21 Temmuz 2018

İzmir’li Seyirciyi Kucaklamak İstiyorum..

İzmir Kent Orkestra’sının şefi, trompet sanatçısı Hüseyin Çebi ile dünden bugüne müzik yolculuğunu konuştuk.

Bize kendinizden bahseder misiniz?
Ankara doğumluyum. Ailem Karadenizli. Babam Çamlıhemşin’de doğmuş. Babaannem Litvanya’lı olduğu için daha sonraki yıllar da Litvanya’ya yerleşiyorlar. Babam önce Moskova daha sonra Viyana konservatuvarı’nda eğitim alıyor. Eğitimini bitirince Türkiye’ye dönüyor. Babam Riyaset-i Cumhur (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) keman sanatçısı olarak görev yapmaya başlıyor. Babam Latinceyi ana dili gibi konuşuyor. Ayrıca Almanca, Fransızca ve İtalyanca biliyor. Babamı anlatmak kelimelere sığmaz. Çok mükemmel bir insandı.

Erol Çebi (ağabeyim) Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Armoni Mızıkası’nda okula başladı. Daha sonra ben de aynı okula yazıldım. Çok iyi eğitim aldık. Muammer Sun ve Hikmet Şimşek benim hocalarımdı. Yüksek lisansımı da aynı okulda yaptım. Devlet tiyatrolarına müzikal oyun ve çocuk oyunları yazdım. 240’a yakın bestem var.


Orkestra şefi olmaya nasıl karar verdiniz?
Okulda orkestra şefliği eğitimini almıştım. Armoni mızıkası dağılınca orkestra şefliğine başladım.

Bir orkestra yönetmenin çok zor olduğunu biliyoruz. Orkestra şefinin yapması gereken önemli şeyler nelerdir?
Çalınan eserleri çok iyi bilmeniz gerekir. Tüm orkestra’nın, tüm enstrüman’ların ne çaldığını orkestra şefi bilmek durumundadır. Orkestra şefi İyi bir eğitim almalı, enstrüman’ların hepsini iyi tanımalıdır. Eğitim alırken bu incelikleri öğreniyoruz.

Siz hangi enstrümanı çalıyorsunuz?
Ben trompet sanatçısıyım. Türkiye’de isim yapmış çok sayıda öğrencim var. Özellikle kızlarımızın trompet sanatçısı olması için ilk adım atanlardan birisiyim.
1979 yılında Atatürk’e saygı marşı için bir yarışma açılmıştı. Yarışmayı kazandım. Anıtkabir’de dinlediğiniz “Saygı Marşı”nı ben çaldım.

Müzikte disiplinin yeri nedir? Sizin disiplin anlayışınız nasıl?
Önce saygılı olacaksınız. Orkestra’ya zamanında gelmek, repertuar için hazırlanmak disiplin gerektiren konular. Çok sayıda konser düzenliyoruz. Disiplin olmazsa hiç bir şey olmaz.

İzmirli seyircileri nasıl buluyorsunuz?
İzmirliler çok duygulu ve çok yetenekli. Konserlerimizde İzmirli seyircileri  ve biz büyük bir koro oluyoruz. Bütün İzmir’li seyirciyi kucaklamak istiyorum. İzmirliler iyi bir radyo dinleyicisi. Bu yüzden birçok parçayı ezbere biliyor. İzmir’de 110 tane kadar koro olduğunu sanıyorum. Bilinçli bir seyirci olduğunu düşünüyorum.

Repertuar seçimini nasıl yapıyorsunuz?
Elli yılın bana getirdiği tecrübe var. Solistler hangi parçayı söylemeli, yetenekleri hangi dallarda. Türkçe parçaları kim güzel söyler. İnceleyip karar veriyoruz. Araştırmalar günler sürebiliyor.
Benim hayatım Frank Sinatra ile geçti. My Way şarkısı benim en sevdiğim parçalardan biridir. Hemen hemen bütün müzik türlerini seslendiriyoruz. Opera, arya, caz, klasik,pop repertuarımızda yer almaya devam edecek.

Orkestrada o kadar çok farklı sesi aynı anda nasıl duyuyorsunuz?
Çok iyi müzik kulağı, algı ve yorum gücünüz olmalıdır. Farklı sesleri aynı anda duymak bizim işimiz bu. Orkestra, koro ve solistleri bir araya getirip kulağa en hoş gelecek şekilde müziğin dinleyiciye iletilmesi orkestra şefinin görevidir.

İş hayatınızdan arta kalan zamanda, nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Müzik bütün vaktimi alıyor. Bir ara öğrencilerimle çalışmaktan öğle yemeği yemek için vaktim olmazdı. Çok arkadaşım yok. Müzik dışında dostlarımla sohbet ederek vakit geçirmeyi seviyorum.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası Şefi olarak çalışmaya nasıl karar verdiniz?
1999 yılında Ahmet Piriştina’nın bir projesi olarak hayata geçirilen kent orkestrası için önemli Türk bestecilerinden Muammer Sun ile iletişime geçilmiş. Kent orkestra’sının kurulması için kendisine gelen teklifi “İzmir’de Hüseyin Çebi varken benim oraya gelmeme gerek yok, o çok güzel bir orkestra kurar” diyerek proje için beni aradılar. Ahmet Piriştina ile toplantı yaptık. Kent orkestrasını kurduk. İlk konserimize Ahmet Piriştina’da katıldı. Konser sonunda bizlere hatıra olarak birer çeyrek altın armağan etti. Çok özel bir hediyedir. Hala saklarım.

Son olarak söylemek istedikleriniz?
İzmir Devlet Opera ve Balesi Baş Dekoratörü Oğlum Tayfun’a ve Ankara Devlet Tiyatrosu Giysi Tasarım Bölümü’nde görevli kızım Funda’ya sevgilerimi ve öpücüklerimi yolluyorum.

İzmir Modern / Nurten ÖĞÜT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder