseninde stratejik düşünce üretmeye ve üyelerini geleceğe hazırlamaya devam etmekte. Dönüşüm Sahnesi, bu vizyonun yeni bir yansıması olarak; iş dünyasını yalnızca bugüne değil, geleceğe de hazırlayan bir etkileşim platformu olmayı hedeflemekte. Serinin ilk etkinliği, Türkiye Bilişim Vakfı liderliğinde geliştirilen n360 Yapay Zekâ Platformunun kurucu isimlerinden, iş dünyası ve sivil toplum alanının vizyoner liderlerinden Faruk Eczacıbaşı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu koordinasyonunda düzenlenen etkinlik, 25 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 13.30’da İzQ İnovasyon Merkezi’nde yapıldı.

Dönüşümün Yeni Sahnesi: İlham, Strateji ve Gelecek

EGİAD Dönüşüm Sahnesi; yalnızca bir etkinlik serisi değil, iş dünyasının değişen dinamiklerini anlamaya, tartışmaya ve birlikte üretmeye yönelik bir liderlik platformu olarak kurgulanmakta. Teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik, yeni ekonomi ve liderlik başlıklarının ele alınacağı bu sahne; üyeler için güçlü bir öğrenme ve etkileşim alanı oluşturmayı amaçlamakta.

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, n360 Teknoloji A.Ş. Kurucu Ortakları Emre Çubukçu, Cem Leon Menase’nin katıldığı etkinlik, EGİAD Başkan Vekili ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. İzmir protokolünün de yer aldığı organizasyonun açılış konuşmasını ise EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı yaptı.

Oyunu Yeniden Yazan Bir İş Dünyası

İçinde bulunulan dönemin sıradan bir değişim dönemi olmadığını artık dönüşümün bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu dile getiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, “İnsanlık tarihinde nadiren karşılaşılan ölçekte bir kırılma çağından geçiyoruz. Dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi, yeni üretim modelleri, değişen iş gücü yapısı ve toplumsal beklentiler… Tüm bu başlıklar bize tek bir gerçeği söylüyor: Artık dönüşüm bir tercih değil, bir zorunluluktur. İşte bu nedenle EGİAD olarak 18. Yönetim Dönemimizin stratejik merkezine Üçüz Dönüşüm yaklaşımını yerleştirdik: Dijital Dönüşüm, Yeşil Dönüşüm, Toplumsal Dönüşüm. Bizler bu dönüşümü yalnız takip eden değil, yön veren bir nesil olmak istiyoruz. Tribünde oturan değil, sahaya çıkan… Dayatılan kurallara uyum sağlayan değil, oyunu yeniden yazan bir iş dünyası vizyonunu savunuyoruz.” dedi.

Yaratıcı Yıkım

Çok kritik bir kavramdan daha söz eden EGİAD Başkanı Özhelvacı, "Yaratıcı Yıkım" kavramına değinerek, “Ekonomist Joseph Schumpeter’in ortaya koyduğu “Yaratıcı Yıkım” kavramı bugün hiç olmadığı kadar anlam kazanıyor. Eski iş modelleri yıkılıyor. Yeni sektörler doğuyor. Beceriler yeniden tanımlanıyor. Yapay zekâ, büyük veri ve otomasyon yalnız teknolojik araçlar değildir; ekonomik sistemlerin yeniden tasarlandığı bir dönemin habercisidir. PwC’nin analizlerine göre yapay zekâ 2030 yılına kadar dünya ekonomisine 15,7 trilyon dolar katkı sağlayacak. Dünya Ekonomik Forumu ise önümüzdeki yıllarda mevcut iş gücü becerilerinin yaklaşık %40’ının dönüşeceğini ifade ediyor. Bu nedenle EGİAD olarak yürüttüğümüz “Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir – Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı” Think Tank çalışmasıyla, İzmir’in gelecekteki ekonomik ve insan kaynağı haritasını bugünden düşünmeye çalışıyoruz. Biz bu dönüşümü bir tehdit olarak değil, büyük bir sıçrama fırsatı olarak görüyoruz. İşte bugün açılışını yaptığımız ‘EGİAD Dönüşüm Sahnesi’, bu yaratıcı yıkımı yönetme kararlılığının somut bir tezahürü olarak doğdu. Amacımız; Türk iş dünyasının öncü liderlerini, gerçek dönüşüm hikâyelerini ve gelecek vizyonlarını üyelerimizle yüz yüze buluşturmaktır.” diye konuştu.


İş dünyasındaki dönüşümün artık yalnızca uzun akademik raporlarda, parlak sunumlarda kalan bir hedef değil; vizyon, cesaret ve doğru liderlikle sahada, bizzat şirketlerin kalbinde hayata geçirilmesi gereken zorlu bir yolculuk olduğunu dile getiren Özhelvacı şöyle konuştu: “Amacımız; bu sahnede Türk iş dünyasının öncü liderlerini, onların içinde bulunduğumuz dönüşümlere yönelik hayata geçirdikleri başarılı projeleri, yani gerçek dönüşüm hikâyelerini ve gelecek vizyonlarını siz değerli üyelerimizle yüz yüze buluşturmaktır. İstiyoruz ki, bir liderlik okulu olan EGİAD’ın bu yeni sahnesi; ufkumuzu açan, bize ilham veren, ezberlerimizi bozan ve şirketlerimizi dönüştüren muazzam bir etkileşim ve enerji merkezi olsun.”

Yapay Zekâ Çağında Stratejik Karar Alma: n360 Modeli

Etkinlik kapsamında, n360 Teknoloji A.Ş. kurucu ortakları tarafından gerçekleştirilen sunumda; yapay zekâ destekli yeni nesil uzmanlık ve araştırma platformu olan n360’ın iş dünyasına sunduğu stratejik katkılar kapsamlı biçimde ele alındı.

Türkiye Bilişim Vakfı çatısı altında geliştirilen ve yapay zekâ destekli analizlerle uzman görüşlerini buluşturan n360; kurumların karar alma süreçlerine hız, derinlik ve güven kazandırmayı hedefleyen yenilikçi bir model olarak öne çıkmakta. Platform; Stratejik sorular için doğru uzmanlara hızlı erişim, Yapay zekâ destekli bütüncül analiz ve raporlama, Kurumlara özel AI strateji danışmanlığı gibi hizmetlerle, iş dünyasında bilgiye erişim ve karar alma biçimlerini dönüştürüyor.

Küresel Uzman Ağı ve Yeni Nesil Bilgi Ekonomisi

n360, ABD merkezli Enquire AI iş birliği sayesinde küresel ölçekte binlerce uzmana erişim sağlayarak Türk iş dünyasını uluslararası bilgi ağıyla buluşturmakta. Platform, danışmanlık süreçlerini dijitalleştirmenin ötesine geçerek bilgi üretimini demokratikleştiren yeni nesil bir yapı sunmakta.

Liderlik Boyutu: Dönüşümü Yöneten Zihinler

Programın ikinci bölümünde gerçekleşen EGİAD Dönüşüm Sahnesi oturumunda, Türk iş dünyasında dönüşümün liderlik boyutu, teknoloji ve insan odaklı dönüşümün kesişimi, İlham veren deneyimler ve gelecek öngörüleri başlıkları ele alındı.  Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı etkinlikte yaptığı sunumda, günümüz dünyasında başarının artık yalnızca büyüklükle değil, doğru ağları kurabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü belirterek, “n360, insan deneyimini yapay zekânın hızıyla birleştirerek kurumların daha güvenilir, veri temelli ve stratejik kararlar almasına olanak tanıyor” dedi.

Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı, teknolojinin hızlandırdığı küresel dönüşümün yalnızca ekonomik değil, zihinsel ve paradigmatik bir kırılma yarattığını söyledi. Her ülkenin kendine özgü kültürel ve coğrafi dinamikleri bulunduğunu ancak küresel ölçekte yüzde 20-30 oranında kök sorunların ortaklaştığını vurgulayan Eczacıbaşı, teknolojinin bu ortak meseleleri daha görünür hale getirdiğini ifade etti.

Başarı Artık Büyüklükte Değil, Ağ Kurma Kapasitesiyle Ölçülüyor

Günümüz dünyasında başarının yalnızca ölçekle değil, doğru ağlara entegre olabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü söyleyen Eczacıbaşı, kripto para ekosisteminden yapay zekâya kadar birçok başlığın finans, hukuk ve iş yapma biçimlerini kökten dönüştürdüğünü belirtti. “Yeni model çıktığı anda dünyanın her yerinde uygulanabilir durumda. Artık yeni bakış açısı var olmanın temel koşulu” diyen Eczacıbaşı, kurumların ve şirketlerin bu dönüşümü doğru organize etmesi gerektiğini dile getirdi. Teknolojiyi Arşimet’in kaldıracına benzeten Eczacıbaşı, “Bu kaldıraç artık herkesin elinde. Nasıl kullanacağımız belirleyici olacak” ifadelerini kullandı.

Savaş Dili Yerine Yeni Bir Paradigma

Kendi kuşağının sorunları çözerken daha çok “savaş dili” üzerinden hareket ettiğini belirten Eczacıbaşı, bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi. Yeni dönemde gençlerin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan Eczacıbaşı, küresel bakış açısının zorunluluğuna dikkat çekti. Eczacıbaşı, “Yeni bir model geliştireceksek bu yalnızca bize özgü olmamalı. Konuları kendi ekosistemimizin sınırlarından çıkarıp dünya çapında değerlendirebilmeliyiz” dedi. Eczacıbaşı, beyin göçünün artık tek yönlü bir mesele olmadığını, küresel ölçekte yeniden şekillendiğini dile getirdi. Eczacıbaşı, “Doğru bir şey yapıyorsanız, o dünyanın her yerinde geçerli olabilmeli. Yeni pusulalara ihtiyacımız var. Manifestomuz dünyanın sürdürülebilirliği olmalı” diye konuştu.

Unutmayı Beceremeyen Dönüşemez

Değişimin önündeki en büyük engellerden birinin nostalji olduğunu savunan Eczacıbaşı, “Nostaljiden nefret ediyorum. Unutmayı becerebilmek lazım” ifadelerini kullandı. Son 30 yıldaki hızlanmış dönüşüme dikkat çeken Eczacıbaşı, davranış biçimlerinin ve reflekslerin de değişmesi gerektiğini belirtti. Türkiye Bilişim Vakfı’nın hedefinin yeni modeller kurmak olduğunu söyledi.

Ege'nin Kobileri Kendini Yedirmemeli

Sanayi döneminin “fabrikatör” anlayışının artık değer üretmenin tek yolu olmadığını vurgulayan Eczacıbaşı, bugünün ekonomisinde küçük ama çevik yapıların daha avantajlı olduğunu vurguladı. Ege'nin KOBİ ağırlıklı yapısı ile küçük ama hızlı balık olması gerektiğine vurgu yapan Eczacıbaşı, “Kendi işinizi çok iyi yaparak büyümeye odaklanın. Ama aynı zamanda güçlü ağlara entegre olmayı başarmak zorundasınız. Yeni dönemin rekabet anlayışı, küresel bütün içinde kendi gücünden pay alabilme yeteneğiyle şekillenecek. Dolayısıyla şirketlerinizin, kendi güçlü kaslarına odaklanması gerekiyor" dedi.












İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

24 Şubat 2026

Mobilya sektörünün prestijli buluşması gün sayıyor


İZFURNEX 2026 öncesinde sektör temsilcileri güç birliği mesajı verdi. Yerli üreticiler, hem ulusal hem de uluslararası arenada yeni başarı hikayeleri oluşturmak için gün saymaya başladı. Türkiye mobilya sektörü, 25–29 Mart’ta Fuar İzmir’de düzenlenecek bu fuarla tarih yazmaya hazırlanıyor.

İzmir Mobilya Fuarı İZFURNEX 2026, Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen tanıtım toplantısıyla basının yoğun ilgisini çekti. Toplantıya sektör temsilcileri ve çok sayıda medya mensubu katılırken, fuarın vizyonu, hedefleri ve hazırlık süreci detaylı bir şekilde paylaşıldı. EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer ile İzmir Ticaret Odası Mobilya Grubu Meclis Üyesi Nevzat Artkıy, sunumlarında fuarın Ege Bölgesi ve Türkiye mobilya sektörü için stratejik bir platform niteliği taşıyacağını vurguladı.

Profesyoneller buluşacak

İzmir Mobilya Fuarı İZFURNEX 2026’nın yerli mobilya üretim gücünü, tasarım vizyonunu ve ihracat kararlılığını dünyaya açacak bir vitrin niteliğinde olacağını vurgulayan EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, “Mobilya ve dekorasyon sektörünün prestijli buluşma noktalarından biri olma hedefiyle yola çıkan İZFURNEX’i, sektörümüzün güçlü paydaşlarının desteğiyle hayata geçiriyoruz. İzmir Mobilyacılar Odası, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçı Birlikleri başta olmak üzere sektör derneklerimizin katkılarıyla düzenlediğimiz bu fuar, yerli ve yabancı binlerce profesyoneli aynı çatı altında buluşturacak.

Türk mobilya sektörü, 200’ün üzerinde ülkeye ihracat yapan, yüzde 80 yerlilik oranına sahip ve yıllık 4 milyar dolar dış ticaret fazlası veren güçlü bir yapıya ulaştı. İZFURNEX, özellikle Ege Bölgesi ve İzmirli üreticilerimiz için ticari büyümenin ötesinde, küresel marka olma yolunda stratejik bir sıçrama noktası olacak.

Fuar boyunca oturma gruplarından yatak odalarına, ofis mobilyalarından çocuk ve genç odalarına, bahçe mobilyalarından dekoratif tamamlayıcılara uzanan geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. 150’nin üzerinde katılımcı ve yaklaşık 300 marka, Fuar İzmir B Holü’nde ziyaretçilere tüm stantlarla etkileşim imkânı sunacak özel bir deneyim yaşatacak” dedi.

Markalaşma fırsatı

İZFURNEX’de sergilenen her tasarımın sektörün aynası olacağına değinen Baykal, “Fuar, yeni iş birliklerinin doğduğu, ihracat kapılarının açıldığı ve markalarımızın küresel ölçekte büyüme fırsatı yakaladığı güçlü bir merkez olacak. Küçük esnafımız için özel protokollerle pozitif ayrımcılık sağladık. Uluslararası ve yurt içi ziyaretçiler için ulaşım, konaklama ve koordinasyon çalışmalarımız sürüyor; rezervasyonlar hızla artıyor. İZFURNEX 2026, emeğin tasarımla buluştuğu, üretimin vizyonla taçlandığı güçlü bir sahne olacak ve Ege’nin üretim enerjisi ile İzmir’in fuarcılık birikimiyle sektörde kalıcı bir iz bırakacak” ifadelerini kullandı.

Stratejik bir fuar

İzmir’in mobilya sektöründeki üretim kapasitesi, tasarım kabiliyeti ve ihracat potansiyelinin somut bir göstergesinin İZFURNEX olacağına dikkati çeken İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, “Fuarımızda, yurt içi ve yurt dışından gelecek alıcı heyetleri, sektör profesyonelleri ve yatırımcılar, İzmirli üreticilerimizin en yeni koleksiyonlarını, modern tasarımlarını ve dünya trendlerine yön veren modellerini yakından görebilecek. Yenilikçi çizgiler, fonksiyonel çözümler ve estetik anlayışla üretilen mobilyalar, Türkiye’nin global pazardaki rekabet gücünü daha da artıracak. İZFURNEX, yalnızca büyük firmaların değil, emeğini ve sanatını yoğun kullanan küçük esnafın da kendine yer bulduğu, sektörün tüm dinamiklerini bir araya getiren stratejik bir platform olacak. Küçük esnaf, bilgi, üretim gücü ve pazarlama potansiyelini geliştirdikçe, sektörümüzün geleceği daha sağlam temeller üzerine kurulacak. İzmir mobilyasının kalite, zarafet ve yenilikçi ruhunu temsil eden fuar, şehrimizin uluslararası ticaretteki iddiasını güçlendirecek önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.

Ekonomiye güç katacak

Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, “Ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemler, aslında fırsatlar da taşır. Dünyanın önde gelen fuarlarının zorlandığı bu tabloda, EFR Fuarcılık İzmir ve Ege mobilyasını ulusal ve uluslararası pazarlara taşımak için cesur bir adım attı. Biz sektör paydaşları olarak bu vizyonun arkasındayız; çünkü üreticimizin emeği, tasarım gücümüz ve pazarlama kabiliyetimiz çok daha büyük bir değeri hak ediyor. Bu fuar, yalnızca firmalarımıza değil, İzmir’in ticaretine ve Türkiye ekonomisine de güç katacaktır. Zor zamanlarda atılan doğru adımlar, yarına sağlam izler bırakır” diye konuştu.

Fuar sektörün aynası

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mobilya Grubu Meclis Üyesi Nevzat Artkıy, “İzmir Mobilya Fuarı’nın her yıl büyüyerek yoluna devam edeceğine inanıyoruz. Bu fuar, Türk mobilyacısının, yerli üreticimizin fuarı; sektörün aynası, emeğin vitrini ve ortak gücümüzün yansımasıdır. Mobilya sektörü için fuarlar adeta bir bayramdır; firmalarımız emeğini ve tasarımlarını gururla sergiler. İzmir Ticaret Odası olarak stant desteğimizi artırıyor, yurt içi ve yurt dışı fuar ziyaretleriyle üyelerimizin vizyonunu genişletmek ve yeni fırsatlar sunmak için çalışıyoruz. Fuarlar, gelişim ve dayanışmanın en güçlü zemini” dedi.

İzmir Modern /  Nurten ÖĞÜT

23 Şubat 2026

Barbaros’un Kalbinde Üç Kuşaklık Miras: “Emel Hanım” Hikayesi


İzmir’in Urla ilçesine bağlı Barbaros Köyü, son yıllarda hem doğal dokusu hem de kültürel değerleriyle dikkat çeken önemli turizm noktalarından biri haline geldi. “Turizm Köyü” unvanıyla da öne çıkan köyde, üç kuşağın emeğiyle kurulan “Emel Hanım” isimli butik işletme, ziyaretçilere samimi ve köklü bir deneyim sunuyor.

Henüz 22 yaşında olan genç işletmeci, ailesinden devraldığı mirası yaşatmanın heyecanını yaşıyor. İşletmenin adı olan “Emel Hanım”, ailenin temelini oluşturan babaannenin ismini taşıyor. Babaanneden kalan toprak üzerinde, babanın hayaliyle kurulan butik otel bugün üç kuşağın ortak emeğiyle ayakta duruyor. Ailenin en büyüğü Emel Hanım ise halen yaşamını sürdürerek deneyimi ve tarifleriyle işletmeye katkı sunmaya devam ediyor.


Beş odalı butik otel ve yaklaşık 50 kişilik restoranıyla hizmet veren işletme, misafirlerine ticari bir işletmeden çok “ev sıcaklığı” sunmayı amaçlıyor. Aile, kapıdan giren herkesi müşteri değil, misafir olarak gördüklerini vurgularken, sofralarında kendi yedikleri yemekleri paylaşarak doğal ve içten bir deneyim yaşatıyor.


İşletmenin mutfağında ise kadın emeği ön planda. Anne ve üniversiteye hazırlanan 18 yaşındaki kız kardeş, mutfağın en önemli destekçileri arasında yer alıyor. Genç kuşağın dokunuşlarıyla geleneksel tarifler harmanlanırken, ortaya özgün lezzetler çıkıyor.


Barbaros Köyü’nün simgelerinden biri haline gelen Oyuk Festivali de bu hikâyenin önemli bir parçası. Geçmişte tarlaları korumak için yapılan korkulukların (oyukların), bugün köy meydanında sergilenmesiyle düzenlenen festival, köye dönüşün ve toprağa sahip çıkmanın sembolü olarak görülüyor. Genç işletmeci ve kardeşi de bu çağrıya kulak vererek şehir yerine köyde yaşamayı tercih eden isimler arasında yer alıyor.


Öte yandan Barbaros’ta kadın girişimciliğinin yaygın olması dikkat çekiyor. Köydeki birçok işletmenin kadınlar tarafından yönetilmesi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan güçlü bir dayanışma örneği sergiliyor. Bu durum, köyün düzeni ve samimi atmosferine de doğrudan yansıyor.

Genç yaşına rağmen sorumluluğun bilincinde olan işletmeci, her gün yeni şeyler öğrenerek misafirleriyle birlikte büyüdüğünü ifade ediyor. Barbaros’un kalbinde yer alan “Emel Hanım”, sadece bir konaklama noktası değil; geçmişi, bugünü ve geleceği bir araya getiren yaşayan bir aile hikayesi olarak öne çıkıyor.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

18 Şubat 2026

Sanatta 53 yıl - Arif Ziya Tunç


Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi Tersane Art Gallery’de sanatseverlerle buluştu.

1953 Elazığ doğumlu olan sanatçı 1974 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu ve akademik kariyerini 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, Sanat Doktorası yaparak tamamladı. 2011’de profesör olan sanatçı 2019’da emekli olarak Karşıyaka’da açtığı sanat atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Arif Ziya Tunç’un görsel üretimi, disiplinlerarası bir estetik zeminde yer alır; hem bir akademisyen olarak kuramsal derinlik arayışı hem de bir sanatçı olarak görsel ifadenin olanaklarını zorlayan bir pratik barındırır. Bu ikili yönelim, Tunç’un fotoğraf çalışmalarında “özellikle siyah-beyaz ile renkli fotoğraflarında” ayrımsız bir şekilde iç içe geçer ve biçim ile düşüncenin arasında köprüler kurar.

Tunç’un siyah-beyaz fotoğrafları, yalnızca geleneksel tekniklerden beslendiği bir görsel söylem değil; zıtlıklar üzerinden yabancılaşma ve yoğunlaşma stratejileridir. Siyah ile beyazın kontrastı, nesnenin kendisinden çok imgenin içsel gerilimini görünür kılar. Bu fotoğraflarda ışığın dağılımı, gölgelerin örgütlenişi ve tonların ritmi, izleyiciyi doğrudan dış gerçekliğe değil, imgenin “iç dünyasına” yönlendirir. Böylelikle deneyim, sadece bakış üzerine kurulmaz; bakış ile duygu arasında bir “algısal yankı” olarak kendini verir. Bu yaklaşım, fotoğrafı yalnızca görüneni aktarmaktan çıkarır ve onu bir içsel diyalog nesnesi haline getirir; izleyiciyi pasif olmaktan çıkarıp düşünsel bir katılımcı konumuna taşır.

Siyah-beyaz fotoğraf, Tunç açısından salt estetik değil aynı zamanda zihinsel bir tercih olarak da okunabilir: görsel öğrenim ile düşünsel yoğunlaşmanın kesişim noktası. Bu, Tunç’un fotoğraf teorisine yaklaşımının da bir yansımasıdır; sanat ve estetiğin felsefi sorgulamasıyla beslenir. Bu bağlamda siyah-beyazın minimal görünüşü, Tunç’un imgesel kompozisyonlarında daha karmaşık bir semiyotik alan açar — izleyicinin zihninde motifler arası ilişkilerin kurulmasına olanak sağlar, dramatik anlatıyı güçlendirir.

Tunç’un renkli fotoğrafları ise başka bir zihinsel alanı gündeme getirir. Renk, burada yalnızca görsel bir unsur değil; duygusal bir atmosfer ve dünya algısı oluşturur. “Night & Silence” gibi çalışmalarda doğanın sessizliğini, bir mekânın tekinsiz sükûtu üzerinden yakalama çabası, fotoğrafı estetikten duyumsal bir katılım nesnesine dönüştürür. Bu tür çalışmalar, mavi tonların, sıcak-soğuk ilişkilerinin ve doğal çevrenin dinginliğinin ritmik bir şekilde resmi bir tartışmaya dönüştüğü alanlardır.

Renk, Tunç’un fotoğraf dilinde insanı çevresiyle ilişkilendiren bir bağlama dönüşür; izleyiciyi kompozisyonun içine çekerken aynı zamanda onunla empatik bir yüzleşme yaratır. Bu yaklaşım, onun görsel üretimini salt teknik bir icra olmaktan çıkarıp duygusal ve fenomenolojik bir arayışa dönüştürür.

Tunç’un akademik arka planı, fotoğraf çalışmalarını sadece bir sanat pratiği değil, sistematik bir düşünsel üretim alanı olarak şekillendirir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde uzun yıllar sürdürdüğü eğitim ve öğretim hayatı, sanat teorisi, görsel estetik ve eleştirel düşünce arasındaki ilişkileri eserlerine yansıtır. Özgeçmişinde yer alan bilimsel makaleler ve ders içerikleri, Tunç’un sadece bir uygulayıcı değil, aynı zamanda fotoğrafın teorik anlamlarıyla ilgilenen bir araştırmacı olduğunu gösterir.

Bu akademik disiplin, fotoğrafa bakışını iki uç arasında dengeler: Teknik hakimiyet ile eleştirel kavrayış. Kompozisyon, ışık ve estetik kavramlarıyla kurduğu ilişki, onun fotoğraflarında kuramsal bir derinlik taşır; izleyici bu derinliği sezgisel olarak hissetmekle kalmaz, aynı zamanda fotoğrafın kendi düşünsel bağlamını da sorgular.

Arif Ziya Tunç’un fotoğraf dili, baskıresimle olan kuramsal ve pratik ilişkiden de güç alır. Baskıresim disiplinindeki leke kullanımı, biçimsel ritim arayışları ve soyut dışavurumcu eğilimler, fotoğraf eserlerinde —özellikle soyut veya doğa motifli çalışmalarında— farklı ama ilişkisel bir şekilde tekrar eder. Bu bağlamda fotoğraf, Tunç için bir “bağımsız estetik nesne” değil; plastik sanatlar içinde bir diyalog nesnesi olarak yer alır.

Arif Ziya Tunç’un fotoğraf üretimi, akademik ve sanatsal kişiliğinin ayrılmaz bir yansımasıdır. Siyah-beyaz ile renkli fotoğraflar arasındaki geçiş, yalnızca teknik bir tercih değil; düşünsel bir serüvenin görsel haritasıdır. Tunç’un fotoğraf dili, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, düşünmeye ve sorgulamaya davet eder. Fotoğraf, burada dış gerçekliğin betimlenmesi olmaktan çıkar; öznel bir kurgu ve algısal bir alan olarak açığa çıkar.


Bu yüzden, Tunç’un fotoğraf çalışmaları “görsel ürün” olmanın ötesinde, sanat, düşünce ve varoluşsal algı üzerine bir tartışma zeminidir. Bu zeminde siyah-beyaz ile renkli fotoğraf arasındaki ilişki, izleyicinin kavrayışını genişleten bir estetik ve kavramsal genişlemeye dönüşür.

Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı bu sergideki çalışmalar, akademik bilgi ile sanatsal sezginin dengeli bir birlikteliğini ortaya koyar. Fotoğraf, onun pratiğinde tek başına bir amaç değil; düşüncenin, kültürün ve bireysel belleğin taşıyıcısıdır. Katmanlar, yalnızca görsel bir yöntem değil; çağdaş insanın parçalı varoluşuna dair eleştirel bir okumadır.

Bu sergi, izleyiciyi imgeleri tüketmeye değil; onlarla düşünmeye çağırıyor.

Arif Ziya Tunç’un 53 yıllık birikiminin yer aldığı sergi 12 Mayıs 2026 tarihine kadar Karşıyaka Tersane Art Gallery’de ziyarete açık olacak.

Tersane Art Gallery Adresi: 1662 Street. No:44/1 Karşıyaka / İzmir

www.arifziyatunc.com

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

16 Şubat 2026

“İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenlendi


Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 2025 yılında 1 milyar 268 milyon dolarlık ihracatının yüzde 75’ini gerçekleştiren 2 milyon dolar ve üzeri ihracat yapan 67 üyesi için “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenledi.

Ödül töreninde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, konfeksiyon sektöründe son 3 yılda ihracatta yaşanan 4,4 milyar dolarlık erimeye rağmen 12 milyar dolar cari fazla verdiğini, üretim ve ihracatta Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürdüğünü dile getirdi. Gültepe, “Sadece bu rakam bile hazır giyimin ülke ekonomisi için önemini gösteriyor. Dolayısıyla hazır giyime ve tüm sektörlerimize gözümüz gibi bakmalıyız. Hiçbir sektörden vazgeçmemeliyiz.  Hiçbir sektörümüzü feda edemeyiz” şeklinde konuştu.

Büyümenin yarısı ihracatta gelmeli

Sağlıklı ve sürdürebilir ekonomik büyümenin üretim ve ihracatla sağlanabileceğine inandıklarını vurgulayan Gültepe şöyle devam etti; “Ekonomimiz yüzde beş büyüdüyse bunun yarısı ihracattan gelmeli” diyoruz. Ancak bugün çok farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Net ihracat bir yıldır Türkiye’nin büyümesine katkı vermiyor. Tam aksine aşağıya çekiyor. Evet 2025’te ihracatımız yüzde 4,5 arttı. Mal ihracatında 273,4 milyar dolarla en yüksek yıllık değere ulaştık. Hizmet ihracatıyla birlikte 396 milyar doların üzerine çıktık. Ama tüm bu veriler, işlerin yolunda gittiği anlamına gelmiyor. Aksine alarmın rengi gittikçe kırmızıya dönüyor. Çünkü hazır giyim başta olmak üzere birçok sektörümüz oyundan düşüyor.”

Ocak ayında nefesimiz kesildi

2025’te ihracatı otomotiv, kimya, savunma sanayi ve mücevher sektörlerinin domine ettiğinin altını çizen Gültepe, “Daha doğrusu bu sektörlerdeki 5 firmamızla artı yazdık. Ayrıca parite 5,4 milyar dolar gibi çok önemli bir katkı verdi. 2026’nın ilk ayında ise deyim yerindeyse nefesimiz kesildi. Pariteden gelen 1,1 milyar dolarlık katkıya rağmen ocak ayını yüzde 3,9 ekside tamamladık. Geçen ay 26 sektörümüzden sadece 10’u ihracatını artırabildi. Çünkü ihracatı tabana yayamıyoruz. Zayıflayan sektörleri ayağa kaldıramıyoruz” tespitinde bulundu.

İhracatımızın rekabetçiliğini koruması için sağlanan desteklere dikkati çeken TİM Başkanı Gültepe şöyle devam etti: “Yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği var. İstihdam desteği 3 bin 500 liraya, Asgari ücret desteği 1.270 liraya çıkarıldı. İhracat ailemiz adına teşekkür ediyoruz. Ama mevcut koşullarda bu desteklerin yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Döviz dönüşüm desteği en az yüzde 8’e, İstihdam desteği 6000 liraya, Asgari ücret desteği de 2500 liraya çıkarılmalı. Biz imtiyaz istemiyoruz. Alacağımız desteğin kat ve kat fazlasını bu ülkeye vereceğimizden eminiz.  Nitekim önceki yıllarda verdik yine veriyoruz. Hazır giyim bunun en canlı örneği. Bakın hazır giyim ihracatımız üç yılda 4,4 milyar dolar daraldı. 235 bin istihdam kaybı yaşadık. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen 2025’te 12 milyar doları aşan bir cari fazlamız var. Sadece bu rakam bile hazır giyimin ülke ekonomisi için önemini gösteriyor. Dolayısıyla hazır giyime ve tüm sektörlerimize gözümüz gibi bakmalıyız. Hiçbir sektörden vazgeçmemeliyiz.  Hiçbir sektörümüzü feda edemeyiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Sertbaş: “Ortalama ihraç fiyatımız 21 doları aştı”

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, 2025 yılı sonu hedeflerini mutlak büyüme yerine, pazar kaybetmeden    değer bazlı ihracatı güçlendirmek üzerine konumlandırdıklarını, zor bir yılda dengeli kalmayı ve rekabetçiliğimizi korumayı amaçladıklarını kaydetti.

“İstihdama katkımız ve katma değerli ihracatımız son derece kıymetli” ifadelerini kullanan Sertbaş, “Nitekim sektörümüzün ortalama ihracat fiyatı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir performans sergiliyor. Türkiye genelinde tüm sektörlerde ortalama ihracat birim fiyatı 1,6 $/kg iken; 2025 yılı hazır giyim Türkiye geneli ihracat birim fiyatı 16,21 $/kg, EHKİB ihracat birim fiyatı ise 21,19 $/kg seviyesindedir. 2025 yılının bütününde; EHKİB olarak 1191 üye firmamız 163 ülke ve bölgeye ihracat yaptı. İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere ve İtalya en çok ihracat yaptığımız ülkeler oldu. 2026’ya dönük hedefimiz; katma değerli üretim, tasarım ve markalaşma, sürdürülebilir dönüşüme uyum ve dijitalleşme yatırımlarını hızlandırarak ihracatta toparlanma eğilimini başlatmak olacak” dedi.

8 yılda 26 milli katılım organizasyonuna 563 firmayla katıldık

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı 8 yıllık süreci de özetleyen Sertbaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Başkanlığım boyunca 563 firma katılımıyla 26 milli katılım organizasyonu, 3 sanal fuar katılımı ve 4 yurt içi sektörel fuar organizasyonu gerçekleştirdik. Bu tablo, Birliğimizin üyelerimizin pazar erişimini güçlendirme konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Elbette yalnızca fuarlar değil; firmalarımızın alıcılarla doğrudan temasını sağlayan ticaret heyetleri ve ikili iş görüşmeleri de önemli başlıklarımızdan biri oldu. Hollanda merkezli firmalarla üyelerimizi buluşturarak ikili iş görüşmeleri düzenledik. Bunların yanı sıra, farklı ülkelerden alıcıları İzmir’de ağırladığımız alım heyetleri ile üyelerimizi doğrudan markalarla bir araya getirdik. Firmalarımızın rekabet gücünü kalıcı olarak artırmak için UR-GE projelerini de etkin bir şekilde kullandık. Bu 8 yıllık süreçte 3 adet UR-GE projesi yürüttük. UR-GE çalışmalarımızın yanında Avrupa Birliği projeleri tarafında da önemli bir ağ ve kapasite oluşturduk. Koordinatör veya partner olarak 2 ulusal, 11 uluslararası proje başvurusu gerçekleştirdik. Sizlerle güzel bir haberi de paylaşmak istiyorum. Interreg NEXT MED Programı - Yeşil Dönüşüm çağrısı kapsamında, Birliğimizin de partneri olduğu projemiz ilk aşamayı başarıyla geçti. Tüm Akdeniz Havzası ülkelerinden yapılan 814 başvuru arasından sıyrılarak ilk 79 proje arasına girmeyi başaran bu projemiz; toplam 2.665.000 Euro bütçesiyle sürdürülebilir üretim vizyonumuzun uluslararası alandaki en somut yansımalarından biri olacaktır. 8 yıllık süreçte hem fiziksel hem dijital ortamda 100’ün üzerinde eğitim programı düzenledik. Özetle; 8 yılda tasarımı, ihracatı, sürdürülebilirliği, dijitalleşmeyi ve insan kaynağını odağa alarak Birliğimizin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye; üyelerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü konumlanmasına katkı sunmaya gayret ettik.”

4 kategoride 67 firma ödül aldı

2-5 milyon dolar arası ihracat gerçekleştiren 39 firmaya bronz, 5-20 milyon dolar arası ihracat gerçekleştiren 19 firmaya gümüş, 20-100 milyon dolar ihracat gerçekleştiren 7 firmaya altın ve 100 milyon dolar ve üzeri ihracat gerçekleştiren 2 firmaya platin kategorilerinde ödülleri takdim edildi. 67 firma, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılındaki 1 milyar 268 milyon dolarlık ihracatına 940 milyon dolarlık katkı sağladı.


Ödül Alan Firma Listesi

Platin

Sun Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Üniteks Tekstil Gıda Sanayi Dış Ticaret Anonim Şirketi

Altın

Era Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

FB Dış Ticaret Anonim Şirketi

Maseksport Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Tekstil Tarım İhracat İthalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Narkonteks Tekstil İhr.İth.San ve Tic. A.Ş.

Roteks Tekstil İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Spot Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Yavuzçehre Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Gümüş

Aydema Tekstil Otomotiv Danışmanlık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Beta Konfeksiyon Tekstil İhracat İthalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

DEBB Unica Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Demirışık Teks.Konf.San. A.Ş.

DESMA Moda Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Egedeniz Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi

FARBE Tekstil Turizm İnşaat Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

FG Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Fıratteks Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

GNT Tekstil Bilişim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Gülcan Sepin Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Leana Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş

MEBA Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti.

MEDCARE Sağlık Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

MOSİ Tekstil Anonim Şirketi - İrfan Özdeş

SINA Tekstil Ve Konfeksiyon Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Tayra Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

TYH Ulusl. Teks. Paz. San. ve Tic. Aş

Zaroteks Tekstil İnş. Taahhüt İth. İhr. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti

Bronz

Akçakaya Group Tekstil Anonim Şirketi

Antebi Design Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Aydın Scv Tekstil Giyim Anonim Şirketi

Baggi Tekstil İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Barse Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Bartateks Tekstil Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Beoteks Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Betobe Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

BR Mağazacılık Ticaret Anonim Şirketi

Demoteks Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.

ECO Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

EM-Fİ Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Enra Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti.

Eros Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Flaş Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.

GERMATÜRK Spor Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Hoodıe Hoo Responsıble Productıon Tekstil Anonim Şirketi

İmeks Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

İnci Mobilya Malz. Tic. ve San. A. Ş.

İya Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

JK Mağazacılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Kiğılı Giyim Tic. Aş

Mager Tekstil Giyim Gıda İnşaat Turizm Nakliye ve Ticaret Limited Şirketi

Masculını Tekstil Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Mergü Tekstil Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.

MGM Tekstil Sanayi ve Tic.A.Ş.

Modalt Tekstil Konfeksiyon San ve Tic. Ltd. Şti.

Nasteks Tekstil Ürünleri ve Yemek Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.

Orimpex Tekstil Anonim Şirketi

Öz Simge Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Roka Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Ruba Fermuar Ve Pres Döküm Sanayi Anonim Şirketi

Seyfeli Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Sir Hazır Giyim Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Tuline Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Unuvar Tekstil Medikal Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Version Tekstil Turizm Sanayi ve Dış Tic. A. Ş.

Yarda Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Yototeks Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

 

.

14 Şubat 2026

Şerife Taşçı Styling Alsancak’ta açıldı


Şerife Taşçı Styling Alsancak Talatpaşa Bulvarı’nda 14 Şubat Cumartesi günü görkemli bir törenle açıldı.

Açılış törenine çok sayıda davetli katıldı. Açılış kurdelasını Moda Tasarımcısı Şerife Taşçı ile birlikte İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Mustafa Güvenli, NEO TV. Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, Moda tasarımcısı Meryem Öztürk kesti.


30 yıldır bu sektörde olduğunu vurgulayan Moda Tasarımcısı Şerife Taşçı 14 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te açılışı gerçekleştirilen modaevinin romantik bir gün olan sevgililer gününde gençlere hitap eden bir açılış olmasını istedikleri için bu günü tercih ettiklerini söyledi.


Açıklamalarına, gelinlik sektöründe ve imaj danışmanlığı olarak danışanlarımızla birlikte bir ön görüşme yaparak ten rengi ve fiziğini belirliyoruz diye başlayan Taşçı, daha sonra gelinlik veya nişanlık tasarımını yapıyoruz. Makyajda, kuaförde de yanlarında oluyor renk analizini yapıyoruz. Saç tasarımında da bizlerin dokunuşu oluyor. Ayrıca damatlarımızın da giyiminde, yüzlerindeki tıraşlarında, saç renkleri ve saç tasarımlarına kadar destek veriyoruz. Düğün salonlarında her daim yanlarında bulunuyoruz. Her hangi bir olumsuz durumunda terslik yaşamamaları için yanlarındayız. Kısaca özetlemek gerekirse başlangıçtan bitimine kadar hep birlikteyiz” dedi.


Gelinliğinizi gelin birlikte seçelim

Her gelin farklıdır ve her vücut tipi farklı kesimler gerektirir. Gelinliğinizi en doğru şekilde seçmek, özel gününüzde kendinizi hem şık hem rahat hissetmenizi sağlar. Şerife Taşçı Styling’den danışmanlık alarak, bu özel günü en iyi şekilde yaşamanız mümkün. Bizimle iletişime geçerek, sosyal medya hesaplarımız veya telefon aracılığıyla randevu alabilir; bu özel döneminizi profesyonel danışmanlık desteğiyle en keyifli ve stressiz şekilde geçirmenizi sağlayabilirsiniz. Önceliğimiz sizin için uygun olanı tasarlayarak sizi o güne en güzel şekilde hazırlamak, ifadelerini kullandı.


Gelinlik damatlık ve kişisel imaj danışmanlık ön görüşme için randevu almak için; 05528037168 veya 05548345097 telefonlarından “instagram serifetascistyling” hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz.


 

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

12 Şubat 2026

KİLO VERMEK NEDEN ZOR!

Çünkü kilo vermek demek; daha az yemek ya da çok hareket etmek değildir.

Elbette ki sağlıklı beslenme ve hareket çok önemlidir. Ama uzun vade de bunları uygulamakta zorlanırız. Çünkü stres, uyku kalitesi düşüklüğü, duygusal travmalar ve metabolik sistemdeki aksaklıklar bizimle yaşamaya devam eder.

Kendinize şunu sorun: "Gerçekten aç olduğum için mi yemek yiyorum yoksa duygusal açlık mı yaşıyorum?"

Stres, iştahımızı azaltabilir ya da arttırabilir. Çoğunlukla yemenin verdiği mutluluk bizim için vazgeçilmez olur ve yedikçe daha çok yeriz. Özellikle gece uyuyamadığımızda bu yeme hissi daha da artar.

Bütün bunların yanında İnsülin direnci, Tiroit fonksiyonu, bazı ilaçlar ve Menopoz da daha çok yeme isteğimizi arttırabilir.

Bu durundan kurtulmak için tıbbi muayene ve diyet işimizi kolaylaştıracak ilk faktörlerdir. Bir uzmandan destek alalım ve en büyük desteğin de kendimiz olduğunu unutmayalım.

Her hastalıkta olduğu gibi sağlıklı beslenmek ve kilo kontrolü "Parkinson" hastaları içinde çok önemlidir...


Kaynak: https://parkinsonhastaveyakinlari.blogspot.com/

11 Şubat 2026

Bianca Vita İzmir’de Açıldı


İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Moda Tekstil Konfeksiyoncular Sitesi (MTK) Sitesi Başkanı Abdullah Salkım'ın sahip olduğu Bianca Vita Gelinlik Mağazası Halit Ziya Bulvarı'nda açıldı.

İzmir’de abiye ve gelinlik sektörünün merkezi olan Mimar Kemalettin’e katma değer yaratacak yeni bir mağaza eklendi.

Geniş katılımla gerçekleştirilen açılış törenine; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, EBSO Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İZTO ve EBSO Meclis üyeleri ile MTK esnafı katıldı.

Açılışta, Türkiye’nin yatırıma, gelişmeye ve refaha ihtiyacı olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Ekonominin kara bulutlarını dağıtmaya ihtiyacımız var. Bu da üreterek olacak. Ben İzmir’de çalışan ve üreten herkese çok büyük minnet duyuyorum. Yeni bir iş yerinin açılması şehre gelen berekettir. Ama gelinlik ve abiyeyi ayrı bir yere koymak lazım. İzmir’de bu sektör çok ciddi bir ihracat yapıyor. O yüzden bizim için çok kıymetli. Ben sektördeki herkesin ihtiyacı olduğu zaman onların destekçisi olmaya her zaman hazır olduğumuzu tekrar söylemek isterim. İzmir’de bu sektör gerçekten çok ciddi bir ihracat yapıyor. O yüzden de bizim için çok kıymetli. Ben hem Abdullah Bey’in, hem diğer tüm üreticilerimizin, sektördeki herkesin ihtiyacı olduğu zaman yanlarında olmaya, onların destekçisi olmaya her zaman hazır olduğumuzu, bu desteği gönülden vereceğimizi bu vesileyle tekrar söylemek isterim. Sevgili Abdullah Bey’e, çok değerli eşine, bu iş yerinde emek verecek tüm arkadaşlarımıza ve tabii Mimar Kemalettin’e hayırlı uğurlu olsun. Bereketli olsun” diye konuştu.

AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise konuşmasında, “Bugün burada sadece çok kıymetli İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Salkım’ın yeni mağazasının değil Mimar Kemalettin’deki bütün esnaflarımız için hayırlı uğurlu olacağına inandığımız bir açılışı gerçekleştiriyoruz. Çünkü bugün İzmir en büyük fuarlardan birisi olan mermer fuarına ev sahipliği yapıyor ama ondan sonra da en büyük ve nitelikli fuar gelinlik fuarı. Buradaki bütün esnaflarımız İzmir’in ticaretine, ekonomisine çok büyük katkıda bulunuyor. Yerel yönetimlerin de fuar anlamında İzmir’i çok iyi yerlere taşıması için bizde her zaman desteğimizi vermekten mutluluk duyuyoruz. Bugün buradaki bütün esnaflarımızın İzmir’in ticaretine, ekonomisine çok büyük katkıda bulunduğunun ben altını çiziyorum.  Tekrar hepinize hayırlı kazançlar olmasını diliyoruz. Tabii ki yerel yönetimlerin de bu fuar anlamında İzmir’imizi çok iyi yerlere taşıması için biz de her zaman desteğimizi İzmir’imiz adına vermekten mutluluk duyuyoruz. Allah bol kazanç, bol bereket versin. Buradan gelinliğini, ceketini alan bütün çiftlerin çok mutlu olmasını diliyorum.” dedi.


Konuşmaların ardından tüm protokol üyeleri hep birlikte dua ve hayırlı olsun dilekleri ile açılış kurdelasını kesti.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

10 Şubat 2026

Konak’ın Sevgililer Günü El Emeği Kermesi başladı


Konak Belediyesi’nin ilgiyle beklenen Sevgililer Günü El Emeği Kermesi başladı.

Alsancak Dominik Caddesi’nde kurulan kermesi ziyaret ederek emekçi kadınlarla bir araya gelen Başkan Mutlu, “Sevdiklerinize en güzel hediyeler elbette kadın emeğiyle üretilenler. Neşeli, keyifli bir Sevgililer Günü kutlaması için kermesimize davetlisiniz” dedi.

Konak Belediyesi’nin 14 Şubat Sevgililer Günü etkinlikleri kapsamında düzenlediği Sevgililer Günü El Emeği Kermesi coşkuyla başladı. Alsancak Gazi Ortaokulu yanında yer alan trafiğe kapalı Dominik Caddesi üzerinde kurulan kermes ilk günden yoğun ilgi gördü. Üreten kadınların el emeği ürünlerinin satışa sunulduğu stantlar, sevdiklerine hediye almak isteyenlerle doldu taştı. Kermesin ilk gününde Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da emekçi kadınları yalnız bırakmayarak stantları tek tek ziyaret etti. Eşi Necip Mutlu’nun da eşlik ettiği Başkan Mutlu, tüm İzmirlileri kermese davet ederek, “Sevgili komşularım, Sevgililer Günü etkinliklerimize ve kermesimize hepinizi bekliyoruz. Sevdiklerinize en güzel hediyeler elbette kadın emeğiyle üretilenler. Neşeli, keyifli bir Sevgililer Günü kutlaması için kermesimize davetlisiniz” dedi.

Barış, adalet, özgürlük vurgusu

Kermes alanında bir yandan stantları ziyaret eden Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, bir yandan da kermesten sevdiklerine hediyeler alan Konaklıların taleplerini dinledi. Alanda kurulan dilek ağacına dilek kartı asmayı da ihmal etmeyen Başkan Mutlu, kağıda tüm ülkenin özlemi olan “Barış, Adalet, Özgürlük” kelimelerini yazdı. Büyük ilgi gören kermesin ziyaretçilerinden biri de Geçmiş Dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu oldu. Kocaoğlu, kermesin sevgiyi ve kadın emeğini vurgulayan, ekonomiyi canlandıran bir etkinlik olduğunu ifade etti.


Sevgi Konak’ta büyüyor

Konak Belediyesi’nin düzenlediği Sevgililer Günü El Emeği Kermesi, 14 Şubat tarihine kadar 11.00-21.00 saatleri arasında Dominik Caddesi’nde sevdiklerine hediye almak isteyenlerin adresi olacak. Öte yandan 10 Şubat’ta Şef Deniz Aygün Araal yönetimindeki Konak Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel konser gerçekleştirecek.


İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

9 Şubat 2026

Türkiye Yüzyılı Kadınları Mikro Art Sergisi İzmir’de


Cumhuriyet’in 102. yılı anısına Türk Kızılay öncülüğünde hazırlanan “Türkiye Yüzyılı Kadınları Mikro Art Resim Sergisi”, İzmir’de sanatseverlerle buluştu.

Bilimden sanata, spordan toplumsal hayata kadar pek çok alanda Türkiye tarihine iz bırakmış 46 öncü Türk kadınının yaşamı ve başarıları, mikro art sanatçısı Murat Uçar tarafından hazırlanan eserlerle yeniden hayat buldu. Mikro ölçekte üretilen eserler, izleyiciyi alışılmış bakış açısının dışına çıkararak ayrıntıya, emeğe ve hikâyeye odaklanmaya davet etti.

Küratörlüğünü Yeşim Beyla’nın üstlendiği İzmir Ticaret Odası'ndaki sergi, açıldığı ilk günden itibaren yoğun ilgi gördü. Ziyaretçiler, mikro eserleri büyüteçle inceleyerek portrelerin içine sığdırılan tarihsel ve duygusal ayrıntıları yakından görme fırsatı buldu. Bağış yoluyla sahiplenilen eserlerden elde edilecek gelir, Türk Kızılay’ın insani yardım faaliyetlerinde kullanılacak.

Türk Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Karadeniz'in de katıldığı açılışta konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, 6 Şubat depremlerini hatırlatarak, afet anlarında Türk Kızılay’ın üstlendiği hayati role dikkat çekti. Çankırı, “Nerede bir ihtiyaç, nerede bir acı varsa Türk Kızılay orada. Afet zamanlarında olduğu kadar, normal zamanlarda da iyiliği büyüten bir yapıyla karşı karşıyayız” dedi. Kızılay’ın yalnızca yardım faaliyetleriyle değil, eğitimden sağlığa, kültürden sanata uzanan geniş bir alanda toplumsal fayda ürettiğini vurgulayan Çankırı, bu serginin de iyilik anlayışının sanatla buluştuğu çok kıymetli bir örnek olduğunu ifade etti. Sergide yer alan kadınların her birinin kendi alanında “ilkleri başarmış” isimler olduğuna dikkat çeken Çankırı, “Kadınları güçlendirdiğimizde aileyi, aileyi güçlendirdiğimizde toplumu güçlendirdiğimizi çok iyi biliyoruz. Bu sergi, Cumhuriyet’in kadınlara açtığı yolun bugün hâlâ iyilikle, dayanışmayla ve umutla devam ettiğinin güçlü bir göstergesidir” diye konuştu.

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da, Anadolu topraklarında kadınların tarih boyunca başardıklarının bu özel çalışma ile bir kez daha görünür kılındığını, mikro sanatın ince işçiliğinin bu anlamı daha da derinleştirdiğini belirtti. İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer ise serginin kültürel hafıza açısından son derece kıymetli bir katkı sunduğunu ifade etti. Türk Kızılay İstanbul İl Başkanı Burcu Kösem, sergide yer alan her kadının kendi alanında bir ilk olduğuna ve eserlerin sahiplenilmesiyle iyiliğin daha fazla insana ulaşacağına dikkat çekti.


Türk Kızılay İzmir İl Başkanı Kerem Baykalmış, mimardan pilota, doktordan sosyoloğa kadar birçok öncü kadının mikro art ile resmedildiği bu çalışmanın benzerinin bulunmadığını ifade etti. Baykalmış, sanatçı Murat Uçar’ın her fırça darbesinde gösterdiği hassasiyetin, Kızılay’ın “alan el ile veren el” arasında kurduğu iyilik köprüsüyle aynı ruhu taşıdığını vurguladı.

Türk Kızılay İzmir İl Kadın Başkanı Gonca Aslan ise serginin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını belirterek, bunun Türkiye tarihine yön vermiş kadınlara sunulmuş güçlü bir saygı duruşu olduğunu ifade etti. Aslan, mikro ölçekte üretilen eserlerin kadınların cesaretini, emeğini ve dönüştürücü gücünü büyük bir farkındalıkla hatırlattığını söyledi.

Kalbin Ritmiyle Atılan Fırça Darbeleri

Mikro art sanatçısı Murat Uçar, eserlerini üretirken doğru fırça darbesini yakalayabilmek için fırçasını kalbinin iki atışı arasında tuvale değdiriyor. Saatler ve mücevherler dâhil olmak üzere farklı yüzeyleri tuval olarak kullanan sanatçının eserleri, bugüne kadar çok sayıda uluslararası isme takdim edildi.

Serginin ilk gününde Zübeyde Hanım portresi, Folkart adına İnci Sancak, Ferrah Sancak tarafından sahiplenildi. Sergide ayrıca, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in büyükannesi ve Türkiye’nin ilk kadın Milletvekili Hatice Özgener’in mikro art portresi de yer aldı.

“Türkiye Yüzyılı Kadınları Mikro Art Resim Sergisi”, 13 Şubat 2026 tarihine kadar İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu’nda ziyaret edilebilecek. Sergi, eserlerin sahiplenilmesiyle yalnızca bir sanat deneyimi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda iyiliğe ortak olma çağrısı taşıyor.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

3 Şubat 2026

21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı


Türk tarım sektörünün dünyaya açılan penceresi olan 21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de törenle açıldı.

7 Şubat’a kadar devam edecek “Hayat Veren Su” temalı fuarın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yön ve rotalarının net olduğunu vurgulayarak, üreticinin ve tüketicinin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Tugay, Türkiye’nin ve İzmir’in tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir şehir ve ülke olması için kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti.

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise sayılı tarım fuarları arasında yer alan Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Orion Fuarcılık tarafından bu yıl “Hayat Veren Su” temasıyla 21’inci kez düzenlenen fuar, 7 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.


İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğindeki açılış törenine; Özbekistan Tarım Bakanı Yardımcısı Tulkin Sattarov, CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Yeşim Kebapçıoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ile fuarda yer alan ülkelerin temsilcileri ve sektör profesyonelleri katıldı.

Tugay: Dünya, zorunlu bir dönüşüm sürecinin içinde

Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarım ve fuarcılık kenti olduğunu vurguladı. Fuarda, tarım sektörünü ileriye taşıyacak birçok yenilikçi çözümün yer aldığını belirten Tugay, yapay zekâ destekli tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, veri temelli üretim modelleri ile su verimliliğini artıran teknolojilerin önemine dikkat çekti. Bu çözümlere herkesin ihtiyaç duyduğunu ifade eden Tugay, dünyanın zorunlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Küresel ölçekte ciddi krizlerle karşı karşıya olunduğunu belirten Tugay, gıda krizi, iklim krizi, su krizi ve kuraklığın artık birbirinden ayrı başlıklar olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre 2024 itibarıyla dünyada 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini, yaklaşık 2 milyar 600 milyon kişinin ise sağlıklı beslenemediğini aktaran Tugay, bilim insanlarının gezegenin 1 derece ısınmasının temel tarım ürünlerinde yaklaşık yüzde 10 verim kaybına yol açacağını ortaya koyduğunu söyledi.


“Önümüzde iki temel zorunluluk var”

2025 yılındaki kuraklığa dikkat çeken Başkan Tugay, su krizi ve kuraklığın artık en görünür tehditler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye genelinde son 60 yılda 240 gölden 186’sının tamamen kuruduğunu hatırlatan Tugay, kalan göllerin de kuraklık ve aşırı kirlilik tehdidi altında olduğunu belirtti. Temiz su kaynaklarının hızla azaldığını vurgulayan Tugay, bu tablo karşısında iki temel zorunluluk bulunduğunu ifade etti. Tugay, birincisinin teknolojik dönüşüme uyum sağlamak, ikincisinin ise toplumun tüm kesimleriyle, kamu kurumları, üreticiler, yerel yönetimler ve tüketicilerin katılımıyla ortak ve doğru adımları atmak olduğunu dile getirdi. AGROEXPO’nun teknolojik açıdan yeni ufuklar açtığını belirten Tugay, iş birliği ve ortak akıl boyutuna da aynı ciddiyetle odaklanılması gerektiğini aktardı.

Büyükşehir çalışıyor

İzmir’in yüzde 30’unun işlenebilir tarım arazilerinden oluştuğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kırsal alanlara yönelik çalışmaları güçlendirmek amacıyla Kırsal Planlama Dairesi Başkanlığı’nı kurduklarını söyledi. Tarım ve Gıda Komisyonu ile Kentsel Gıda Stratejisi ve Eylem Planı’nı hayata geçirdiklerini aktaran Tugay, İzmir ve Türkiye’nin kendi kendine yetebilecek üretim potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Çiftçi nüfusunun yaşlandığına ve gençlerin tarımdan uzaklaştığına dikkat çeken Tugay, bu durumun çözülmesi gereken önemli bir sorun olduğunu belirterek, gençlerin köyleri terk etmemesi için Kiraz’da pilot bir çalışma başlattıklarını ifade etti.

“Desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Milano Kentsel Gıda Politikaları Paktı’na üye olduklarını belirterek, “Son 21 ayda Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimize 694 milyon liralık destek sağladık. 2026’da bu desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı söyledik ve bu sözümüzün arkasındayız. Önümüzdeki yıl desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız. Üreticilerimizin daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Çiftçimizi ve üreticimizi asla yalnız bırakmayacağız” dedi. İZMAR sayısını 2026 yılı içinde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Tugay, “Yönümüz de rotamız da belli. Üreticinin de tüketicinin de yanında olmak. Kentimizin ve ülkemizin her alanda kendi kendine yeten bir yapıya kavuşması için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Solakoğlu: Çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye istiyoruz

CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Türkiye’de çiftçiliğin sürdürülemez bir noktaya geldiğini belirterek, gençlerin tarıma yönelmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini söyledi. Sürdürülebilir tarım için ihtisaslaşmanın şart olduğunu vurgulayan Solakoğlu, üreticinin ürününü değerinde satabildiği, markalaşabildiği ve kazanç sağlayabildiği bir düzeni hedeflediklerini ifade ederek, çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye için çalışacaklarını dile getirdi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, tarımın siyaset üstü olduğunu belirterek, Türkiye’de toprak, insan ve suyun iyi yönetilmediğini söyledi. Ulusoy, sağlıklı gıdaya ucuz erişimin öncelik olması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye'yi dünyaya anlatan çok önemli bir buluşma”

İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Agroexpo’nun yalnızca bir fuar değil, kararlılıkla büyütülen ve sahip çıkılan güçlü bir marka olduğunu belirterek, “Fuarımız, Türkiye’nin üretim gücünü, bilgi birikimini ve gelecek hedeflerini dünyaya anlatan çok önemli bir buluşmadır” dedi. İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, su kaynaklarının azaldığını ve birçok bölgede toprak kalitesinin bozulduğunu belirterek, “Dünya tarımı, daha az kaynakla daha fazla ve daha kaliteli üretim yapma zorluğuyla karşı karşıya” diye konuştu. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, günümüzde dijitalleşme ve yapay zekânın öneminin sıkça vurgulandığını belirterek, tarım ve hayvancılığın hâlâ en stratejik sektörlerin başında geldiğini söyledi.

Tarımda su ve üretim vurgusu

İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, 2025 yılında yaşanan kuraklık, yangınlar, doğal afetler ve iklim krizinin yarattığı tüm zorluklara rağmen çiftçilerin üretimi sürdürdüğünü belirtirken, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan ise suyun tarımın temel unsuru olduğunu vurgulayarak, doğru sulama ve sulama teknolojilerine odaklanılması gerektiğini, vahşi sulamanın artık tarihe gömülmesi gerektiğini söyledi.

60 ülkeden 500 firma

AGROEXPO’da 60 ülkeden 500 firma ile yüz binlerce ziyaretçi bir araya gelecek. Fuarın, milyarlarca dolarlık iş hacmi oluşturması hedeflenirken; Tarım 5.0, yapay zekâ destekli tarım makineleri ve akıllı sulama sistemleri gibi yenilikçi teknolojiler de vitrine çıkacak. Panel ve seminerlerde iklim değişikliği ile su güvenliği gibi küresel sorunlar ele alınacak. Alım Heyeti Programları kapsamında Avrupa, Afrika, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetlerden gelen iş insanları üreticilerle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu iş birliklerinin Türkiye’nin ihracatına milyarlarca dolarlık katkı sağlaması amaçlanıyor. Fuar, 3–7 Şubat 2026 tarihleri arasında 10.00–18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

 İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT